Toplum Normları ve Değer Yargıları

 

Fertler toplumda tek başına bir ağaç gibi bulunmazlar. Onlar aralarında bir davranış ağı oluştururlar. Bu davranış ağının bütününe sosyal davranış alanı adı verilir.  Fert için toplum hayatı zaruri olduğu kadar toplumun oluşması için fertler arasında kalıplaşmış (tipleşmiş, modelleşmiş) davranış örneklerinin bulunması gerekir. Bu anlamda her davranış, kural içeren (normatif) davranış değildir. Mesela bir deprem paniğinde bir davranış benzerliği ve birlikteliği olmasına rağmen belli bir normu içermez. Bir davranışın norm haline gelebilmesi için fertler arasında ortaklaşa uyulan bir davranış olması, davranışa bir değer atfedilmesi, davranışa uyulmadığı takdirde o davranışla ilgili bir yaptırım gücünün ortaklaşa kabul edilmesi gerekir. Bu anlamda sosyal norm, belirli bir grupta veya toplumda standartlaşmış yol gösterici ve idare edici davranış şekilleridir. Fertlerin davranışlarının başkaları tarafından nasıl değerlendirileceğinin rehberidir. Fertlerin davranışlarının tasvip edilip edilmeyeceğini ortaya koyar. Özetle normlar, toplum üyelerini belirli olaylar karşısında belirli tarzda davranmaya zorlayan kurallardır.
Fertler toplumun sosyo-kültürel normlarına uyarak bir davranış bütünlüğü elde ederler. Toplumların birtakım asli ihtiyaçlar etrafında geliştirdikleri norm sistemlerine “kurum” adı verilir. Böylece din, eğitim, aile, ekonomi, politika kurumları birer normlar sistemi olarak toplumun yapılarını oluştururlar.
Normların temelinde değer yargıları bulunur. Ancak her değer yargısının norm oluşturması söz konusu değildir. Normlar değer yargılarının bir açıklaması olarak ortaya çıkarlar. Bu nedenle her normda bir değer yargısı vardır; fakat her değer yargısı norm değildir.
Sosyal değerler de sosyal normlar gibi davranışların belli kalıplara göre yapılmasını isterler. Normların temelinde değer yargıları bulunduğu gibi değer yargılarının temelinde tutum ve inançlar bulunur.
Tutum ferdin objelere karşı olumlu veya olumsuz eğilimidir. Tutu-mun temelini oluşturan bu eğilim doğuştandır ve sosyalleşme sürecinde tutum haline gelir. Her fert algıladığı olaylara objelere ve nesnelere ait bir tutuma sahiptir. Her tutum da olumlu ya da olumsuz bir psikolojik değer yargısı taşır. Bu değer yargıları iyi-kötü, güzel-çirkin, doğru-yanlış, faydalı-faydasız, suçlu-suçsuz, günah-sevap şeklinde ortaya çıkarlar. Şu halde değer yargısı bir toplumun fertlerinin obje hakkındaki istek ve duygularının ifadesi olan ve bir toplumun bütün fertleri tarafından aynı şekilde kabul edilen yargılardır. Böylece bütün bu değer yargıları yani dini değerler, hukuki değerler, ekonomik değerler, estetik değerler, ahlâkî değerler toplumun temel kurumlarını oluştururlar.
Tutum ferdidir. Ferdi olması dolayısıyla psikolojik bir olgudur. An-cak bir sosyal grup içerisindeki fertlerin ortak objelere karşı ortak tutumlarının oluşması durumunda grup tutumundan sözedilir. Böylece tutum ferdi olmaktan çıkar fertler arası bir yapıya kavuşur ve sosyal bir olgu haline gelir. Böylece sosyal grup içerisinde grubun kendisine özgü olay, olgu ve nesnelerin durumu ile ilgili ortak değer yargıları ve inançlar teşekkül eder. İşte bir sosyal grup içerisindeki fertlerin bu ortak değer yargıları (ortak duygu, düşünce ve davranış kalıpları) bir yaptırım gücü (maddi veya manevi) elde ederlerse herkes tarafından (grubun çoğunluğu tarafından) uyulması gereken kural (norm) halini alırlar.
Normların hepsi aynı özellikte değildir. Normlar yaptırım güçlerine göre, resmi olmayan (informel) normlar ve resmi (formel) normlar diye ikiye ayrılırlar:
Resmi olmayan normlar toplumun tabii akışı içerisinde kendiliğin-den, yavaş yavaş ve dereceli olarak oluşurlar. Arkalarında herhangi bir resmi otorite yoktur. Güçlerini toplum dinamikler-inden ve toplum ru-hundan alırlar. Ferdin dışındadırlar ve manevi baskı yaparak ferdi kendilerine uymaya zorlarlar. İnformel normlar resmi normlara kaynaklık ederler. Bir toplumda, resmi olmayan bu normlara dayanmayan, onlara ters düşen resmi normların, işlerlik kazanması mümkün değildir.
Toplumun tabii akışı içerisinde bazı resmi olmayan normlar maddi yaptırım gücü elde ederler ve resmi norm (hukuk normu) haline dönüşürler. Aynı şekilde zaman içerisinde resmi normlar maddi yaptırım gücünü kaybederek resmi olmayan norm haline dönüşür veya fonksiyonsuz bir duruma dönüşerek kaybolabilirler. Mesela dini normlar tarihin belli zamanlarında aynı zamanda resmi norm görevi görmesine rağmen, bugün birçok dini norm resmi olmayan norm durumundadır. Aynı şekilde ahlak normlarının da pek çoğu resmi normlar içerisinde yer almıştır. Birçoğu da zaman içerisinde sosyal değişme ile birlikte resmi norm olmaktan çıkmış veya çıkarılmıştır. Ancak bu keyfi bir işlem değildir. Fertler veya kanun yapmakla görevli gruplar canlarının istediği gibi toplumda mevcut ve fonksiyon icra eden normları değiştiremezler. Bu tür değiştirmeler resmi hukuk normlarının kadük kalmasına ve toplumda formel norm ve informel norm çatışmasına sebep olurlar. Bu nedenle resmi norm (hukuk normu) koyucularının resmi olmayan normları iyi bilmeleri ve bunlar arasında çatışmadan çok bütünleşmeyi sağlayıcı tedbirler almaları gerekir.
Toplum hayatı düzen ister. Bu düzen sosyal kurallara dayanır. Toplum hayatında kurallar emir ve yasaklar halinde ortaya çıkar. Hırsızlığı yasaklayan bir hukuk kuralı hırsızlık etmeyi yasaklar. Buna karşılık kişiye yoksul olan ana ve babasına yardım etmeyi emreder. Ancak toplum içerisinde ferdin davranışlarına yön veren kurallar hukuk kurallarından ibaret değildir. Örf ve âdetler, ahlak ve din kuralları da sosyal kurallar bütünü içinde yer alır.