Çalıkuşu Reşat Nuri Güntekin (Konusu, Özeti, Karakterleri )

Çalıkuşu Reşat Nuri Güntekin (Konusu, Özeti, Karakterleri )

Çalıkuşu Reşat Nuri Güntekin (Konusu, Özeti, Karakterleri )

Çalıkuşu

Türü: Roman

Yazar: Reşat Nuri Güntekin

Yayın Tarihi: Reşat Nuri Güntekin, Çalıkuşu’nu önce ‘İstanbul Kızı’ adıyla dört perdelik bir oyun olarak yazmıştır. Roman, 1922’de Vakit Gazetesi’nde Çalıkuşu adıyla yayınlanmıştır.

Kitabın Konusu:
Bir subay kızı olan Feride ile teyzesinin oğlu Kamuran arasında yaşanan ve araya bir çok engel girmesine rağmen birbirlerine karşı bitmeyen aşklarını anlatıyor.

Kitabın Özeti:
Feride, annesini ve subay olan babasını küçük yaşta kaybetmiş, Erenköyü’nde, Kozyatağı’ndaki teyzesinin himayesinde büyümüştür. Teyzesi, onu Nötre Dame de Sion Fransız Kız Lisesinde okutmuştur. Besime Teyzenin oğlu Kamuran, yakışıklı bir gençtir. Çalıkuşuna benzeyen bu canlı; kıpırdak , haşarı kızı sever. Onu sık sık okulda ziyaret eder. Feride’nin tarife sığmaz yaramazlıklarından herkes yaka silker, ama kimse ondan geçemez. Çalıkuşu adı zaten bu hâllerinden dolayı ona takılmıştır. Kamuran, Feride’yi almayı aklına koymuştur. Ama düğünden üç gün evvel, çarşaflı bir genç hanım Feride’yi ziyaret eder. İsviçre’de bulunduğu sırada, Kamuran’ın, Münevver adında hasta bir genç kadına evlenme sözü verdiğini söyler. Mektuplarını verir. Münevver de Kamuran’ı sevmiştir. Bunun üzerine Feride köşkten kaçar. Herkes onun yeni bir delilik icat ettiğini düşünürken, emektar bir dadının evine sığınan Feride, lise diplomasından cesaret alarak Anadolu’da bir öğretmenlik yapmak ister. Bunu başarır da. Bir kasabaya öğretmen olarak verilir. O günden sonra da başından geçenleri not etmeye başlar. Kasabada boş yer olmadığı için kendisini Zeyniler köyü denilen ücra, kuş uçmaz, kervan geçmez, hiçbir öğretmenin gitmeyi kabul etmediği ilkel bir yere verirler. Orada küçük Vehbi ve bilhassa Munise,öğrencilerinden birkaçı, onun tesellisi olurlar. Bütün kız çocuklarının da Ayşe veya Zehra adıyla gruplanabileceği şu köyde, Munise adı, Feride’ye çok cana yakın gelir. Kızı evlât edinmek ister. Munise, köyün sevmediği bir kötü kadının kızıdır. Kadın birini sevdiği için Munise’nin babası, köyden bir kadınla evlenmiş, Munise’nin anasını boşamıştır. Ara sıra gelir, kızını kaçamak olarak görürmüş. Çalıkuşu, birçok serüvenden sonra Munise’yi evlat edinmeyi başarır. İkisi tatlı bir hayat sürmeye başlarlar. Bir gün bir posta soygununda yaralanan birini köy odasına getirirler. Feride orada yaşlı bir askerî doktorla tanışır. Doktor Hayrullah Bey, böyle bir yerde aklından bile geçmeyecek böyle bir öğretmen bulmuş olmaktan o kadar şaşırır ki, işin içinde bir iş olduğunu anlar ve Feride’nin daha iyi bir yere nakli için gizlice girişimlere başlar. Bir teftiş sonunda Feride’nin okulu kapatılır ve Kız Öğretmen Okuluna Fransızca öğretmeni tayin edilir. Her gittiği yerde güzelliği birtakım olaylara yol açtığından barınması gerçekten zorlaşmıştır. Böylece birkaç yer dolaşıp birkaç evlenme teklifini reddederek sonunda Kuşadası’na gelir. Doktor Hayrullah Bey de emekliye ayrılmış, oraya yerleşmiştir. Yaşlı dost, kızın elinden tutar. Ona yardım eder, onu korur. Munise bu arada iyice büyümüş, süsüne düşkün bir kız olmuştur. Doktorun bir uzak köye, hastaya gittiği bir sırada hastalanır; Nezle zannedilen hastalık difteridir. Munisecik, kuş palazından ölür. Kaderi, Feride’yi sanki bütün sevdiklerinden ayırmaya karar vermiştir. Munise’den sonra çevrenin baskısı, dedikodusu o kadar artar ki Hayrullah Bey, hiç olmazsa görünüşü kurtarmak maksadıyla Feride’yi alır, onunla kâğıt üzerinde evlenir. Bir müddet geçince Hayrullah Bey de zaten ihtiyar olduğundan ölecektir, ama ölmeden önce Feride’den, ailesinin yanına döneceğine dair söz alır. Onun hatıra defterini okumuş, başına gelenlerin sebebini öğrenmiştir. Feride’nin kaybolduğu sandığı defteri, Hayrullah Bey tarafından özenle saklanmış, ayrı bir zarfa konularak Kamuran’a gönderilecek bir emanet şekline sokulmuştur. Feride, merhum kocasının vasiyetini yerine getirmek için verdiğinin ne olduğunu bilmeden bu emaneti Kamuran’a teslim eder. Feride’nin dönüşünden en çok memnun olan Kamuran’ın babası Aziz Bey’dir. O bu dönüşte hayırlı bir işaret görür. Feride, birkaç günlüğüne izinli olarak gelmiştir. Kendisine kalırsa mutlaka yine görevine gidecektir. Kamuran vaktiyle verdiği söze bağlı kalmış, Münevver’le evlenmiştir. Ama kadın zaten hasta olduğu için kısa bir zaman sonra ölmüştür. Kamuran, kız kardeşi Müjgan’la bir gece sabaha kadar gözlerini kırpmadan Feride’nin defterini okuduktan sonra aklınıbaşına toplar, Hayrullah Beyin yazılı tavsiyesini yerine getirmeyi, Feride’yibir daha ne olursa olsun, hiçbir nedenle kaçırmamayı kararlaştırır. Nitekim, Feride’nin gideceği gün, bütün hazırlıklar tamamdır. Kamuran, güya onu almak için gelen arabadan iner ve Feride’ye içini açar. Aynı sersemliği ikinci kez tekrarlamayacağını söyleyerek gitmesine mani olur.

Karakterler ve Özellikleri: