İbn Haldun Sosyolojisi Özet

4- İKTİSAT

       İbn Haldun, her çeşit içtimai hadiseler ve bunların gelişmesi üzerinde iktisadi ve daha umumi bir ifade ile maddi şartların büyük tesiri olduğunu savunur. İktisadi şartların bozuk, ticari hayatın ölçüsüz olduğu cemiyetlerde sağlam bir ahlaki hayatın olmasına imkan yoktur. Aynı şekilde iktisadi faaliyetlerde görülen doğruluk ta ahlakın güzel olmasını temin edecektir. Bu arada ahlakın iktisada tesiri tali derecededir.

       Bu anlamda İbn Haldun Marks’a benzetilebilmektedir. Bunun en önemli sebebi; üretilen mal ve hizmetlerin değerinin, insan emeğinin değerine eşit olduğunu söylemesidir.

       İkinci olarak İbn Haldun, insan cemiyetlerinde ve çeşitli kavimler arasında görülen farklı durumları, geçimlerini temin etmek için tutmuş oldukları yol ve mesleklerle izah eder.

       Üçüncü olarak ta işbölümüne çok büyük ehemmiyet verir.

       Ama yukarıdaki sebeplerden dolayı O’nun inkarcı ve ateist Marks’a benzediği söylenemez. Belki de Marks İbn Haldun’a yaklaşır. Bu İbn Haldun’u sosyalizme ve komünizme kazandırmaya çalışma çabasıdır. Bunun yanında O’nu, liberalizme ve kapitalizme kazandırmaya çalışanlar da vardır.

       İbn Haldun mukaddimede aslında tarih felsefesi yapar. Bunu yaparken hem din sosyolojisini hem de sosyolojiyi kullanır. Asabiyet kavramı üzerinden toplumsal değişimi inceler. Asabiyetten kasıt, toplumsal dayanışmadır. Bunun iki nedeni vardır: 1- sebep 2- nesep

       Asabiyetin sebebi sadece kabilecilik değildir. Diğer unsurlar da vardır ve bunlar asabiyetin nedenidir. Bu nedenler ise toplumsal dayanışmayı sağlayan her şeydir.

      İbn Haldun’a göre toplumlar a) bedevi b) hadari olmak üzere iki evreden geçerler. Bedevi toplumlarda asabiyet daha fazladır. Çünkü bu toplumlar daha fazla savunma ihtiyacı hissederler. Mesela İsrail’in asabiyesi Mısır’dan daha fazladır. Çünkü kendisine göre her zaman güvenlik sorunları vardır.

       Hadari toplumlarda ise asabiyet daha azdır. Çünkü fazla güvenlik sorunları yoktur. Aynı zamanda ekonomik refahları daha fazladır.

Asabiyet kavramıyla toplumların ortaya çıkması, gelişmesi ve kaybolması arasında nasıl bir bağ vardır?

Asabiyesi çok fazla olan bir bedevi toplum, asabiyesi daha az olan veya olmayan bir hadari topluma galip gelir. Sonra onun yerine yerleşir. Yerleşik hale gelince asabiyesi yavaş yavaş azalmaya başlar. Çünkü artık fazla güvenlik sorunu kalmamış ve refah seviyesi yükselmeye başlamıştır. Aynı zamanda kendi toplumunun bürokratlarını tasfiye ederek hadari toplumun bürokratlarını atamaya başlar. Bunu gerçekleştirdikten sonra lider artık tam bir lider olur. Dolayısıyla asabiye azalır. Çünkü transfer edilmiş bürokratlar ancak paralarını aldıkları sürece sadık kalırlar. Sonra israf dönemi başlar ve çöküş hızlanır. Yani zafer          mutlakıyet          barış            refah          israf ve çöküş.