Tabaka Kavramı ve Tabakalaşma

 

Evrensel karakteri dolayısıyla aslında daha önce incelememiz gereken tabaka kavramını sınıf kavramından sonra ele almamız, kronolojik bir seyir takip etmek ve tabakalaşma konusunda yapılan çalışmaların, sınıflar problemi etrafında cereyan eden tartışmaların bir sonucu olarak geliştiğine işaret etmek içindir. Tabii olarak bu çalışmaların sonradan geliştirilmiş olması, tabakaların evrensel karakterinin görülmesine engel değildir. Çünkü tabakalaşma olgusu, esas olarak, gerek “tabii”, gerekse “sosyal” “eşitsizlik”lerin varlığına dayanmaktadır. Toplumu oluşturan fertler arasındaki eşitsizliklerin yol açtığı farklılaşmalar, “hiyerarşi”lerin ortaya çıkmasına neden olmakta; bu durum, sosyal tabakalaşma olgusunu meydana getirmektedir.
Yukarıda ifade edilen “tabii” ve “sosyal” eşitsizlikler, bize göre son derece önemlidir. Çünkü ileriki sayfalarda da inceleneceği üzere, tabakalaşmayı açıklayan teorilerin temelde birbirlerinden ayrıldığı bir hususa işaret etmektedir. Doğrudan biyo-fizyolojik farklılıkların yol açtığı “tabii” eşitsizliklerin, nihai noktada “sosyal” eşitsizliklere dönüştüğü gerçeği gözardı edilecek olursa; “hiyerarşi”ler, “artı-ürün”ün ortaya çıktığı, -zirai üretime, dolayısıyla yerleşik hayata geçen- “üretici toplum”lar seviyesinde ele alınan bir olgu olacaktır. Bu durum, “artı-ürün”ün paylaşılması problemi gibi, tamamıyla sosyo-ekonomik bir faktörün vurgulanmasına; dolayısıyla, “çatışma” teorilerinin geliştirilmesine zemin hazırlayacaktır. Çünkü insanların ‘‘sosyal’ nitelikli hususları tartışma konusu yaptıkları, biyo-fizyolojik farklılıkları ise ‘tabii’ görerek kabullenme eğiliminde oldukları bilinmektedir. Şayet vahşi bir tabiatla mücadele eden “toplayıcı toplum”larda, organik enerjinin -kas gücünün- ne ölçüde önemli olduğu göz önünde bulundurulacak olursa, artı-ürünün paylaşılması problemi daha geniş bir perspektiften ele alınacak; farklılıkların “çatışma”ya yol açan sosyal boyutu kadar, “uzlaşma”yı sağlayan tabii boyutu da görünür hale gelecektir.
İşte jeolojiden alınan “tabaka” kavramı, nüfusun hiyerarşik olarak farklılaşması olgusuna biyo-fizyolojik eşitsizlikleri de hesaba katarak yaklaşan -dolayısıyla, olgunun ‘meşruiyet” boyutuna da işaret eden- “uzlaşmacı” bir kavramdır. Amerikan fonksiyonalist ekolüne mensup sosyologların, ‘sınıf’ yerine bu kavramı kullanmayı tercih ettikleri; hatta, tabakalaşmanın tabii ve evrensel karakterini göstermek amacıyla, hayvanlar alemindeki tabakalaşmaya benzer durumları bile incelemeye yöneldikleri görülmektedir.
Nasıl ki sınıf kavramı, içerdiği ‘sınıf bilinci’ unsuru ile bir sosyal ‘grup’ olarak kendisini gösteriyorsa; tabaka kavramı da -istisnaları olmakla birlikte- genellikle, “sübjektif” bir kriter olan sınıf bilincini gözardı etmesiyle ‘grup’ olma niteliğini kaybederek bir ‘kategori’, yani bir ‘tasarım’ şeklinde ortaya çıkabilmektedir. İleride de temas edileceği üzere, ‘tabaka’ların birer kategori olması; sosyologa, yapacağı araştırmanın konusuyla ilgili olarak “üst- orta- alt” gibi üçlü, veya “üstün üstü- üstün altı- ortanın üstü- ortanın altı- altın üstü- altın altı” gibi altılı, ya da “üstün üstü- üstün ortası- üstün altı- ortanın üstü- ortanın ortası- ortanın altı- altın üstü- altın ortası- altın altı” tarzında dokuzlu tasnifler yapma imkânını sağlamaktadır.
Diğer taraftan, tabaka kavramının evrensel bir çerçevede kullanılması ise, hür-köle; brahman-kşatriya-vaşya-sudra-parya; senyör-serf; burjuva-proleter şeklinde sosyal ‘grup’ları da ihtiva eder tarzda kullanılmasını gerektirir. Bu durumda tabaka kavramı, bazı toplumlarda ‘grup’, bazılarında ise ‘kategori’ olma esnekliğini kazanır. Bilindiği üzere, bu anlamda tabakalaşmadan söz edildiğinde, zaman ve mekân itibarıyla tüm toplumlarda görülen, sayısı ve belirleyiciliği değişiklik arz eden çeşitli sosyal faktörlerin etkisiyle ortaya çıkan, nüfusun hiyerarşik bir tarzda farklılaşması olgusu kastedilmekte; sosyal sınıflar ise, bu olgunun bazı toplumlarda, belli bir zaman diliminde kendisini gösteren hususi bir yapılaşma olarak değerlendirilmektedir.