Sosyoloji Teorileri ve Ortak Özellikleri:Açıklama

454

Her sosyoloji teorisi, sosyal alan ya da bu alanın bazı parçaları hakkında bir açıklama getirir. Teorilerin açıklama getirdikleri alanın boyutlarındaki farklılık sosyolojide “makro” ve “mikro” olmak üzere iki ayrı geleneğin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Makro sosyoloji, siyasi ya da iktisadi düzen gibi geniş ölçekli sosyal sistemler üzerinde durur. Endüstrileşme ya da modernleşme gibi uzun vadeli değişmeleri inceler. Mikro sosyoloji ise, günlük hayatın yüz yüze ilişkilerinde ortaya çıkan durumların incelemesidir. Makro sosyoloji geleneğinin anavatanı Avrupa’dır. Amerikan sosyologları daha çok mikro sosyolojiye ilgi duymuşlardır. Günümüz sosyolojisinde bu iki geleneği birleştirme yönünde bir eğilim göze çarpmakta; “günlük hayatın kurumsal arka planının anlaşılması için makro sosyoloji” gerekli görülürken, “ne kadar geniş olursa olsun, sosyal organizasyonun tüm biçimlerinin asıl temelinin yüz yüze iletişim olduğu” düşüncesiyle, sadece günlük ilişkilerin değil “geniş kurumsal kalıpların aydınlatılması için” de mikro sosyolojik çalışmaların önemli olduğu ifade edilmektedir.
Belli bir olgunun bütüncül ve anlaşılır görüntüsü ancak açıklama gücü yüksek ve öngörüde bulunan teoriler tarafından sağlanabilir.  Sosyal değişme sürecinde sonradan devreye giren faktörler, bir teorinin “açıklama” ve “öngörü” fonksiyonlarını değişik oranlarda etkileyebilir. Güçlü açıklamalar getiren bir teori, geleceğe yönelik tahminlerinde yanılsa bile açıklama gücü sayesinde geçerliliğini sürdürebilir. Sosyoloji tarihinde bu durumun en çarpıcı örneğini Marksist teori oluşturmaktadır. Bilindiği üzere K. Marx, XIX. yüzyıl endüstri toplumunu çok iyi gözlemleyerek açıklama gücü yüksek ve öngörü sağlayan bir teori geliştirmişti. Teorisinin en zayıf yönü, Avrupa’ya özgü tarihsel bir süreçte şekillenmiş olan “kapitalist toplum”u gözlemleyerek geliştirdiği teorisini gözlem alanının sınırlarını aşacak ölçüde ‘genellemesi’ ve kapitalizmin kaçınılmaz sonunun proletarya tarafından yıkılmak olduğunu iddia eden ‘öngörü’ idi. Daha sonra ortaya çıkan gelişmeler ışığında, bugün Marx’ın tahminlerinde yanılmış olduğunu rahatça söyleyebiliyoruz. Ama teorisinin açıklama gücünün yüksek oluşu, “neo-marksizm” adı verilen teorik katkılarla yenilenerek geçerliliğinin devam etmesini sağlamaktadır. Bugün “Marksist teori” dediğimiz zaman, Marx tarafından “daha önce ileri sürülmüş olan bir dizi önermenin, yeni empirik bilgiler ışığında gözden geçirilerek değiştirilmesi ve genişletilmesiyle oluşturulmuş bir teoriyi”  anlıyoruz.