KARŞILAŞTIRMA – ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİNDE KARŞILAŞTIRMA

KARŞILAŞTIRMA

KARŞILAŞTIRMA – ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİNDE KARŞILAŞTIRMA
Bilimsel gerçeğe erişmede tek başına gözlem yani vasıflama yeterli değildir. Çünkü Sosyoloji istatistik veya sosyolojik tasvir anlamını ifade eden “Sosyografi” demek değildir. Sosyoloji ancak vasıfladığı olguları karşılaştırıp açıklamalara gittiği, olaylar arasında sebep-netice bağı kurabildiği ve hattâ kanunlara erişebildiği ölçüde amacına erişebilmiş sayılabilir. Sosyoloji vakıaları sosyal kontekstleri içerisinde bütün olarak ele alır ve tek tek olayları bu bütünün parçaları olarak değerlendirir. Zira, sosyal hayat ve olayların bütünü göz önüne alınmadıkça, yapılan anket kuvvet ve doğruluk derecesinden kaybeder. Birkaç olayı bütüne teşmil etmek ve genellemelere gitmek, bilimsel bakımdan eksiklik ve yetersizlik olur. Hele gözlemi yapılan birkaç münferit olaydan hareketle genellemelere gittikten sonra keyfi yorumlarda bulunmak, gerçeğe erişmeyi son derecede tehlikeye sokar ve sakıncalıdır. Nihayet, bilimsel hipotezlerin deneysel araştırmalarla kontrol edilmesi bakımından da karşılaştırma gereklidir. Aksi halde, deneylerle doğrulanmayan hipotezler, spekülasyonlar olarak kalırlar. İşte bütün bu sakıncalara engel olmak ve onları bertaraf etmek için karşılaştırmalara gitmek zorunludur. Çünkü karşılaştırma, sosyolojik analiz ve açıklamalara girişen bir kimseye belli bir veriyi kontrol etmek, çözümlemek ve ondan belirli, somut ve genel unsurları çıkarmak imkânını veren bir usûldür. Tek bir olayın özel nitelikleri, ancak bu olayın bulunduğu bütüne gidilerek tayin ve tespit edilebilir. Üstelik onu, içinden çıktığı tüm ve bütünden ayrı olarak incelemek sakıncalıdır. Belli bir zaman ve mekânda yürürlük ve geçerlikte olan bir olayın özeliklerini anlamak için en iyi yol, onu başka zaman ve mekânda rastlanan olgularla mukayese etmektir. Esasen karşılaştırma ve genelleme olmaksızın ilim yapmak imkânsızdır. Sosyologun laboratuarı toplumdur. Ancak özellikle deneysel bir bilim olan din sosyolojisi alanında doğru deneyler yapmak, karşılaştırmalarla mümkün olur.
Öte yandan, bazı yazarlar tümevarım (induction) metodunu bir karşılaştırma olarak anlamaktadırlar. Bu husus tartışma konusu olmakla birlikte, hangi şekilde olursa olsun, karşılaştırma metodunun dinî-sosyal karakterli olayların din sosyolojisi açısından tetkikindeki yeri büyüktür.
Ancak, özellikle din gibi engin ve nazik bir konuda uluorta karşılaştırmalara gitmek sakıncalı sonuçlar doğurmaktadır. Özellikle XIX. yüzyılın sonu ile XX. yüzyılın başlarında bazı araştırıcıların “Karşılaştırmalı Din Araştırmaları” adı altında yaptıkları gibi her şeyi her şeyle karşılaştırmak, üstünkörü benzerlikleri gerçek bir aynilikmiş gibi görmeye kalkışmak hiç de uygun değildir. Ölçülü karşılaştırmalar yoluyla din sosyologunun bulacağı analojiler, sadece dinî görüş ve anlayışların değil, aynı zamanda dinî teşkilatların yorumlanmasında da büyük yararlar sağlayacaktır.
Tıpkı genel sosyolojide olduğu gibi, din sosyolojisinde de üç türlü karşılaştırma söz konusu olabilir:
1) Tarihî Karşılaştırma,
2) Etnolojik karşılaştırma,
3) İstatistik karşılaştırma.
Tarihî karşılaştırma, dinler tarihi, karşılaştırmalı dinler tarihi ve öteki çeşitli dinî ilimlerin verilerinin din sosyolojisi açısından ele alınarak mukayese edilmesinden ibarettir. Zira, özellikle tarih, sosyologa geniş bir karşılaştırma alanı sunmaktadır.
Etnoloji ve etnografya ilkel toplumları ve onların kültürlerini elt alıp incelerler. “Halk bilimi”, “Halk bilgisi” veya “Halkiyat” gibi terimlerle de ifade olunan ve fakat İngilizce asıllı terimin daha geniş kullanıma eriştiği “Folklor” ise, bir kavim veya halkın kültürü ve geleneğinde yer tutmuş bulunan ampirik bilgiler, inançlar, mitoslar, efsaneler, masallar, türküler, atasözleri vs.yi ifade etmektedir. Dinî Etnoloji ve Dinî Folklor alanlarındaki araştırma, inceleme ve çalışmaların din sosyolojisi ile çok yakından ilgisi bulunmaktadır. Bu bilimlerin verilerinin, din sosyolojisindeki karşılaştırmalar ve özellikle de kültür ve medeniyet bakımından nisbeten alt düzeyde olan toplumla- rın dinleri, dinî hayatları ve din ve toplum ilişkilerinin anlaşılması için oldukça yararları bulunmaktadır.
Bir vasıflama aracı olan istatistik de din sosyolojisi için bir karşılaştırma yöntemidir. Çünkü istatistik, mahiyeti itibariyle yığın olayların tespitine yaramakla birlikte, aynı zamanda yığın halindeki bu olayların gruplanması ve aralarında ilintiler kurulmasında da önemli bir rol oynar. Bu çerçevede saptanan ilişkiler bakımından, araya diğer faktörlerin girip girmediğini ve bunların etki derecelerini belirlemek üzere “kontrol grupları” kullanılır. Bazı çalışmalarda ise, inceleme gereği farklı grupların araştırma kapsamına alınmış olması kendiliğinden bir kontrol ve karşılaştırma imkânı verir. Meselâ en basitinden, benzer şartları haiz iki veya daha çok köy veya kasaba, yahut şehir veya mahallede dini yaşayış tutum ve davranışlar konusunda yapılacak olan bir araştırmada durum böyledir. Nitekim tarafımızdan gerçekleştirilmiş bulunan Erzurum araştırmasında (Erzurum Kenti ve Çevre Köylerinde Dinî Hayat, 1978) bir örneklem aracılığı ile kent merkezinden farklı mahalleler ve çevre köylerinden araştırma grupları seçmek sûretiyle yapılan dinî yaşayış araştırması bu şekli altında kendiliğinden, kontrol gruplarına dayalı bir karşılaştırma çalışması hüviyetini kazanmış bulunmaktadır