HARAM

  HARAM   Yapılması dini bakımdan yasaklanan herhangi bir şey. İçki içmek, kumar oyna­mak, zina yapmak, başkasının malını hak­sız yere yemek gibi. Haramlar Haynihİ haram, ligayrihi ha­ram kısımlarına ayrıldığı gibi, haram-ı kati ve haram-ı zannî kısımlarına da ayrı­lırlar. Liaynihi haram: Kendisinde bulunan bir kötülük ve zarardan dolayı yasaklanmış olan şeye denir. Ölü hayvan eti yemek, şa­rap içmek, kumar oynamak, zina etmek, hırsızlık yapmak ve haksız yere adam öl­dürmek gibi. Bunları hiçbir mükellef işleyemez....

HALK

  HALK   Dilimize arapçadan geçmiş olan "halk" kelimesi, "aynıülkedeyaşayan, aynı devle­tin tabiiyetinde bulunan insan topluluğu" anlamına geldiği gibi, ayn ülkelerde yaşa­dıkları halde aynı ırktan gelen insan toplu­lukları anlamında da kullanılır. Belli bir bölgede veya çevrede yaşayanların hepsi­ne, yahut bir ülkede idareciler dışındaki vatandaşların tümüne de halk denir. Aynı zamanda toplumun ilkel ya da daha az eği­tilmiş kesimlerine de halk denilmektedir. Bu anlamda "halk" (folk) kelimesi, gele­nekçilik, halk zihniyeti,...

HALK KÜLTÜRÜ

  HALK KÜLTÜRÜ   Belirli bir toprak parçası üzerinde yaşa­yan bir halkın kendisine has hayat anlaşıyı-na, dünya görüşüne, örf ve âdetlerine, ge­leneklerine, yaşayış tarzına, dini-ahlaki değerlerinin hepsine birden halk kültürü denir. Halk kültürünün sosyal yönden çok önemli olduğu bugün herkesçe kabul edilmektedir. Çünkü toplumu oluşturan bireyleri birbirine bağlayan, kaynaştıran, onlara kendi halkının şahsiyetini kazandı­ran, kısaca, halkın devamlılığını sağlayan odur. Yabancı kültürler tarafından baskı altında tutulur veya genç halk kitleleri...

HAKİMİYET

  HAKİMİYET   Hakimiyet (egemenlik) hüküm koyma, hüküm verme yetkisi, yüksek egemenlik (sovereignty) anlamlarına gelir. Hakimi­yeti hukukçular ve siyaset bilimcileri ge­nel olarak şu şekillerde tanımlarlar: J.Bodin'e göre hakimiyet, yurttaşlar ve uyruklar üstünde yasayla kısıtlanmamış en yüksek iktidardır. J. J.Rousseau'ya gö­re genel iradenin uygulanması, İbn Haldun'a göre de sahibinin gücü üstünde bir gücün bulunmaması anlamındadır. Çağdaş hukukçular ise -ufak tefek farklı­lıklar bir yana bırakılacak olursa- hakimi­yeti şöyle tarif etmeye çalışırlar: Belirli bir ülke...

HAFIZA

  HAFIZA   Geçmişteki yaşantıların kısmen veya ta­mamen bilinçte canlı tutulmasını ve yeni­den oluşturulmasını ifade eden, onların yaşadıklarını anlatmak isteyen bir terim­dir. Hafıza, insana özgü olup hayvanlarda-Irî-alışkanlık yetisinden farklıdır. Hafıza, üç aşamalı bir süreç içinde ele alınır. Bunlardan ilki, belli bir yaşantının hafızaya alınmasına bilinçli bir girişimle karar verilen ve buna uygun aktif bir dik­katin sarfedildiği "kayıt" aşamasıdır. Bu­nu, anıların canlanma aşamasına kadar sağlam kalmasını sağlayan "saklama" aşa­ması izler. Saklamanın olabilmesi...

HAKİKAT

  HAKİKAT   Bir nesnenin gerçek anlamına ulaşıp ya-kînen algılamak, mutabakat, muvafakat, kendi zâtına (nefsü'1-emr) uygunluk, inkârı hiçbir zaman doğru ve haklı olmayan gerçek varlık gibi anlamları ifade eden "hakk" kelimesinden türetilen hakikat, so­yut bir isim olarak gerçeklik anlamına ge­lir. "Bİr şeyin hakikati" denildiğinde, o şe­yin gerçekten varlığını belirleyen, ya da o Şeyi diğer şeylerden ayırdeden özellik an­laşılır. Kelimenin bu şekilde kullanımı, onu zât kelimesine yaklaştırır. Ancak her zaman...

