Sosyal Etki ve Uyma Davranışı

Sosyolojinin toplumun bütününü kapsayan kanunu “insan toplum hayatı yaşar” kanunudur. İnsan bir toplumda yaşayabilmesi için o topluma, daha açık bir ifade ile o toplumun geliştirdiği kurallara uymak zorundadır. Toplum, kurallarını insana doğumu ile birlikte aşılar; öğretir ve benimsetir. Belli bir zaman sonra fert bu kurallara kendiliğinden uyar. Başkalarından da bunlara uymasını bekler ve ister. Böylece insanların benzer davranışlarının çoğu, erken yaşlarda başlayan ve hayatları boyunca devam eden ortak öğrenme sonucudur. Mesela anne tuvalet kültürünü çocuğa öğretir ve daha sonra çocuk kendiliğinden tuvalete gider. İnsan örf, âdet, gelenek, töre, ahlak, din, hukuk ve bilim kurallarını da içinde bulunduğu toplumdan öğrenir. Bazen insanlar zorunluluk ya da ortak öğrenme tecrübesi olmadan da uyma davranışı gösterirler. Mesela durakta birkaç kişinin beklediğini gören biri otobüsün geliş saatini bilmese de onlarla birlikte beklemeye başlar. Aslında bu tür davranışın da öğrenmeye dayalı bir arka planı vardır; inanma ve etkileşim sonucudur. Aynı şekilde havaya bakan bir grubu gören kişinin durup onlarla birlikte havaya bakması bir etkileşim ve uyma olayıdır. Bir yanlışlık yapabileceklerini hiç aklına getirmeden onların davranışlarına göre gerçeği tanımlar ve davranışını düzenler; grubun davranışı onun için referans görevi görür.

Ferdin standartlarını grubun standartları belirler. Ancak fert hayatını birden çok sosyal grup içerisinde geçirir. Özellikle günümüzde bu sosyal gruplar geçmişe nazaran çok daha fazladır. Bu nedenle fertler farklı farklı sosyal grupların standartlarının etkisinde her defasında yeni yeni standartlar oluştururlar. Cemaat tipinde bir toplumda sosyal gruplar çok fazla olmadığı için benzeşme ve sosyal bütünleşme daha güçlüdür. Halbuki günümüz cemiyet tipi toplumlarında bu tür bir benzeşmeden ve bütünleşmeden çok gruplar arasındaki standartların bir bileşkesi sözkonusudur. Ancak bu bileşke de mutlak bir benzeşme ve bütünleşmeyi doğurmaz.  Mutlak bir benzeşme olsaydı bu gün toplumlar klan hayatı yaşardı.
Aslında bu durum sosyal değişme ve gelişmenin sebebidir. Buna rağmen ferdi standartla grup standardı ve grup standartları ile toplumun bütünü arasında belli standartlar geliştirilemezse, daha açık bir ifade ile benzeşme ve bütünleşmenin gerçekleşememesi toplumda gerginlik ve çatışmalara sebep olur ve toplumu çözülmeye götürür.
Ferdin toplumun davranışlarına uyması sosyal düzene yol açar. Bu süreç itaat, özdeşleşme ve benimseme şeklinde gerçekleşir. Fert, fikrine uygun olsa da olmasa da grubun standardına uyma davranışı gösterir. Ancak bu davranış, fikrine uygun düşmeyen standartlarda ve itaat seviyesinde kalmasına rağmen, kişi fikrine uygun davranışlarla özdeşleşir ve onları benimser. İtaat, başkaları tarafından kabul edilmek; özdeşleşme, değer verilen kişi ya da gruba benzemek; benimseme de, gerçeği anlamak şeklinde kişiye yarar sağlar. Bu bakımdan itaat ve özdeşleşmede normatif etki, benimsemede ise, bilgiye dayalı sosyal etki söz konusudur. Aynı şekilde uymama davranışı da normatif sosyal etki ya da bilgiye dayalı sosyal etki içerebilir. Bunlardan birincisi ters tepki, ikincisi de bağımsızlık olarak ortaya çıkmaktadır. Nihayet, genel olarak, normatif sosyal etki sonucu ortaya çıkan davranışın norma bağımlı, bilgiye dayalı sosyal etki sonucu ortaya çıkan davranışın ise, normdan bağımsız olduğu düşünülebilir. Böyle olunca, itaat, özdeşleşme ve ters tepkinin norma bağımlı, benimseme ve bağımsızlığın ise normdan bağımsız olduğu görülür.
Uyma davranışını etkileyen ferdi (sujeden kaynaklanan) ve hedefin (objenin) özelliklerinden ileri gelen faktörler yanında, ortam faktörlerinin de önemli rolü vardır. Yapılan araştırmalar uyma derecesine grubun büyüklüğünün etkili olduğunu göstermiştir. Muzaffer Sherif (1935a, 1935b, 1936), S. E. Asch (1951, 1952) ve S. Milgram (1965) yaptıkları deneylerde:

     Daha büyük grupların bireyi uyma davranışına itici gücü daha fazladır, ancak grup belli bir üye sayısına vardıktan sonra üye sayısının daha fazla artması bireyi uyma davranışına itmede daha fazla bir fark meydana getirme-mektedir.
     Sözbirliği etmiş bir grubun üyesi üstündeki etkisi, çok kuvvetli olmaktadır. Buna karşılık, kişi tek başına kalmaz ve bir başka kişi de grup görüşüne karşı çıkarsa, bu iki kişilik azınlık bile gruba karşı tek bir kişiden çok daha fazla direnme gösterir.
     Sosyal etki kaynağının, yani kendisine uyulan kişi veya grubun algılanan mevkii ne kadar yüksekse, bireylerde meydana getirdiği uyma davranışı da o kadar fazladır.
     Yüzyüze olma durumunda etkileme ve bunun sonucu olan uyma davranışı daha kuvvetlidir.

Uyma davranışı fertler arasında kalıplaşmış ortak davranışlara dönüştüğünde sosyolojinin konusuna girerler. Diğer bir ifade ile davranış ferdi olmaktan çıkıp fertler arası bir yapı kazandığında, sosyal psikolojinin konusundan çıkıp sosyolojinin konusuna girer. Bu nedenle mikro sosyoloji sosyal psikolojinin kanun ve teorilerine dayanmaktadır.