HÜKÜMET

203
PAYLAŞ

 

 HÜKÜMET

 

Hukuk ve siyaset
biliminde bîri dar, di­ğeri geniş anlamda kullanılan ve çeşitli an­lamları olan
bir kavramdır. Dar anlamda, bir devletin otoriteye ilişkin kaçarları uy­gulayan
ve yürütme gücünü temsil eden bakanlar kurulunu ifade eden hükümet kavramı,
geniş anlamda bir devletin yasa­ma, yürütme ve yargı organlarını ve bunla­ra
bağlı olarak devlet yetkisini kullanan tüm devlet organlarını içine alsın
siyasal yönetim biçimini ifade eder. Demokratik hükümet, monarşik hükümet gibi.
Geniş anlamda hükümet, günlük dilde devlet kavramı ile karıştırılır, zira
hükümet, dev­let adı verilen üstün varlığın sahip bulun­duğu egemenlik
yetkisinin sadece belli bir kısmım kullanan organ olup devletin unsurlarından
sadece biridir.

Devletin bir organını
ifade eden dar an­lamdaki hükümet, bazı farklılıklar olmak­la beraber,
genellikle devlet başkanı, baş­bakan, bakanlar kurulu ve bakanlıklar­dan
meydana gelir. Yürütme ve yargı ola­rak ikide edilir. Yasama, yürütme ve yar­gı
olmak üzere üçe ayrılan devletin gücü­nün örgütlenme biçimi, tarihsel ve
top-lumsalbakmıdan farklı nitelikler taşır. Ta­rihsel bakımdan
“kuvvetlerin birliği” ilke­sinden “kuvvetlerin ayrılığı”
ilkesine doğ-

îsrı

ru bir gelişme
gözlenmekte olup çağdaş demokratik sistemler, “kuvvetler ayrılığı”
ilkesine göre örgütlenmektedirler. Yasa­manın otoriteye ilişkin koyduğu kanun
ve kuralları hükümet, otoriteye ilişkin ola­rak topluma aktarmakta ve işlerlik
kazan­dırmaktadır. Kuvvetlerin ayrılma derece­si ve kuvvetler arasındaki
ilişkilerin biçi­mine göre hükümetler, demokrasilerde “meclis
hükümeti” “başkanlık hükümeti” ve “parlamenter
hükümet” olmak üzere üçe ayrılır. Belli nispette kuvvetler birliği esasına
dayanan meclis hükümetinde, ya­sama ve yürütme, halkın temsilcilerinden meydana
gelen meclisle toplanmış olup Bakanlar Kurulu, meclîs adına yürütme
fonksiyonunu yerine getirir. Bu hükümet sisteminde bakanlar, meclisin memurları
durumundadırlar. Türkiye’de 1921-1924 Anayasaları, meclis hükümeti sistemini
benimsemişlerdir.

Başkanlık sisteminde
hükümeti, halkın seçtiği başkanla, başkanın atadığı yardım­cılar oluşturur. Bu
sistemde yasama ile yü­rütme arasmda kesin sınırlar konmuştur ve başkan meclise
karşı sorumlu değildir. Siyasal bakımdan çok güçlü ve geniş yetki­lere sahip
olan yürütme organının başı, aynı zamanda devletin de başıdır. Başkan­lık
sisteminin en iyi örneği ABD* ndeki hü­kümettir.

