Fundamentalizm Nedir ?

Fundamentalizmin Tanımı Türkçede ‘köktencilik’ olarak ifadesini bulan fundamentalizm kavramı, Latince ‘fundament’ kelimesinden türetilmiştir ve sözlük anlamı olarak ‘temel’, ‘esas’, ‘esaslı’ anlamlarına gelir.1 Tek bir tanımı mümkün olmamakla birlikte bir dini hareket olarak fundamentalizm, özellikle kutsal metinde yer alan dinin temel yönlerinin mutlak doğruluğuna literal okumayı temel alarak vurgu yapar. Kavram, ilk olarak hristiyan inancının akide ve temel ilkelerine bağlılıklarını ifade eden hristiyanlar tarafından kullanılmış ve bu...

Ataerkillik Feminizm

Ataerkillik Feminizm feminizm' terimi Latince kadın anlamına gelen 'femina'dan türetil­miştir ve köken olarak 'kadınsı özelliklere sahip olmak' anlamını taşır. Bu terim Kadın Hareketinin, kadınların eşit haklar mücadelesinin genel adı olarak ve yirminci yüzyılda cinsiyet eşitliği teorisi olarak benimsenmiş ve 1890 lardaki 'Kadıncılık' teriminin yerini almıştır. Tüm Kadın Hareketini temsile ve birleştirmeye çalışan bu terim geniş bir tanımlar ve vurgular çeşitliliğini yansıtır....

IRKÇILIK

  IRKÇILIK   Bazı ırkların diğerlerinden üstün olduğu­nu savunan görüş ve bu ırklara mensup olanlara diğer ırklardaki insanlardan çok ve üstün haklar tanınmasını isteyen siya­sal akım. Irkçılık XIX. yüzyılda Fransız Joseph-Arthur de Gobineau ve İngiliz Houston Stewart Chamberlain tarafın­dan bilimsel bir teori haline getirilmeğe çalışıldı. Gobineau "îman Irklarının Eşit-sizliği Üzerine Deneme" adlı eserinde in­san ırkları arasında doğuştan bir takım farklılıkların bulunduğunu, beyaz ırkın üs­tünlüğünü, beyazlar içinde Ârî,ırkiû,en yüksek medeniyet...

HÜR DÜNYA

  HÜR DÜNYA   Esas olarak II. Dünya Savaşı sonrası dö­nemde, komünist blok dışında kalan Batı­lı ülkeler için kullanılmış bir deyim. Döne­minin İngiltere Başbakanı Winston ChurchüTin komünist dünya ile liberal dünyayı birbirinden ayıran bir demir perdeden bahsetmesi ile, bu perdeningerisin-de kalan dünya için hür dünya deyimi kul­lanılmağa başlandı. Daha sonra deyim ge­nişleyerek, komünist ülkeler dışındaki bü­tün ülkeler için kullanılır hale gelmiştir. Tana YARDIM Bk. Süper Güçler  

HÜMANİZM

  HÜMANİZM   Humanismus kelimesini Yeni Çağlarda ilk kullanan Friedrich Immanuel Niet-hammer (1776-1848) adında bir Alman Pedagog olmuştur. Niethammer bu keli­meyle, insanın eğitimindeki iki temel eğilir mi belirtmiştir: "insanseverlik" ve "insan­cılık". Ünlü Fransız sözlükçüsü Littre'nin 1860'lardaki sözlüğünde humanismus ke­limesine yer verilmemiştir. Kelimenin an­cak 1870-75 yularında kullanılmaya baş­landığı görülecektir. Filolog Georg Voigt (1827-1891) tarafından kelimeye giderek daha belirgin bir anlam kazandırılmaya çalışılacaktır. Voigt'a göre Humanismus, bîr tarih çağının ve manevi bir tutumun...

HÜKÜMET

   HÜKÜMET   Hukuk ve siyaset biliminde bîri dar, di­ğeri geniş anlamda kullanılan ve çeşitli an­lamları olan bir kavramdır. Dar anlamda, bir devletin otoriteye ilişkin kaçarları uy­gulayan ve yürütme gücünü temsil eden bakanlar kurulunu ifade eden hükümet kavramı, geniş anlamda bir devletin yasa­ma, yürütme ve yargı organlarını ve bunla­ra bağlı olarak devlet yetkisini kullanan tüm devlet organlarını içine alsın siyasal yönetim biçimini ifade eder. Demokratik hükümet, monarşik hükümet...

HURUÇ

  HURUÇ   Yöneticilere karşı -genelde silahlı- baş­kaldırı anlamına gelir. İslam Devlet siste­minde, görevde kalması ümmetin iyiliği açısından sakıncalı olan yöneticiler, Ehl-i Hail ve'l-Akd tarafından görevden uzak­laştırılırlar. Yönetici kendi kararıyla da görevden çekilebilir. Silahlı isyanlar ve benzeri ayaklanmalar, Ehl-i sünnet'in bü­yük bir çoğunluğunca meşru sayılmamış­tır. Harici ve Mute/ili grupları ile Zeydi-ler silahlı isyanı meşru kabul ederler. Ehl-i Sünnet uleması arasında da bunu meşru kabul edenler vardır. Bu "meşru" veya...

HOŞGÖRÜ

  HOŞGÖRÜ   Gücenmeyi gerektiren bir tutum, ya da davranış karşısında tepki götermeme, ta­hammül gösterme hali. Batıda mezhepler arası çatışmaya karşı çıkmak, ya da bilim-din tartışmalarında baskıya karşı kul­lanılan bir kavramdır. Batıda felsefi bir kavram olarak, XV.-yüzyılda Nicalaus Cusanus tarafından ile-Tİ sürülmüş, daha sonra ise Spinoza, Loc-ke ve Voltaire gibi düşünürler tarafından, düşünce ve bilimsel özgürlük amacı ile kullanılmıştır. Kavram XVI. yüzyılda Thomas More'un Ütopya isimli eseri ile yoğun bir...

HİYERARŞİ

  HİYERARŞİ   Toplumsal örgütlerde iktidarın ve görev­lerin kademelendirihnesini, ast-üst ilişki­lerine göre düzenlenmesini ifade eden kavram. Kelimenin aslı Yunanca hierark-ftt'a'dan gelmekte olup Eski Yunan ve Bi­zans' ta" kutsal hakimiyet" manasında kul­lanılmıştır. Kilise teşkilatının Papadan aşağıya doğru inen örgütlenmesini ifade etmek için de hiyerarşi kavramı kullanıl­mıştır. Ayrıca İngilizcede din işleri amirli­ği, din adamları tarafından yönetilen hü­kümet usulü, din işleriyle meşgul memur­ların ifade edilmesinde de hiyerarşi kavra­mı kullanılmıştır. Çağdaş anlamda hiyerarşi, belli bir bü­yüklüğe...

HİSTERİ

  HİSTERİ   Çatışma ve bastırmadan doğan psiko-nevrotik bir rahatsızlık olan histeri, bir tür nevrozdur. Histerikler (histeri hastalı­ğına tutulmuş olanlar) sık sık durumların­dan şikayet ederler ve fiziksel bir hastalı­ğın semptomlarını sergilerler. Uygulama­da, herhangi bir fiziksel rahatsızlığın semptomları histerilerde taklit edilebilir. Her ne kadar bu hastalıkların semptomla­rı gerçekten hastada ortaya çıkarsa da, bu semptomların herhangi bir fiziksel nede­ni yoktur. Psikiyatristlere göre bu semp­tomların kaygıyı azaltıcı bir işlevi vardır ve hastanın...

HİPNOZ

  HİPNOZ   Yunanca'da "uyku" anlamına gelen hip­noz, bilimsel olarak yeni enformasyonlar almaya nispeten açık bîr kişideki belirli bir noktaya yoğunlaşmış dikkat şekli ola­rak tanımlanır. Daha dar bîr anlamda trans-benzeri bir durumun bir kişi tarafın­dan bir başkasında ortaya çıkartılması an­lamına gelir. Sanılanın aksine hipnoz bir uyku değil, uyanıldık halidir. Hipnotik du­rumda çekilen elektroensefalogramlar bu­nu ispatlamaktadır. Hipnoza benzer ya­şantılar, gündelik hayat sırasında da (ör­neğin kitap okurken kişinin hayal dünyası­na dalıp gitmesi...

HİNT DÜŞÜNCESİ

  HİNT DÜŞÜNCESİ   M.Ö. 1250-800 yıllan arasında yazıya geçirilmiş Veda adlı kitaplardaki inançla­rı temel almakla birlikte, başlangıcı bin­lerce yıl daha ötelere uzanan, sonralarıy-sa, gerçekleşen çeşitli açılımlarla daha bir genişlik ve yaygınlık kazanmış bulunan ay­nı amaca yönelik ve oldukça benzer yo­rum ve yöntemleri benimseyen dinler top­luluğunun Hindistan'da oluşturduğu, bes­lediği ve geliştirdiği inanç ve düşünceler bütünü, Hint düşüncesi olarak ifade edi­lir. Varlık'm tek olduğu, çokluk'ta gerçek varlık bulunmadığı, insan'in ancak bunun...

HİMAYECİLİK

HİMAYECİLİK   Ekonomiyi dış rekabetten korumayı amaçlayan ve devlet müdahaleciliğini sa­vunan doktrine himayecilik adı verilir. Hi­mayecilik doktrini Merkantilizmle başla­mıştır. Merkantilistler ekonomik milliyet­çiliği esas kabul etmişlerdir. Dış ticarette İhracatta teşvik, ithalatta ise kısıtlayıcı bir politika izlemişlerdir. Mamul malların it­halatım yüksek gümrük tarifeleri ile önle­mek, hammadde ithalatım kolaylaştır­mak, diğer taraftan, yerli sanayiin ihtiyaç duyacağıhammaddelerin ihracatınıyasak-lamak gibi uygulamalar yapmışlardır. Bu sebeple, ülkenin ekonomik gücünün arta­cağı ve daha iyi rekabet edebileceği savu­nulmuştur. Himayeciliğin ilk temsilcileri,...