Auguste Comte: Pozitivist Sosyolojinin Gelişimi

Sosyolojik Pozitivizm, Üç Hal Yasası ve Bilimlerin Sınıfandırılması
Pozitivizmin kökleri ingiliz filozof Bacon’a ve Locke, Berkeley ve Hume gibi am- piristlere dayanır. Pozitivizm ve pozitif felsefe terimlerini dünyaya bilimsel şekilde yaklaşmayı ifade etmek için ilk kez Saint Simon kullansa da sistematikleştiren Comte olmuştur. Comte, Aydınlanma’nın negatif ve yıkıcı felsefesiyle savaşmak için “pozitivizm” ya da “pozitif felsefe” olarak adlandırılabilecek bilimsel görüşü geliştirmiştir.
Pozitivizm, insan bilgisine ulaşmanın tek geçerli yolunun ampirik bilim olduğu ve gözlenebilir olgular ve bu olgular arasındaki ilişkiler dışında hiç- bir şeyin bilgisine sahip olamayacağımız şeklindeki felsefi görüştür. Sosyo- loji açısından pozitivizm; toplumsal dünyanın doğal dünyadan büyük ölçüde fark- sız olduğunu, toplumsal gerçekliklerin de doğal gerçeklikler gibi tamamen insan öznelliğinden bağımsız, nesnel, dış gerçeklikler olduğu ve bu gerçekliklerin de en iyi şekilde doğa bilimlerinde geliştirilen bilimsel yöntem aracılığıyla incelenebile- ceği varsayımlarını içerir.Pozitivizm böylece soyut felsefeyi ve doğaüstü güçlerin metafizik olarak çalışılmasını reddeder. Mantıksal çıkarımlardan, sınanabilir hipo- tezlerden, neden sonuç ilişkilerinden ve doğa bilimlerindeki yasalara benzer ne- densellik ve evrim yasalarından elde edilen katı gerçekliklerin gözlemlenmesini, sınışandırılmasını ve ölçümünü içerir. Pozitivizme göre bilimsel gerçekliğe sadece gözlemlenebilir olgular sahiptir; başka bir deyişle bilimsel olarak bilinemeyen bir şey, başka bir şekilde de bilinemez. Toplum hakkındaki gerçekler de ancak müm- kün olduğu kadar nesnel, önyargısız ve tarafsız olan bilimciler tarafından keşfedilebilir ve analiz edilebilir. Pozitivizmde öznel duygulara ve yorumlara yer yoktur; çünkü bunlar hem gözlemlenemez ve ölçülemezler, hem de nesnel analizleri çarpıtabilirler.

Comte, sosyolojik araştırmaların ve teorileştirmenin temel biçiminin pozitivizm olması gerektiğini savunmuş ve doğa bilimleri ile kıyaslanabilecek natüralist bir toplum bilimi inşa etmeye çalışmıştır. Comte’un pozitivizmine göre toplumsal dün- ya, kendisine ait temel özellikleri gösteren ve bu özellikler arasındaki ilişkileri açıklayan soyut yasalara bağlıdır ve bu yasalar nesnel bir şekilde toplanmış veriler aracılığıyla sınanabilirler.
Comte, ‘pozitif’ terimini kullanırken bilimsel incelemelerin sadece gerçek, kesin, kullanışlı, inşa edici ve faydalı olanla ilgilenmesi gerektiğini, hayalî, boş, muğlak, yı- kıcı sorularla ilgilenmemesi gerektiğini kastetmektedir. Geliştirilen bu yeni “pozitif felsefe”, toplumu geliştirmek için temel olacak inşa edici, güvenilir ve kullanışlı bil- ginin keşfedilmesini amaçlamaktadır. Comte’un felsefesi, bilimsel analiz aracılığıyla toplumsal düzeni yeniden inşa etmeye çalışan muhafazakar bir felsefedir. Comte’un gençliğinden itibaren iki temel amacı, toplumu iyileştirmek ve bilimsel bilginin sen- tezini yapmak olmuştur. Toplumu iyileştirmek için bir toplumsal reform gereklidir; bu reform sayesinde teolojik düşünce biçimi yerine pozitivist davranışlar yaygınlaş- tırılacaktır. Bu reformun gerçekleşmesi ise ancak bilimsel gelişmeyle mümkün ola- caktır. Bu açıdan Comte’a göre sosyolojinin görevi toplumsal sorunları bilimsel yollar- la önceden tahmin etmek, böylece bu sorunlardan kaçınılmasını mümkün kılmak ve bu yolla toplumun yeniden örgütlenmesini sağlamak ve düzeni sağlamlaştırmaya çalışmaktır. Böylece bilim, toplumda politika tarafından çözülemeyen sorunları çö- zecek, bilimin çözemeyeceği sorunlar olursa da en azından doğa yasaları gereği bu sorunun çözülemeyeceğini kanıtlamış olacak; böylece insanların bu sorun karşısın- da duydukları huzursuzluk azalacaktır (Pickering, 1993:340).
Comte, geliştirmeye çalıştığı natüralist toplum bilimini önceleri sosyal fizik ola- rak adlandırmış, 1839 yılında ise bu bilime sosyoloji adını vermiştir. Önce sosyal fizik adını kullanmış olması, Comte’un sosyolojiyi doğa bilimlerinin modelleri çer- çevesinde inşa etme çabasını yansıtır. Comte matematikçi olmasına rağmen, sosyo- lojiye istatistiğin uygulanmasına karşı çıkmıştır. 1835 yılında Belçikalı istatistikçi Quetelet’nin (1796-1874) “insan ve Becerilerinin Gelişimi Üzerine, Ya Da Sosyal Fizik Üzerine Bir Deneme” adlı kitabının yayınlanması üzerine, geliştirmeye çalış- tığı bilimi Quetelet’nin sosyal istatistiğinden ayırmak amacıyla sosyoloji terimini icat etmiştir (Maus, 1998:11-12). Böylece Comte, toplumun bilimsel olarak çalışıl- masını tanımlamak için ‘sosyoloji’ terimini ilk kez kullanan kişi olmuştur.

Comte’un kurmak istediği toplumsal bilimin konusu, insan türünün tarihidir. Toplumsal evrimin özelliklerini ve toplumsal bütünün işlevlerini anlamak için bu tarihi tek bir insanlık tarihi olarak kavramış ve bütün bilimlerin, grupların, birey- lerin, toplumların ve insan düşüncesinin birbirinin yerini alan üç ardışık aşama- dan geçtiklerini ileri sürmüştür. Comte’a göre toplumlar ancak üyeleri aynı inanç- lara ve düşünce biçimine sahip oldukları sürece var olurlar ve toplumların içinde bulundukları aşamaları belirleyen şey, insan düşüncesinin biçimidir. Başka bir de- yişle toplumların toplumsal örgütlenme ve toplumsal düzen biçimleri de insan düşüncesini yansıtarak bu aşamaları izler (Aron, 2000:70; Hamilton, 1996:50). Comte’tan önce de toplumların belirli aşamalardan geçerek ilerlediği düşüncesini savunan düşünürler olmuştur; ancak Comte her bir aşamadan diğerine geçişin in- san aklındaki bir ilerlemenin sonucu olduğunu belirterek bu düşünürlerden ayrılır. Comte’un insan düşüncesinin, bilimlerin ve toplumların teolojik ve metafizik aşamalardan geçerek son olarak pozitif aşamaya ulaşacakları şeklindeki düşünce- si Üç Hal Yasası olarak adlandırılır. fiimdi Comte’un Üç Hal Yasası’nın aşamala- rını kısaca inceleyelim: