HOŞGÖRÜ

134
PAYLAŞ

 

HOŞGÖRÜ

 

Gücenmeyi gerektiren
bir tutum, ya da davranış karşısında tepki götermeme, ta­hammül gösterme hali.
Batıda mezhepler arası çatışmaya karşı çıkmak, ya da bilim-din tartışmalarında
baskıya karşı kul­lanılan bir kavramdır.

Batıda felsefi bir
kavram olarak, XV.-yüzyılda Nicalaus Cusanus tarafından ile-Tİ sürülmüş, daha
sonra ise Spinoza, Loc-ke ve Voltaire gibi düşünürler tarafından, düşünce ve
bilimsel özgürlük amacı ile kullanılmıştır. Kavram XVI. yüzyılda Thomas More’un
Ütopya isimli eseri ile yoğun bir biçimde tartışma gündemine girdi. Ütopya
ülkesinde dinler ve ideoloji­ler, farklı davranışlar herkes tarafından hoşgörü
ile karşılanıyordu. Tepki göste­renler ise sürgüne gönderilecekti. Üstün­lük ve
küçümseme iddiaları ciddiye alın­mayacaktı. More, tanrı inancım zorunlu
görmektedir. Hatta dinsizlik bile suç ol­mayacaktır. Ancak Tann’yı reddedenlere
herhangi bir resmi görev verilmeyecektir.

Rönesansla birlikte
Batıda hoşgörü kav­ramına büyük bir ilgi görülmeye başlandı. Ancak kavramın
pratik hayata aktarılma­sında sorunlar çıktı. Farklı davranışlar, yanlış
yapılanma ve bilgi eksikliğinden kaynaklandığı İçin, insanların farklı davra­nışlarına
karşılıklı hoşgörü ile yaklaşılma­sını zorunlu görenler, bilimsellik düzeyi­nin
yükselmesi ve insanların doğru bilgile­re ulaşması ile hoşgörüye de gerek kalma­yacağını
düşünmektedirler.

insanların farklı umut
ve korkulara sa­hip olması, farklı ön kabullerden yola çık­maları sebebiyle,
kaynak, amaç ve yön­tem farklılıklarından her zaman uzlaşma sağlamaları mümkün
gözükmemektedir. Bu nedenle de birbirlerine karşı hoşgörü Üe yaklaşmak
zorundadırlar. Hoşgörü­nün sağlıklı bir şekilde kullanılabilmesi için, ileri
sürülen iddianın kaynağının, bu iddiaya sahip kişinin amacının ve kaynak­la
amaç arasındaki mantıksal sürecin akli delilleri olması gerekmektedir. Yanlış
bir

hoşgörü anlayışı, hem
hoşgörü sahibi için, hem de hoşgörüye sığınan kişiler için felaketlere kapı
aralayabilir ve kötü alış­kanlıklara neden olabilir.

İslam toplumlarında
hoşgörünün ahlaki bir temeli vardır. Bununla birlikte, safdil­liğe varan bir
davranış biçimi de olmama­sına özen gösterilir. Hoşgörü sahibi, sade­ce yanlışa
göz yummakla yetinmemeli, doğru olanı göstermeli ve aynı yanlışın
tekrarlanmaması için gayret göstermeli­dir. Aksı halde göz yumma, giderek sabrı
taşıran noktalara ulaşabilir ve başlangıçta­ki hoşgörü, daha sonrası için bir
birikim oluşturabilir.

İyi niyet kavramı ile
yakın ilişkisi olan hoşgörü, toplumsal barış ve uzlaşma açı­sından da büyük
Önem taşır.

Abdurrahman DİLİPAK