FİNANSAL PİYASALAR

257

 

FİNANSAL PİYASALAR

 

Bir ekonomide fon
kapasitesi olanlarla (la-sarruf sahipleri) fim ihtiyacı olanların (yatı­rımcılar)
buluştukları piyasalara I’inansal piya­salar adı verilir. Aslında finansal
piyasalarla diğer piyasalar arasında önemli bir fark yok­tur. Kişiler tıpkı
semt pazarlarında olduğu gi­bi ar/ya da talep ederler.

Ekonomik birimlerin
tasarruflarım likit (na­kil) ve kurumsal olmak üzere İki kısımda dü­şünmek
mümkündür. Kişiler nakit paralarım küçük miktarlarda tasarruf ederler ve çoğu
kez de ellerindeki bu likiditeleri doğrudan doğruya değerlendiremezler. İşte
finansal piyasalar kişilerin ellerinde tuttukları likiditeye gelir getirci bazı
avantajlar sağlayarak ekono­mide aksi takdirde atıl olarak bekleyecek fon­ları
harekete geçirirler.

 

/ Para ve Sermaye Piyasası

 

Ekonomide reel
sektörün finansmanı sağla­yan kredi piyasalarını para ve sermaye piyasa­ları
olarak ikiye ayırabiliriz. Para piyasası va­deleri bir yıl ya da daha kısa olan
krediler, tah­viller için kullanılır. Bu tür krediler çok kısa bir sürede
paraya dönüştükleri İçin paraya çok yakındır. Para piyasası denildiğinde işlem­lerin
özel olarak yapıldığı bir yer söz konusu değildir. Kısa vadeli olarak alınan ve
satılan fonlarla ilgili işlemlerin tümü para piyasası çerçevesinde
düşünülmelidir. Kısa vadeli dev­let tahvilleri, kısa vadeli finansal senetler,
mevduat sertifikalan para piyasasında kullanı­lan araçları oluşturur.

Sermaye piyasasında
ise uzun vadeli hisse se­nedi ve tahviller işlem görür. Şüphesiz uzun vadeli
hisse senetleri ve tahvillerin risk ve liki­dite dereceleri değişkendir.
Sermaye piyasası aracı olarak uzun vadeli devlet ve Özel sektör tahvillerini,
şirketlerin hisse senetlerini ve ipo­tekleri sayabiliriz.

Sermaye piyasasıyla
para piyasasının birbi­rinden ayrımı bu piyasaların içice girmiş olma­larından
dolayı oldukça güçtür. Genelde vade­si 1-1.5 yıldan uzun olan kredilerin verildiği
pi­yasalar sermaye piyasası olarak düşünülebilir.

 

İL Finansman Şekilleri

 

Finansman piyasalarını
birinci elden ve İkin­ci elden almak ü/ere iki kışıma ayırmak müm­kündür.
Birinci elden piyasalarda yeni çıkartıl­mış tahvil ve hisse senetleri alınır ve
satılır. ikinci elden piyasalarda ise önceden çıkarıl­mış finansal kıymetler
İşlem görür.

a) Birinci
Elden Piyasalarda Finansman: Bir ekonomide finansal kıymetlerin arada bir ara­cı
olmaksızın doğrudan alınıp satılması söz ko­nusuysa doğrudan finansman söz
konusudur. Fon ihtiyacı olan ekonomik birimler finansal kıymet çıkartarak
bunları bir finansal kurum aracılığıyla tasarruf sahiplerine salarlarsa do­laylı
finansman söz konusudur. Dolaylı finans­man İki şekilde gerçekleştirilebilir.
Finansal

aracıya yalnızca
satabildiği kadar finansal kıy­meti satar ve kanuni sürenin bitiminde elinde
kalan henüz satılamamış finansal kıymetleri, bunları çıkaran firmalara iade
eder, ya da fi-nansal kıymeti çıkaran firmalara satış garanti­si verebilir
(undenvrİtİng). Bu durumda yasal satış sona erdiğinde elde satılmadan kalan fi­nansal
kıymetleri dilerse kendisi satın alır, di­lerse İkinci elden piyasada nominal
kıymeti­nin altında satar.

