KARTEL

229

 

KARTEL

 

Benzer malların üretimini
yapan farklı sınai işletmelerin belli bir piyasada mono­pol, (tekel) gücü
sağlamak amacıyla bira-raya gelerek güç birliği oluşturmaları ve birlikte
hareket etmelerine kartel denir. Günümüzdeki karteller, nisbeten daha dar
kapsamlı piyasalarda tekel oluşturma­ya yönelik tröstlerden farklı olarak, daha
ziyade dünya piyasalarının tekelleştirilme-sine yöneliktir.

Herhangi bir kartele
iştirak-kartele ka­tılmanın yasal bir zorunluluk olduğu ya da rekabetçi
baskıların zorladığı durum­lar dişında-firmanın isteğine bağlıdır. Kartele
katılan firmalar üretim ve fiyatla-mada kartelin belirlediği ortak kartel poli­tikasını
takibe zorunludur. Kartele gir­mekle bağımsız firma üretim ve fiyatlama
politikalarının yerini ortak politikalar alır.

Karteller amaçlarına göre
belli başlı dört gruba ayrılabilir:

 1- Piyasadaki satış koşullarını kontrole yönelik
karteller;

 2-Piyasa fiyatlarını belirlemeye yönelik kar­teller;

 3- Üretken faaliyetleri, satış bölge­lerini ve
müşterileri kartele mensub üye­ler arasında paylaştırmaya yönelik kartel­ler;

 4- Her kartel mensubuna piyasanın belli bir payını
garanti etmeye yönelik kar­teller.

Gerçek hayatta
kartellerin ekseriyetle çok uzun ömürlü olmadıkları, kuruluştan belli bir süre
sonra etkinlilerini kaybede­rek dağıldıkları görülmektedir. Bu du­rum aslında
kartelin bizatihi yapısından kaynaklanmaktadır. Şöyle ki; kartelin amacı
fiyatları marjinal maliyetin üzerin­de tesbit ederek (diğer bir ifade ile, tam
rekabet denge koşullarım bozarak) kârla­rı arttırmaktır. Fiyatın marjinal maliyet

üzerinde belirlenmesi
ise kartelden ba­ğımsız olarak kartel mensubu her bir üre­tici firmayı
üretimini arttırmaya ve daha fazla kâr etmeye teşvik edecektir. Her fir­ma
-birbirinden ve kartelden bağımsız olarak- bu şekilde üretim artışına gittiğin­de
toplam üretim artacak, piyasa fiyatını kartelce başlangıçta belirlenen düzeyde
tutmak imkansızlaşacaktır. Kartel, üre-tim miktarının belirlenen düzeyi aşmama­sına
çaba gösterecek, kartel mensublan ise kârlarını arttırmak için kendilerine ay­rılan
kotaları aşmaya, bir miktar fiyat kıra­rak daha fazla satmaya çalışacaklardır.

Kotalara ilişkin diğer
bir sorun da, bu kotaların ne şekilde tahsis edileceğidir. Kotaların,   kartelin 
topyekün   kârlarını maksimize
edici (optimum) tarzda tesbi-tİ, üretim verimliliği nisbi olarak daha dü-Şük
firmaların verimli olanlara oranla da­ha az kâr etmelerine yol açacaktır. Zira,
verimliliği daha yüksek (marjinal maliyeti daha düşük) firmaların daha yüksek
üre­tim kotaları, verimsizlerin ise daha düşük kotalar alması söz konusu
olacaktır. Kota­ların verimli ve verimsiz üyeler arasında eşit dağılımı ise
toplam kartel kârlılığını azaltacaktır. Bu açıdan, kotaların verimli­liğe göre
tahsisi, verimli firmaların verim­sizleri “yan ödemelerle” kompanse
etme­leri daha iyi bir yaklaşım olarak öneril­mektedir. Bu tür yan ödemeler
yerine, ko­taların kartel – öncesi firma üretim düzeyi­ne ya da pratikte çoğu
kez görüldüğü gibi, üretim kapasitesine göre belirlenmesi dü­şünülebilir.
Ancak; kotaların üretim kapa­sitesine göre belirlenmesi, firmaları daha yüksek
kota elde etmek gayesiyle üretken kapasitelerini arttırmaya (yatırım yapma­ya)
teşvik etmekte, ancak, kapasite geniş­lemesi üretim genişlemesinin teşvik edil­mediği
kartel ortamında, firmaları fiyat

“kırarak”
karteli gizlice kırmaya teşvik et­mektedir.

Kartel dışında kalan
firmalar ise, karte­lin belirlediği “kartel fiyaf’ının biraz altın­da
fiyat belirleyerek kartel mensublan aleyhine, arzulanan satış düzeylerini ger­çekleştirebilirler.
Kartel-içi ve kartel-dışı çok sayıda firmanın bu şekilde hareket et­mesi
sonuçta, fiyatların düşmesine ve kar­telin dağılmasına yol açacaktır.

Petrol ihraç eden
ülkelerce kumlan OPEC Petrol Karteli başarılı bir kartel uy­gulaması olarak
gösterilebilİrse de, bir kartel olarak bünyesinde taşıdığı aktüel ve potansiyel
sorunlarıyla gelecekte ne ka­dar uzun süreli bir uygulama olacağına ilişkin
tahminde bulunmayı da güçleştir­mektedir.

Adnan BÜYÜKDENİZ