Tabakalaşma Ölçekleri

 

Sanayi toplumlarında sosyal yapının karmaşık bir hal alması, bunun bir uzantısı olarak sosyal tabakaların da nicelik ve nitelikleri itibarıyla, -sayıca artış ve sınırlarının belirsizleşmesi- gibi değişiklikler göstermesi; sosyologları, tabakaları belirlemeye yönelik çeşitli modeller geliştirmeye sevketmiştir. Bu amaçla, sosyo-kültürel ve ekonomik kriterleri esas alan “nesnel” ya da bu farklılıkların algılanış biçimlerine dayanan “öznel” modeller olmak üzere iki ana grupta toplanan çeşitli modeller önerilmiştir. Nesnel modeller servet, gelir, gelirin kaynağı, meslek, eğitim düzeyi, aile yapısı, konut tipi, oturulan semt, tüketim alışkanlıkları, serbest zamanların değerlendirilmesi gibi birçok kriterden yararlanırken; öznel modellerin mensubiyet duygusu, sınıf bilinci ve diğer sınıflara bakış gibi zihni faktörlere önem verdiği görülmektedir. Hemen anlaşılacağı üzere, bu modellerden nesnel olanlara fonksiyonalistler, öznel olanlara ise çatışmacı sosyologlar ilgi duymaktadırlar. Biz burada, objektif kriterlere dayanan ve rakamlarla ifade edilmesi mümkün olan nesnel modeller esas alınarak geliştirilmiş tabakalaşma ölçekleri üzerinde duracağız. İlk olarak Amerikan sosyoloji çevrelerince geliştirilen bu modeller, daha sonra dünyanın diğer bölgelerinde de sosyologlar tarafından benimsenerek yaygınlık kazanmıştır.
Bu çalışmaların ilki ve en tanınmışı L. Warner ve arkadaşlarının Amerikan toplumunun sosyal tabakalarını belirlemek amacıyla, 1930 -1935 yılları arasında yapmış oldukları Yankee City araştırmasıdır. İnsanların mensup oldukları tabakayı bildikleri önkabulüne dayanan bu çalışmada; Warner ve arkadaşları, altı tabakadan oluşan bir tabakalaşma biçimini belirlemişler ve “Toplumsal Sınıf Ölçeği” adını verdikleri bir ölçek ortaya koymuşlardır. İlk çalışmaların birçok eleştiriye maruz kalması kaçınılmazdır. Nitekim bu araştırmaya da sayısız eleştiriler getirilmiş; meselâ, C. W. Mills tarafından “soyut bir ampirizm” olarak nitelendirilmiş, “sınıf bilinci”, “yanlış bilinç”, “sınıf” ve “statü” kavramlarının birbirine karıştırıldığı ileri sürülmüş; dahası, birkaç kasabada yapılmış bir araştırmanın, Amerikan toplumu gibi son derece geniş ve çeşitlilikler arzeden bir toplumun tabakalaşma biçimini yansıtmasının mümkün olamayacağı iddia edilmiştir.
Bu eleştiriler üzerine Warner ve arkadaşları, “Statü Karakteristikleri Ölçeği” adını verdikleri yeni bir ölçek hazırlamışlar; bu ölçekte meslek, gelir, gelirin kaynağı, konut tipi, oturulan semt ve eğitim düzeyi olmak üzere altı kriteri esas almışlardır. Daha sonra ise, gelir ve eğitim düzeyi kriterlerini çıkarmışlar; diğer dört kriteri esas alarak bunlardan herbirine, önem sırasına göre bir katsayı vermişlerdir. Buna göre, (meslek x 4) + (gelirin kaynağı x 3) + (konut tipi x 3) + (oturulan semt x 2) formülü ile kişilerin içinde bulundukları tabakaların belirlenebileceğini söylemişlerdir. Ayrıca, her kriteri kendi içinde -nitelik itibarıyla- birden yediye kadar inecek tarzda tasnif etmişlerdir. Bu formüle göre, her bir kriter açısından en üstün niteliği haiz bir kimse, (1×4)+(1×3)+(1×3)+(1×2)=12 puan; en düşük nitelikleri olan biri ise, (7×4)+(7×3)+(7×3)+(7×2)=84 puan alacaktır. Burada, (12) en üst tabakayı, (84) ise en alt tabakayı göstermektedir.  Onikiden seksen-dörde doğru yapılacak bir sıralama ile üçlü, altılı ya da dokuzlu tabakalaşma tasnifleri yapma imkânı veren bu ölçek; adından da anlaşılacağı üzere ‘statü’leri sınıflandırmakta; öznel faktörleri hesaba katmadığı için, ‘sınıf’ gibi az-çok grup özelliği gösteren bir ‘realite’yi belirleyememektedir. Başka bir ifade ile bir ‘olgu’ olan ‘grup’lar değil, bir ‘kurgu’ olan ‘kategori’ler ortaya çıkmaktadır. Kesin çizgilerle birbirinden ayrılan sosyal sınıfların kalmadığı sanayi toplumlarında; bu tür kategorizasyonların da, sosyo-kültürel, ekonomik ve siyasi alanlarda yapılacak çalışmalar açısından son derece fonksiyonel olacağı aşikârdır.
Warner ve arkadaşlarının yaptığı bu ölçekten sonra, birçok araştırmacı tarafından farklı kriterlerden de yararlanılarak çeşitli ölçekler geliştirilmiştir. Meselâ, A. B. Hollingshead’ın “Toplumsal Konum Endeksi”, R. A. Ellis ve arkadaşlarının “Sınıf Konumu Endeksi”, bunlar arasında bir hayli tanınmış olanlarıdır. “Sınıf Konumu Endeksi”, nesnel bir kriter olarak sadece meslek faktöründen yararlanırken, öznel bir kriter olan sınıf bilincini de araştırmakta; bu amaçla, hedef kitleye “kendinizin hangi sınıfa mensup -alt, orta, üst- olduğunuzu düşünüyorsunuz” sorusunu yöneltmektedir. J. A. Kahl ve J. A. Davis ise, değişik kriterlerden yararlanan ondokuz ölçeği incelemişler; neticede, her ne kadar farklı kriterlerden yola çıkmış olsalar bile, sonuç itibarıyla yaptıkları değerlendirmelerin birbirine yakın olduğunu tespit etmişlerdir.
Bu arada, tabakalaşma ölçeklerinin tamamının, sosyal tabakaları belirleyen en önemli faktörün ‘meslek’ olduğunda birleştiklerini de belirtmeliyiz. Günümüz toplumlarında, mesleklerin birçoğunun belli bir eğitimden sonra kazanıldığı, formel eğitim şartı aranmayan mesleklerde bile meslek içi eğitim programları ile gerekli bilgi ve becerilerin kazandırıldığı; diğer taraftan, sağladığı gelir düzeyinin bir sonucu olarak evlilik şansından, hayat tarzını gösteren giyim-kuşam, serbest zamanların değerlendirilmesi, konut tipi, oturulan semt gibi birçok faktörün doğrudan ya da dolaylı olarak meslek faktörü tarafından belirlendiği düşünülecek olursa;  fonksiyonalistlerin meslek faktörüne verdikleri önemde, büyük ölçüde haklı oldukları daha iyi anlaşılacaktır.