Kuba Nerede, Mescidi Nerededir, Tarihi, Hakkında Bilgi

106

Kuba. Hicret sırasında Hz. Peygamber’in misafir olduğu ve ilk mescidi bina ettiöi köy.

Resûl-i Ekrem döneminde, Mekke yolu üzerinde Medine’ye 6 mil mesafede bulu­nan bir köy iken zamanla büyüyerek şeh­rin de genişlemesiyle onun bir mahallesi haline gelmiştir; sonraki müelliflerin ara­larındaki mesafeyi gittikçe azalan ölçüler­de vermeleri bu yüzdendir. Seyyah İbn Cübeyr’in (ö. 614/1217) “büyük şehir” deme­sinden Kuba’nın XIII. yüzyıla kadar çok geliştiği anlaşılmaktadır. Kuyuları ve hur­ma bahçeleriyle ünlü verimli bir vahada kurulmuş olan köy adını buradaki bir ku­yudan almıştır. Hz. Pey­gamber’in “cennet pınarlarından bir pı­nar” diyerek övdüğü Gars ve yüzüğünün düşürüldüğü Eriş kuyuları buradadır. Köyde az sayıda yüksek evler de (ütüm) vardı ve hicret sı­rasında Resûl-i Ekrem’in gelişi üç katlı bir evin damına çıkan bir yahudi kızı tarafın­dan görülüp müjdelenmişti.

Hz. Peygamber hicret sırasında bir müddet Küba’da, Evs’in bir kolu olan Amr b. Avf oğullarından Külsûm b. Hidm’in evinde misafir kaldı; ashabıyla genişliğin­den dolayı daha uygun gördüğü Sa’d b. Hayseme’nin evinde sohbet etti. Kaynak­larda Resûlullah’ın Küba’da kaç gün kal­dığı hakkında farklı rakamlar verilir; bu süre İbn Hişâm’a göre dört gün Buhârî’nin naklettiği bir rivayete göre ise on dört gündür. Resûl-i Ekrem, Küba’da kaldığı günlerde inşaatında kendisinin de bizzat çalıştığı ilk mescidi yaptırdı. Daha önce Küba’ya gelen muhacirlerin burada veya buraya yakın Usbe’de bir mescid inşa et­tikleri ve Salim Mevlâ Ebû Huzeyfe’nİn kendilerine namaz kıldırdığı da rivayet edilir. Kur’an’da “ilk günden beri temeli takva üzerine ku­rulu” diye sözü geçen mescid [Tevbe 9/ 108] çoğu rivayete göre Kubâ Mescidi’dİr; âyette Kübalılar da maddî ve manevî temizliklerinden dolayı övülür. Bir Önceki âyette[Tevbe 9/ 107] münafıkların za­rar vermek, içlerindeki küfrü gizlemek ve inananların arasını açmak amacıyla kurdukları bildirilen ve Hz. Peygamber tara­fından yıktırılan Mescid-i Dırâr da burada idi.

Resûl-i Ekrem Medine’ye yerleştikten sonra da genellikle hafta sonlarında Ku-bâty binekle veya yaya olarak ziyaret eder, mescidinde namaz kılıp verilmekte olan Kur’an derslerini denetledikten sonra aralarında düşmanlık olan kimseleri barıştınrdı. Fitne olayları sırasında bahçe sahibi bazı Kübalılar özellikle kışları Me­dine’de geçirip kendilerini güvenceye al­mışlardı; böyle zamanlarda köyde daha çok tarlalarda çalışan İşçiler kalırdı.

Hulefâ-yi Râşidîn döneminden itibaren Kubâ birçok defa imar gördü. Son imar­lar Sultan II. Mahmud ve Abdülmecid ta­rafından yapılmıştı. II. Mahmud mescidi, fakirler için yapılmış ribâtı ve Eriş Kuyusu’nun yanındaki imam evini yeniledi. Ab­dülmecid döneminde de bozulan kısımlar onarıldı. Suudi hükümeti ise mescidi çift minareli olarak yeni bir planla tekrar yap­tırmış, yeni yollar açmış ve eski yolları ge­nişletmiştir.

Kübalılar veya burada bir müddet otu­ran kimseler “Kubâr nisbesiyle anılır. Eflah b. Saîd, Abdurrahman b. Abbas el-Ensârîve Muhammed b. Süleyman bun­lardandır. Ancak Kubâ adıyla bilinen ve biri Mekke-Basra yolu üzerinde, diğeri Fergana bölgesinde Şâş yakınlarında bu­lunan iki yer daha vardır; nisbeleri karıştırmamak için bunlara dik­kat etmek gerekir.

TDV İslâm Ansiklopedisi