“Parlamenter
hükümet” sisteminde baş­bakan ve bakanlardan oluşan hükümet, meclisten bağımsız
bir konuma sahip olup meclise karşı sorumludur. Yürütme ile ilgili bazı
yetkilere sahip olan cumhur­başkanları, hükümetlere bazan başkanlık
edebilirler. Bu sistemde de yasama ve yü­rütme kuvvetleri birbirinden ayrılmış
ol-maklaberaber, başkanlık sistemindeki ka­dar kesin değildir. Parlamentoda
çoğunlu­ğu elinde bulunduran partinin kurduğu

hükümet, yasamayı
istediği gibi yönlendi­rebilmekledir. Bu bakımdan bu sistem, “kuvvetlerin
iş birliği sistemi” olarak de­ğerlendirilmektedir. Parlamenter siste­min
başlıca özellikleri şunlardır: Bağım­sız ve sonsuz bir devlet başkanlığı kuru­mu,
kabinenin parlamentoya karşı sorum­lu olması, uyumlu çalışan bir bakanlar ku­rulu
ve yürütme organının yasamayı (bazı durumlarda) feshedebilmesi. Parlamen­ter
hükümet sisteminin en çarpıcı örneği­ni İngiltere vermektedir.

Farklı tarihsel ve
toplumsal bir geçmişe sahip olan Türkiye* de hükümet sistemleri­nin gelişimi
kendine özgü bazı ana çizgi­ler göstermektedir. Eski Türklerde ege­menliği
elinde tutan “Han”a ulusun yöne­timinde yardımcı olan ve Boy Beylerin­den
oluşan bir kurul vardı. Türkler müslü-man olduktan sonra İslam kurumlarını be­nimsediler
ve hükümet fonksiyonu gören “divan”ları örgütledüer. Osmanlı
Devle-ti’ndeki “Divan-ı Hümayun”, Padişah adı­na yürütmeden sorumlu
bir organ olarak faaliyette bulunmuştur. XIX. yüzyılda
Di-van-ıHümayunlağvedildiktensonra, yeri­ne “Meclis-i Vükelâ” tesis
edildi. 1921 ve 1924 Anayasaları meclis hükümeti biçimi­ni benimserken 1961 ve
1982 Anayasaları “Parlamenter Hükümet” sistemini benim­semiştir.

Davut DURSUN

 

Hükümet Türleri:

 

Hükümetle ilgili
sınıflandırmalar epey­ce çeşitli olmakla beraber gene de bazı or­tak çizgiler
ayırdedilebilir. Sınıflandırma­lar iki kıstas üzerinde yoğunlaşma eğilimi
göstermiştir:

 1) Dairelerin düzenlenişi (ki kavram la§t ir m ası daha
dar olabilir).

 2) Hükümet ile yönetilenler arasındaki

İlişki.

1) İlk
kıstas, siyaset bilimciler ve özellik­le demokratik hükümet üzerinde çalışan­lar
arasında yaygını geçerliliği bulunan iki sınıflandırmaı semaisi ortaya çıkarmıştır

: a) Bu
şemalaırın ilkii, yasama ile yürütme arasındaki ili: jkiye dayalıdır.
Parlamenter bir sisteme bakıldığında, yürütmenin or­gan olarak devamlılığı,
yasamanın deste­ğini sürdürmesine biağh görülmektedir. Yürütmenin üyeleri,
genellikle yasama­nın da üyeleridir. Bir başbakan yürütme­nin en güçlü fryesi
olabilmekteyse de, yü­rütmeyi ilgilendiren önemli kararlar ge­nellikle
ortaklaşa bir gru’p bakanla birlik­te verilir. Diğer taraftan, »bir başkanlık
sis­temi söz konusıu olduğunda, yürütme ya­samadan bağımsız görülür. Yürütmenin
üyeleri, normal olarak yaşatmanın da üye­leri değildir ve gene yürütme
içerisinde karar verme yel kişinin nihâtf kaynağı bir kişiye -başkana- bağlı
olmakladır,

 b) İkin­ci bir sınıflamanın ağırlığı hükiümetiü fark­lı
seviyeleri arasındaki gücün dağılımı üze­rindedir. Tek yapılı bir devlefite
kanunla­rın yapımı için bütün otorite, \yetki alafll ülke bütününü kaplayan bir
yüıksek yasa­ma organına verilmiştir. Bu orgjın mahal­lî yasama birimlerinin
varlığına i mkan ta­nımakla beraber, bu birimler ancak ana yasama organının
otoritesine zarar ver­memek kaydıyla işlemektedir. Diğer ta­raftan, federal bir
devlette, hiç olmazsa bir ölçüde güvence altında- otonom1 karar verme yetkisi
bulunan mahallî yasama bi­rimleri mevcuttuır. Sözü edilen hesr üti hü­kümet
şekli, bir jçrup devletin belirli mak­satlarla bir araya toplandığı ve fakat
her birinin hükümranlığını koruduğu bir kon­federasyondan kolayca
ayırdediltsbilir.

