Biyolojik-Fizyolojik Etmenler -İNSANIN EVRİMSEL VE BİYOLOJİK TEMELLERİ

54
PAYLAŞ

3.1.    Biyolojik-Fizyolojik Etmenler
Hemen herkes günlük hayatı içerisinde, vücudunda olup bitenler ile psikolojik durumunun birbirini nasıl etkilediğini deneyimlemiştir. Başı ya da midesi ağrıdığı zaman dikkatini yoğunlaştırmakta güçlük çekmek gibi veya üzücü olaylar olduğunda mide sıkıntılarının/baş ağrılarının başlaması gibi. İnsanın bedeni, zihni ve davranışları birlikte ve etkileşerek işlev görürler. Dolayısıyla insanların biyolojik ve fizyolojik özelliklerini bilmek ve nasıl işlev gösterdiklerini anlamak, psikolojik özelliklerini ve işlevlerini anlayabilmek için gereklidir.
Bedenimiz normal işlevlerini yerine getirdiği zamanlarda, vücudumuzda sürekli olan ve sabit bir şekilde devam eden karmaşık faaliyetlerin farkında bile olmayız. Hücreler işlevlerini yerine getirir ve kendilerini yenilerler; organlar ve bezler sindirim ve büyüme gibi faaliyetleri düzenlerler; duyu organları çevrede olup bitenleri aktarır; zihnimiz bunları işler; bedenin içinden ve dışından gelen uyarımları düzenler; bunlara göre yapar, eder, düşünürüz. Vücudumuz görme, işitme, düşünme, hissetme ve hatırlamada önemli rol oynayan farklı sistemlerin birbirleriye eş güdümlü olarak çalışmasını nasıl sağlamaktadır?
Genel olarak insan vücudu, davranışları ve işlevleri düzenlemek ve bütünleştirmek için iki temel sisteme sahiptir; mesajları sinir akımı şeklinde ileten sinir sistemi ve kan dolaşımı içine kimyasal mesajlar salgılayan çeşitli bezlerden oluşan iç salgı sistemi.
3.1.2. İç Salgı Sistemi (Endokrin Sistem)
İç salgı sistemi, kan dolaşımına hormon denilen kimyasal ileticiler üreten ve salgılayan bez ağıdır. Birçoğunun ismini gündelik hayat içinde siz de duymuşsunuzdur: Tiroid bezi, hipofiz bezi, erbezleri (testisler) ya da yumurtalıklar gibi. İç salgı bezleri sistemi aşağıda söz edilecek olan insanlar için son derece hayati pek çok süreci düzenler. Bu sistem aynı zamanda bağışıklık sistemini etkileyerek organizmanın yaşamını korur; cinsel uyarılmayı düzenleyerek, üreme hücrelerinin ve anne sütünün üretimini başlatarak canlılığın sürdürülmesini sağlar.
İç salgı bezleri ve hormonlar psikologlar için iki temel nedenden ötürü özellikle dikkate değerdir. Bu nedenlerden birincisi insan gelişiminin belirli aşamalarında hormonların sinir sistemini ve vücut dokularını düzenlemeleri, o dönemde bulunan insanlarda ortak davranış ve eğilimlerin ortaya çıkmasını sağlamalarıdır. Ergenlik döneminde ve menopozda olduğu gibi. Ayrıca hormonal etkinlikler bedensel büyümeyi başlatır ve durdururlar. İkincisi ise, hormonların gündelik hayatta çok sayıda davranışı başlatmaları, sürdürülmesini sağlamaları ve düzeyini belirlemeleridir. Farkındalık-uyarılma düzeyi, heyecanlar, cinsel davranışlar ve eğilimler, dikkat yoğunlaştırma, saldırganlık, stres tepkileri gibi. Ruh halindeki değişimlerin temelini oluştururlar. Bedenin kendi enerjisini kullanma oranı olan metabolizmayı dengelerler. Kimi durumlarda bazı hormonlardaki radikal değişmeler örneğin depresyon belirtilerinin ortaya çıkmasına neden olabilir.
İç salgı bezleri nasıl ve ne zaman harekete geçerler? Beyindeki en küçük parçalardan biri olan hipotalamusun bir işlevi de iç salgı bezi sistemi ile merkezi sinir sistemi arasında bilgi aktarımı yapmaktır. Hipotalamustaki

