GÖSTERGEBİLÎM

  GÖSTERGEBİLÎM   Semiolojiyle eşanlamlı olarak kullanılan Semiotik (gÖstergebİlim) terimi, en genel anlamda işaretlerin İncelenmesi olarak ta­nımlanabilir. GÖstergebİlim bir bilim ala­nı olarak tüm iletişim ve bildirim sistemle­ri ile formlarım inceler. Göstergebilimin teori ve yöntemlerinin gelişmesi spesifik alanlarda olmuştur: Önce tıpta, daha so­na felsefede ve nihayet içinde bulunduğu­muz yüzyılda dilbilimde Göstergebilimin 1950'lerden sonraki hızlı gelişimi sosyolo­ji, antropoloji, edebi ve kültürel eleştiri, dilbilim ve psikanaliz de içinde olmak üze­re çeşitli atılımlara...

GÖZLEM

  GÖZLEM   Neden ve kanunlarım bulmak için olayla­rı doğada oluştuğu gibi incelemek amacıy­la yapılan faaliyete gözlem denir. Gözlem­de, gözlemi yapan genellikle edilgin di r. Örneğin, tesadüfen göğe bakan bir gökbi­limcinin gözlerinin önünden bir yıldız ge­çebilir. Fakat gözlemci etkin de olabilir. Bir bilgin önceden benimsenmiş bir dü­şüncenin veya herhangi bir varsayımın gerçek olup olmadığını araştırmak için gözlemde bulunabilir ve bu gözlemi yap­mak için yerini değiştirebilir. İlk bakışta gözlemle eşanlamlı...

GNOSTİSİZM

  GNOSTİSİZM   İrfan (gnose), bilgi, yüksek ilim ve mari­fet manalarına gelir, fakat ilmî bilgiden farklıdır. İrfan, ilham edilmiş bilgi, arifa-ne bilgi ya da gizli bilgi demektir ki, böyle bir bilgi herkesin elde edebileceği bir bil­gi olmayıp, bazı kimselere mahsus ve münhasır kalır. Bu çeşit bir bilgiye sahip olana arif (gnostik) denir. Önemli ölçüde felsefi bir karaktere de bir amel niteliğine de sahip olan irfaniyye (gnostisizm), Yunan felsefesinin, özellik­le...

GÖRÜNÜŞ

  GÖRÜNÜŞ   Görünüş belli, açık, beş duyuya hitabe­den, gözlem ve deneye giren demektir. Varlık felsefesinde "gerçek"in bulunması ve bilinmesi insan zihnini bir takım analiz­ler yapmaya sevketmiştir. Şöyle ki bizi iç-ten-dıştan kuşatan hadiseler vardır. Aca­ba, "gerçek" bunlardan mı ibarettir, yok­sa bunların gerisinde, altında, derininde yatan başka şeyler; "temel" ya da "temeller" mi vardır? Tarihin çok eski devirlerine uzanan bu sorulara, yine tarihin eski devirlerinden beri birçok mütefekkir: "Hadiselerin geri­sinde, duyularımızla doğrudan...

GETTO

  GETTO   Eskiden Yahudilerin şehirlerde ayrı ya­şadıkları mahalle; günümüzde daha çok azınlıkların ve yabancıların yaşadıkları şe­hirlerin belli mahalle veya bölümleri için kullanılır. Bu terim yaygın biçimde savaş öncesi Avrupa şehirlerindeki Yahudi mahallele­ri İçin kullanılmakta ise de, sosyolojide getto terimi şehrin herhangi bir arazisine atfen kullanılmaktadır. Bu arazide din, renk, ırk ve sosyal şartlar bakımından or­tak özellikleri nedeniyle bir araya toplan- mış bir grup yerleşmiştir. Çağdaş tartış­malarda gettonun yerine "içsel koloni" te­rimi önerilmiş...

GİRDİ-ÇIKTI

  GİRDİ-ÇIKTI   Girdi-çıktı analizi, ekonominin sektörle­ri ya da endüstrileri arasındaki üretim iliş­kilerini inceleyen ve bu ilişkileri iç tutarlı­lığı olan bir çerçevede sunan deneysel bir analiz yöntemidir. Milli gelir ve kısmi denge analizleri eko­nomide bir çok deneysel problemin irde-lenm esinde yeterli bir çerçeve oluşturma­maktadır. Örneğin, otomobil talebinde ortaya çıkacak bir artış ekonominin diğer kesimleri üzerinde, dayanıldı ev tüketim aletleri ya da giyecek mallarına olan talep artışından daha farklı etkiler ortaya...

