Auguste Comte: Pozitivist Sosyolojinin Gelişimi

PAYLAŞ

Auguste Comte (1798-1857),
19 Ocak 1798’de Fransa’da orta sınıf bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Politeknik’te eğitim görmüştür. 1817 yılından itibaren bir süre Saint Simon’la birlikte çalışmalar yapmıştır. 1830- 1842 yılları arasında altı ciltlik Pozitif Felsefe Ders- leri, 1851 yılında da Pozitif Politika Sistemi adlı eserlerini yayınlamıştır. Comte 5 Kasım 1857’de ölmüş, çalışmaları hem Fransa’da hem de diğer ülkelerde çok sayıda düşünürü etkilemiştir (Rit- zer, 2008:16-7).
Comte, pozitivizmin sosyolojik versiyonunu geliştiren ve sosyoloji terimini ilk kez kullanan düşünürdür. Yaşarken sosyolojiye olan katkıları anlaşılmamış olsa da Comte, sosyolojinin bilim olarak ortaya çıkmasını mümkün kılmıştır. Comte sosyo- loji tarihindeki yerini (i) endüstri toplumunun kökeni ve gelişmesini açıklama ça- balarına, (ii) zenginliği ve bireyciliği geliştirmede işbölümünün etkilerini analiz et- mesine ve en önemlisi de (iii) toplumsal olguların incelenmesinde metafiziği red- dederek pozitivist yöntemi savunmasına borçludur (Swingewood, 1998:60).
Comte, Bonald ve Maistre gibi devrim karşıtı düşünürlerden etkilenmiş, Aydın- lanma düşüncesine karşı olumsuz bir tavır göstermiştir. Aydınlanma düşüncesinde- ki ilerleme düşüncesini kabul etmişse de  endüstri  öncesi  toplumun,  özellikle  de Orta Çağ’ın uygarlığın karanlık çağı olduğu şeklindeki görüşü reddetmiş, geçmişin bu şekilde tek taraşı olarak değersizleştirilmemesi gerektiğini ileri sürmüştür. Bu- nunla birlikte, Orta Çağ’a dönülmesinin imkânsız olduğunu, bilim ve endüstride yaşanan gelişmelerin bunu olanaksız kıldığını da kabul etmiştir. En önemli eseri olan Pozitif Felsefe Dersleri’nde Comte, on sekizinci yüzyılın bireyci filozoşarı ta- rafından geliştirilen felsefeyi ‘negatif’ olarak adlandırmış ve bu filozoşarı toplum- sal düzen ve uzlaşma için yeni temeller kuracaklarına bu temelleri yok etmekle eleştirmiştir.

Comte’un çalışmaları Montesquieu, Turgot, Concordet gibi önemli bazı Aydın- lanma düşünürlerinin ve bir dönem birlikte çalıştığı Saint Simon’un çalışmalarının bir sentezi olarak kabul edilir. Bununla birlikte, yeni bilim olan sosyolojinin konu- sunu ve yöntemini tanımlama açısından Comte, etkilendiği bu düşünürlerin çok daha ötesine gitmiştir. Comte, Montesquieu’nun “Kanunların Ruhu” adlı çalışması- nın temel düşüncesi olan gerekircilik ile Concordet’nin insan düşüncesinin kaçınıl- maz bir sıraya göre ilerlemesinin zorunlu evreleri olduğu şeklindeki görüşlerini birleştirmiştir; Comte’a göre toplumsal olgular, toplumların kaçınılmaz evrimi altın- da ortaya çıkan katı bir gerekirciliğe bağlıdır ve evrimi de insan düşüncesinin ge- lişmesi yönetir (Aron, 2000:78-79). Comte, olgular ve teorilerin karşılıklı olarak bir- birlerine bağlı olduğunu savunan ilk sosyologdur. Bu anlamda saf haliyle empi- rizmi reddetmiş, olguların teori sayesinde kurulduğunu, gerçek bilginin tek başına gözlemlenen olgulara değil, bütün toplumsal olguları benzerlik ve ardışıklık aracı- lığıyla birbirine bağlayan yasalara dayandığını savunmuştur. Comte’a göre bü- tün gözlemler başlangıçta bir teori tarafından yönlendirilir, sonunda da bu teori ta- rafından yorumlanır, bunun dışında hiçbir gerçek gözlem mümkün değildir. Com- te, gözlemlenen olguların kendi adlarına konuşmadıklarını, teorilerle olguların bir- birlerine bağlı olduğunu ifade ederek Aydınlanmanın eleştirel düşüncesinin ötesi- ne  geçmiştir  (Swingewood,  1998:66).