İbn Haldun Sosyolojisi Özet

2) BEDEVİLİK-HADARİLİK

İbn Haldun’a göre aslolan bedevi (ibtidai) hayattır. Fakat bedevi hayat, hadari hayatı meydana getirdikten sonra tamamen ortadan kalkmış değildir.

Bedevi kelimesinin hususi manası, çöl ve sahralarda göçebe olarak yaşayan Araplardır. Umumi manası ise dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın, hangi ırka ve kavme mensup olursa olsun, yeryüzünde ilk defa görülen cemiyet şekilleri ve ibtidai kavimlerdir.

İbn Haldun, “Hadaret, önceki devletlerden sonraki devletlere intikal eder”, derken buradaki hadareti, medeniyet ve kültür manasında kullanır.

Bedevi cemiyetler ile hadari cemiyetler arasındaki farkları daha çok iktisadi amiller tayin etmektedir. Lüks, konfor, fantezi, aşırı bolluk ve tüketim, işbölümü hadari toplumların özellikleridir.

       Riyaset   ve mülk: Bedevi cemiyetlerin sevk ve idaresine riyaset, hadarilerinkine mülk (hükümdarlık, saltanat) denir.

       Mülk ve hılafet: Mülk sözünden devlet, melik kelimesinden de hükümdar anlaşılır. O’na göre hilafete dayanan siyaset ve amme idaresi en iyi idaredir. Çünkü bu idare tarzının kanunları Allah-u Teala tarafından konulmuştur. Bundan dolayı O’nun laik bir devletten yana olduğu söylenemez.  Fakat içtimai ve siyasi sistemi de hiç öyle değildir. Din tarafından kötülenen mülk sistemini, hukuki ve tabii sayması, O’nun dinden ayrı ve bağımsız bir devlet görüşüne yabancı olmadığını gösterir.

O’na göre hilafet iyidir, faydalıdır, mükemmeldir ama ona vücut veren şartlar geride kalmıştır. Tarihin akışı içinde de geriye dönüş söz konusu değildir. Eskinin iştiyaki içerisinde yaşamanın ise kimseye faydası yoktur. Geriye değil, hale ve istikbale bakmak gerekmektedir.