HİPNOZ

79
PAYLAŞ

 

HİPNOZ

 

Yunanca’da
“uyku” anlamına gelen hip­noz, bilimsel olarak yeni enformasyonlar
almaya nispeten açık bîr kişideki belirli bir noktaya yoğunlaşmış dikkat şekli
ola­rak tanımlanır. Daha dar bîr anlamda trans-benzeri bir durumun bir kişi
tarafın­dan bir başkasında ortaya çıkartılması an­lamına gelir. Sanılanın
aksine hipnoz bir uyku değil, uyanıldık halidir. Hipnotik du­rumda çekilen
elektroensefalogramlar bu­nu ispatlamaktadır. Hipnoza benzer ya­şantılar,
gündelik hayat sırasında da (ör­neğin kitap okurken kişinin hayal dünyası­na
dalıp gitmesi şeklinde) meydana gele­bilmektedir.

Hipnoz hakkında
mitleşmiş önyargılar

bulunsa da, hipnoza
yatkınlık niceliksel olarak ölçülebilir bir durumdur. Örneğin psikiyatri
kliniklerinde tedavi gören insan­ların ancak üçte ikisi hipnoz durumuna gi­rebilir.
Onda biri ise hipnoza çok yatkın­dır. Bu kişiler film seyrederken bile hip­noz
benzeri yaşantılar gösterirler.

Trans (vecd) olgusuna
Batı ve Doğu kül­türlerinde de rastlanır. Hipnozla trans arasında benzerlikler
olduğu gibi, önemli farklılıklar da vardır. Hipnoz ilk kez 18.-yüzyüda
Avusturyalı hekim Mesmer tara­fından bir tedavi aracı olarak kullanılmış­tır.
Mesmer, bu yöntemi’hayvani manye­tizma’ diye adlandırmış; Benjamin Frank-lin ve
Lavosier gibi bilim adamlarının da konuyla ilgilenmelerini sağlayacak kadar
yankılar uyandırmıştır. Bu kişiler, Mes-mcrizmin hayalden başka bir şey olmadı­ğı
sonucuna varmışlardır. İlk kez 19.yüz-yılda James Braid, hayvanı manyetizma­daki
doğrudan telkine ve seansı yapanın isteğine yatkınlıktan söz etmiş, trans duru­mundan
ayırdetmek için hipnoz kelimesi­ni kullanmıştır. Hipnoz dahasonra, özel­likle
histerik hastaların tedavi yöntemi olarak Charcot, Janet, Bernheim ve Fre-ud
gibi hekimlerce de kullanılmıştır. Fre-ud’un hipnozun iyileştirici etkisinin
olma­dığını ileri sürmesi ve onun yerine serbest çağrışıma dayalı kendi
psikanalkik tekni­ğini önermesi üzerine hipnozun tedavide kullanımında belirgin
bir azalma olmuş­tur. İkindDünyaSavaşı’ndan sonra psiko­lojik rahatsızlıkların
ortaya akışında örse­leyici yaşantıların öneminin tekrar günde­me gelmesi ve
belirtiye (semptoma) yöne­lik kısa süreli tedavilerin önem kazanma­sıyla
hipnoza ilgi yeniden canlanmaya baş­lamıştır. Fakat hipnotik yaşantının özellik­leri
laboratuvar araştırmalarıyla ortaya konduğundan hipnoz, eski mitik anlamlannı
yitirmiştir.

Hipnozdaki en önemli
faktör, telkine ko­layca kapılmadır ve telkine açık olma özel­liği öznenin
hipnoza yeterliliğini belirler. Hipnoz- sonrası telkin (post-hypnotic
sug-gestion) hipnozu uygulayan kişinin emirle­rinin hipnoz seansı bittikten
sonra da hip­noz uygulanan kişi tarafından yerine geti­rilmesidir.
Post-hipnotik telkinde kişinin normal algıları, davranışı ve inançları onun
bilgisi haricinde kontrol altında tutu­lur. Ne var ki, bu kontrol en derin
trans durumlarında bile mutlak olmaktan uzak­tır ve en kolayca telkinle
etkilenebilen ki­şiler bile, inançlarına ve korkularına çok aykırı gelen
post-hipnotik telkinlere tepki­de bulunurlar.

(SBA) Bk. Psikanaliz.