HAC

HAC   Sözlükte Hac kutsal yerleri ziyaret et­mek demektir. Dini yönden ise-şöyle ta­nımlanmıştır. "Bir takım özel işlerle belli bir zamanda, belli bir yeri ziyaret etmek." Özel işlerden maksat; ihrama girmek, Arafat ve Müzdelİfe'de vakfe'de bulun­mak, Mekke'deki Beytullah'ı tavat et­mek, Mina'da şeytan taşlamak, Safa ile Merve arasında say yapmak ve kurban kesmektir. İslam'ın beş şartından biri olan hac, şart­larını kapsayan her mûslümana ömürde bir kere farzdır. Haccm farz olmasının şartları...

GÜNAH

  GÜNAH   Ash Farsça bir kelime olan günah, lügat-ta; "suç" anlamına gelir. Terim anlamı ise; "Allah'ın emirlerine aykırı olan ve ahi-rette cezayı gerektiren iş, dini suç" mana­sına gelmektedir. Arapçada günah keli­mesinin karşılığı olarak zenb, masiyet, ism, cürm, seyyie, fahişe, günah, hatta, zelle vb. pek çok kelime kullanılmakta­dır. Ancak bunların her birinin ifade etti­ği mana diğerinden farklıdır. Mesela, ism, dinen ve fitraten sakınılması gereken şeydir ki kasdi işlenen günahı...

GÜVENSİZLİK

  GÜVENSİZLİK   Güvensizlik, kişinin amaçları, idealleri, yetenekleri ve başkalarıyla ilişkileri ile il­gili belirsizliklerinden kaynaklanan, çeşit­li sıkıntılarla karşılaştığında ortaya çıkan yardımsızlık, korunmasızhk ve yetersizlik duygusunu anlatan bir kavramdır. Güven­lik terimi gibi psikolojide özellikle Erik H.Erikson'un adıyla birlikte anılır. Erikson'a göre, insan hayatının ilk evre­si^ ağızın ve duyuların hakim olduğu (o-ral-sensory) dönemdir. Bu dönemin te-Hrel çatışması ise temel güvensizliğe karşı temel güvendir. Bebek bu ilk hayat evresİ-ni ;ya temel güven sağlayarak ve...

GÜDÜ

  GÜDÜ   Organizmayı bir amaca yönelik davranı­şa iten iç güce güdü adı verilir. Organiz­manın bir amaca yönelebilmesi için önce­likle dengesinin değişmesi (homestasis'in bozulması) ve hoşnutsuzluk yaratan bir gerginlik halinin ortaya çıkması gerekir. Bunu daha sonra, değişikliği eski haline getirebilme ve gerginliği yok etme ihtiya­cı izlemelidir. Organizmayı amaca yönel­ten sebep, ihtiyacı karşılamaya yarayan araçlar değil, bizzat bu ihtiyaçlardır. Ye­me davranışı özel bir tür besine değil, açlı­ğın giderilmesi amacına yöneliktir. Güdü...

GÜÇ DENGESİ

  GÜÇ DENGESİ   Uluslararası siyaset alanında, özellikle birbirine rakip sayılan iki devletin askerî güçlerinin denk olup olmadığını dile getir­mek için kullanılan bir kavram. Göç den­gesi kavramı yakın zamanlarda ABD ile SSCB arasındaki silahlanma yarışı dolayı­sıyla yaygınlık kazanmıştır, ama terim ola­rak değilse bile düşünce olarak ilk cağdan beri bilinir. Kavimler arasında savaşın kı­lıç kalkanla yapıldığı dönemlerde de taraf­ların bir savaşçısının kaç düşmana bedel olduğu söz konusu edilebilirdi. XVIII. yüzyıldan İtibaren...

GRUP

  GRUP   Grup, bir ilkeyle ye bir üyelik hak ve gö-122 görevleri dizisiyle birbirine bağlanmış birey­ler topluluğuna verilen addır. Gruba gir­mek için gerekenleri yerine getirmeyi ka­bul eden kişi grubun üyesi olmuş olur ve grup içinde belirli bir statü elde eder. Gruplar sosyal yapının başlıca unsurları­dır. C.H.Cooley, grupları birindi ve ikincil gruplar diye ikiye ayırmıştır. Birincil grup­lar yüzyüze ilişkiyle karakterize edilen kü-Çük gruplardır. Onlann kendi davranış normları vardır ve dayanışmacıdırlar....

GREV

  GREV   İşçilerin topluca çalışmamak suretiyle iş­yerinde faaliyeti durdurmak veya işin nite­liğine göre önemli ölçüde aksatmak ama­cıyla aralarında anlaşarak veyahut bir ku­ruluşun aynı amaçla çalışmamaları için verdiği karara uyarak işi bırakmalarına "g-rev" denir. Diğer bir ifadeyle grev, belli bir bölgede veya işyerinde çalışan işçi gnir bunun işverenle aralarında çıkan bir uyuş­mazlığı, iş sözleşmesinin hükümlerinden ayrı bir çözüme bağlamak amacıyla önce­den aralarında anlaşarak işlerini bırakma­sıdır. Fransızca kökenli bir kelime olangrtfve-hemen hemen...