2) İkinci kıstasa
-hükümetle yönetilen­ler arasındaki ilişkiye- dayalı sınıflandırmalar genelde,
hükümetlerim hedeflerini vatandaşları iknadan ziyade 2H>rlamayı ba­şarma
yolundaki teşebbüslerinin ölçüsü­ne ve gene hükümetin nıeşru otoritesi üze­rine
konan şuurların, dere<:esine ağırlık vermektedir. Bu kıstasa dayalı tasnif
şe­malarının kesin formiülİer haline getirilişi birçok şema ortaya
‘çıkarmıştır; bununla beraber, bir uçta liberal dem okratik hükü­met ile, diğer
uçta totaliter hükümetler arasında bir ayırımın çizİleinediği de söy­lenemez.
Liberal demokrattık yönetimde hükümet en başta toplumun arzularına ce­vap
verici olarak görüldüğü gibi, onun toplumu zorlama, yahut belirli bir surette
yönlendirme yet/ineği üzerine belli sınır­lar getirebilir. ÖUe yandan,
totaliter hükü­metler için konmuş sınırlar pek az olup bu hükümetler,,
sayelerinde toplumun de­ğişikliklere uğıatılabildiği unsurlar olarak karşımıza
çıkmaktadır.

Yeni Yaklaş :ımlar:

Hükümeti e ilgili
araştırmalar II. Dünya Savacından bu yana bir hayli değişiklik göstermiştir.
Tarihî acıdım bu araştırma­ların önemi, onların Anayasa Hukuku ile ilgili
çalışmalar çerçevesinde ortaya çık­mış olmasıydı. Bir yandan tek tek ülkele­rin
araşt ırılraası karşılaştırmalı bir çerçe­ve içindt 5 olmaktan ziyade,
birbirinden so­yutlanmış bîr çalışma eğilimi gösterirken, öte yaradan da bu araşturmayı
nitelendi­ren şey, anayasal şartlara ve hükümetin resmî kurumlarına ağırlık
vermek olmuş­tu. Bununla beraber, davranışçı akım in et­kisi altında, bilim
adamları, hükümetle­rin gerçeıkte nasıl işlediğini anlamaya, res­mî devlet
aygıtının dışında ve fakat onun işleyişi ii^n hayatî bir rol oynayan (siyasî
partiler ve basla gurupları gibi) kurumlara ve açıkçası karşılaştırmalı
araştırmaya gitgide artan bir ilgi göstermişlerdir; Kar­şılaştırmalı çalışmanın
geliştirilmesi yo­lunda bilhassa etkili olan ise sistemler te­orisi ve daha
özel olarak, yapısal fonksiyo-nalizmden türetilen yaklaşımlar olmuş­tur. Bu
yaklaşımlar; ileri ülkelerin yanı sı­ra gelişmekte olanlar da dahil olmak üzer
re, herhangi bîr ülkede hükümet üzerin­de yapılan araştırmalar için uygulanması
mümkün, herhangi bîr toplum içerisinde yerine getirilen fonksiyonları temel
alan bir kavram dili geliştirme çabasını berabe­rinde getirmiştir.

(SBA)

Bk. Başkanlık Sistemi;
Devlet; Parlamen­ter Sistem; Siyasal Partiler.

 

PAYLAŞ
Önceki makale12.Auguste Comte (1798-1857)
Sonraki makaleHÜMANİZM