özelleşmiş hücreler, diğer beyin hücrelerinden aldıkları hormon üretimi ile ilgili mesajları hipofiz bezine iletir ve hipofiz bezi kendisi veya diğer gerekli bezlerin üretim yapmasını sağlayacak mesajları aktarır. Bezler, kan dolaşımındaki kimyasal madde seviyelerine de duyarlıdırlar. Hormonlar kana salgılandıktan sonra, belirli özelleşmiş alıcıları olan uzaktaki hücrelere seyahat ederler. Çok sayıda ancak kendileri için ön tanımlı olan organları ya da dokuları etkilerler ve çok sayıdaki biyokimyasal süreci düzenlerler. Bu çok yönlü iletişim sistemi, kan şekeri ve kalsiyum seviyesinin sabit tutulması, karbonhidrat metabolizması ve bedensel büyüme gibi yavaş ve sürekli süreçlerin düzenlenmesini sağlar. Aynı zamanda ani durumlarla baş etmemizde de işlev görür, örneğin tehlikeli ya da stresli durumlarda adrenalin salgılanarak enerji artışı sağlanır ve kaçmak- korunmak mümkün olur.
İç salgı bezleri vücudun çeşitli yerlerine dağılmıştır. Örneğin hipofiz bezi beyinde bulunur, tiroid ve paratiroid bezleri gırtlak bölgesinde, böbrek üstü bezleri (adrenaller), böbreklerin üst kısmındadır.
Gündelik işlevlerin sürdürülmesinde hayati önemi olan ve aslında ruh durumumuzu doğrudan ya da dolaylı olarak etkileyen bazı bezlere ürettikleri hormonlara ve işlevlerine yakından bakalım.
Hipofiz Bezi:
Pek çok sayıda farklı hormon üreten ve vücudun işleyişi üzerinde büyük bir etkisi olan bir bezdir. Beynin alt kısmında yer alır ve hipotalamus ile bağlantısı bulunmakta ve sinir sistemi ile iç salgı sisteminin etkileşerek çalışmasını sağlamaktadır. Ön hipofiz diğer iç salgı bezlerinin faaliyetlerini tetikleyen çok sayıda hormon üretir. Aynı zamanda büyüme hormonu üreterek vücudun büyüme miktarını ve zamanlamasını düzenler. Arka hipofiz ise kan basıncı ve su dengesinin düzenlenmesini ve cinsel özelliklerin kazanılması ve sürdürülmesi, annelik, süt üretimi gibi işlevlerin yürütülmesini sağlayan hormonlar üretir. Bazı doğum kontrol hapları, arka hipofizin ilgili hormonu üretimini engelleyerek yumurta salınımını ortadan kaldırır.
Tiroid Bezi:
Gırtlağın hemen altında bulunan bu bez, vücut metabolizma oranını düzenleyen tiroksin hormonunu üretir. Metabolik düzey tüketilen yiyeceğin gerekli enerjiye ne kadar hızlı ya da yavaş dönüştüğünü belirler. Böylece, kişinin ne kadar canlı/enerjik olduğu, şişman ya da zayıf olma eğilimi taşıdığı da etkilenmiş olur. Aşırı faaliyet gösteren tiroid bezi, dikkat yoğunlaştırmada zayıflama, aşırı heyecan, uyku bozuklukları, yorgunluk gibi sonuçlar doğurur. Ayrıca, tiroid bezinin içine gömülmüş, paratiroid bezleri, kan ve doku sıvılarında bulunan kalsiyum ve fosfat düzeylerini düzenlerler.
Pineal Bez:
Beyinde bulunan pineal bez, gün boyunca organizmanın etkinlik düzeyini ayarlar. Pineal bez ışık ile uyarıldığında (isterseniz güneş doğunca diye düşünebilirsiniz), bu bez melatonin hormonunun üretimi azaltmakta, böylece vücut ısısı yükselmekte ve organizmanın etkinlik düzeyi artmaktadır. Işık azaldığında/gece olduğunda ise, melatonin salgısı arttırılmakta ve vücut ısısı düşerek organizmanın etkinliği yavaşlamaktadır.
Bu açıklanan bezler dışında, pankreas, gonadlar (erkeklerde testisler ve kadınlarda yumurtalıklar), böbrek üstü bezleri gibi insanın etkinlik düzeyi, davranışları ve zihinsel etkinlikleri üzerinde doğrudan ve dolaylı etkilerde bulunan başka bezler de bulunmaktadır.
İnsan davranışlarının biyolojik temellerini kavrayabilmek için bir diğer konu sinir sisteminin anlaşılmasıdır. İç salgı sistemini incelerken de görülebileceği gibi sinir sistemi ve iç salgı sistemi karşılıklı etkileşim içinde çalışır. Ancak, günümüzde, beyin ve sinir sistemi ile ilgili çalışmalar, teknolojinin ilerlemesi ve sinir bilim alanında yürütülen çok sayıda araştırma yürütülmesi ile hatırı sayılır bir bilgi birikimi oluşturduğundan bu konuyu ayrı bir bölüm olarak ele alacağız. Bu yüzden bu alt bölümde yalnızca iç salgı sistemi (endokrin sistem) üzerinde durulmuştur. Duygular, heyecanlar ve motivasyonla ilgili bölümlere geldiğimizde iç salgı sistemini hatırlamamız ve etkilerini yeniden gözden geçirmemiz gerekecektir.

 

Biyolojik-Fizyolojik Etmenler

Kalıtımsal Etmenler

Kalıtım-Çevre Tartışması Neden Önemlidir?