GEŞTALT

  GEŞTALT   AI m anca'dan duaya dillerine geçmiş bu sözcük, bir şekil, kalıp ya da organize edil­miş bir bütünün, ayrı ayrı parçalar halin­de düşünülen unsurlarından farklı nitelik­lere sahip olduğunu anlatan bir terimdir. Örneğin bir melodi ayrı ayrı notaların toplamından daha fazla bir şeydir. Melodi­nin niteliği tek tek notalarda verilmemiş­tir. Bu tür bütün nitelikleri daima kabul edilmiş ve üzerinde yorumlar yapılmıştır, ama onların açıkça deneysel yoldan ince­lenmesi, kendilerine has...

GERİLEME

  GERİLEME   Bir istatistik terimi olan gerileme, bir de­ğişkendeki değişmeyi ifade eder. Bu de­ğişme kısmen değişkenin artı bir yanlış faktörle bir başkasına bağlı olması duru­muyla belirlenmektedir. Örneğin trafik kazalarının genel olarak karayolu üzerin­deki araçların sayısındaki artışlarla doğru­sal bir biçimde arttığı tesbit edilebilir. Bu­nunla birlikte her yıl, zorunlu olarak geri­leme çizgisine denk gelmeyecektir. Bu ne­denle gerileme çizgisi, basitçe verilere en 'denk' düşen istatistik bir kurgudur. Bu basit bir doğrusal...

GERİCİ

  GERİCİ   Her türlü yeniliğe karşı olup eski inanç ve kuruluşlara geri dönülmesini ve onlara bağlı kalınmasını isteyen kişi ya da grup. Gericilik ya da gerici sadece değişikliğe karşı çıkanlara değil, aynı zamanda günü­müzde ulaşılamamış olan bîr takım özel­liklere (disiplin, otorite ve ayrıcalığa say­gınlık, hİyerarşik bir yapı, görev duygusu) sahip geçmişte kalan bir toplum yapısına kavuşmak isteyenler için de kullanılan bir sıfat ya da isimdir. Gericilik (reaksiyon)...

GERİ-BESLEME

  GERİ-BESLEME   Verili bir sistemde, alınan bilgilerin (in-formation), yani girdilerin (input) çıktı (o-utput) haline dönüşmeleri sürecinde, so­nucu amaca uygunluk ve hatalar açısın­dan sınayan ve düzelten düzenleyici meka­nizmayı ifade eden terim. Fakat bu ta­nım, geri-beslemenİn sibernetik yönden tanımıdır. Bîr sistemin işlevlerini en ileri düzeyde sürdürebilmesi için, sistemin bir termostat veya buhar makinası düzeni gi­bi, performansının karakteri ve niteliği hakkında ona bilgi veren uygun bir meka­nizmayla donatılmış olması gerekir. Siber­netik...

GERÇEKÇİLİK

  GERÇEKÇİLİK   Bilgimize konu olan şeylerin ya da varlı­ğın bilincimizden bağımsız ve nesnel oldu­ğunu söyleyen görüşe gerçekçilik denir. Gerçekçilik, eski Yunan felsefesinde ve Orta Çağ Skolastiğinde felsefenin temel sorunlarıyla ilişkili olarak kullanıldı. Ayrı­ca bilgi teorisi bakımından nesneyi özne­ye, yani bilginin konusu olan varlığı bilen özneye kesin bir şekilde bağlı kabul eden idealizmin karşısında yer aldığı gibi, Orta Çağ'da önemli bir akım olan ve şeylerin (objenin) mahiyetini bir kavram,...

FIZIKALİZM

  FIZIKALİZM   Fizik biliminin dilini bütün Öteki bilimlere uygun evrensel bir dil haline getirmek İsteyen öğretiye fizikalizm adı verilir. Bu öğreti, Özel­likle, önermelerin mutlak ve Öznelerarası doğ­rulanmasını sağlamak üzere, bütün bilimlerin birleşmesini öngören yeni-pozitivistlerin görü­şü nü yansıtır. Ayrı ayrı bilim dallarını bir sistem bütünlü­ğü içinde birleştirme, genel olarak filozoflar-ca hem istenmiş, hem de bu uğurda çaba gös­terilmiştir. Kuşkusuz bu istek ve çabanın pra­tik nedenleri yanında teorik temelleri de bu­lunmaktadır....

GENETİK

GENETİK   Bitki, hayvan ve insanlarda soyaçekim prensiplerini ve olaylarını inceleyen bilim dalı. Soyaçekİmi inceleyen bilime genetik adı­nı veren William Bateson olmuştur (1905). Fakat modern genetiğin babası, 1865'te yayınlanan eseriyle bu alanda bir çığır açan G. Mendel'dir. Mendel, Moravyah bir papazdı. O, bitki­lerin melezleşmesiyle ilgili gözleme daya­lı deneyler yapana kadar, soyaçekim, ana baba özelliklerinin çocuklarda ve diğer nesillerde rastgele taşındığı bir durum olarak benimseniyordu. Mendd'in ünlü de­neyleriyle birlikte soyaçekimin gen adı...