b) ikinci
Elden Finansman: Birinci elden pi­yasalar çerçevesinde çıkarılmış finansal kıy­metlerin
ikinci kere alınıp satıldığı piyasalara ikinci elden piyasalar denir. Genel
olarak İkin­ci elden piyasalarda hisse senetleri alınıp satı­lır ve bu alım ve
satımlar menkul kıymet bor­salarında yapılır. Eğer menkul kıymet alım ve
satımları menkul kıymet borsasının dışında oluyorsa tezgah üstünde (över the
Counter) satış söz. konusudur. Uygulamanın bu yönde gelişmesinde hisse
senetlerinin borsaya kote ettirilmesinin İsteğe bağlı olmasının ve men­kul
kıymet değer artışıyla ilgili vergiden kaç­ma eğilimlerinin rolü büyüktür.

 

///. finansal Piyasalann ve Aractlann iktisa­di Hayata Yaptıktan
Katkılar

 

Finansal piyasalar ve
aracılar tasarruf sahip­leriyle fon ihtiyacı olanlar arasında köprü vazi­fesi
görürlerken ayrıca şu katkıları da yapar­lar:

 1- Ekonomide atıl para bulunmasını engel­lerler;

 2- Ekonomide gerek tasarruf sahipleri­nin tasarruflarını
verirlerken, gerekse fon ihti­yacı olanların fonlarını kullanırlarken karşıla­şabilecekleri
riski azallırlarya da riskin dağıtıl­masına yardımcı olurlar;

 3-Tasarruf sahipleri­nin fon ar/ederken düşündükleri
daha çok kı­sa vadelerle, fon talep edenlerin arzuladıkları uzun vadenin
yarattığı ikilemi ortadan kaldı­rırlar;

 4- Fon arzedenlerin küçük miktardaki tasarruflarını fon
talep edenlerin büyük mik­tardaki ihtiyaçlarına kanalize ederler. Böylece fon
miktarındaki İkilemli durumu ortadan kal­dırırlar;

5- Firmalara
fon kullanım alanlarında danışmanlık ve yol göstericilik yaparak fizibili­te
maliyetini a/.altırlür

;6- Halkın
daha az para taleb etmesine neden olarak faiz oranları üze­rinde düşürücü etki
yaparlar;

 7- Gerek ekononüdeki riskliliği azalttıkları, gerekse
faiz oran­ları üzerinde düşündürücü etki yaptıkları İçin yatırımların artmasına
neden olurlar.

Finansal piyasalar
ekonominin barometresİ-dir. İktisadi hayatın gidişini başka menkul kıy­metler
borsası olmak üzere diğer finansal piya­salardan izlemek mümkündür. Özel

likle ser­best piyasa
ekonomisine geçmiş ülkelerde fir­maların sıhhatini hisse senedi ve
tahvillerinin fiyatlarına bakarak anlamak mümkündür.

 

IV.  Finansal Piyasalarda Faaliyet
Gösteren­ler

 

Finansal piyasalarda
faaliyet gösteren her ki­şi ve kuruluş fon arzedenlerle fon talep eden­ler
arasında köprü vazifesi yapmakla birlikte, çeşitli yönlerden birbirlerinden
ayrılırlar. Fİ-nansal aracılar çalışma alanı olarak seçtikleri saha, işlem
türü, vade farkı, sektör, boyutları, bilançolarının aktif kompozisyonlarına
göre birbirlerinden ayrılırlar.

Finansal kurum olarak
ticari bankalar mev­duat toplayan ve kaydi para yaratan kuruluş­lardır.
Finansal aracıların büyük bir kısmını ise banka olmayan mali aracılar
oluştururlar. Bu tür mali aracılara bunların çıkardıkları ka­tılma paylan,
tahviller, hisse senetleri satın alı­narak üye ya da ortak olunur. Gelişmiş
ekono­milerde sıkça görülen finansman birlikleri, ya­tırım şirketleri, tasarruf
ve yardımlaşma san­dıkları, tasarruf ve ödünç birlikleri, kredi bir­likleri
banka dışı mali aracı örnekleridir. Öle yandan başta hayat sigortaları olmak
üzere her türlü sigorta şirketleri de l’on toplayan ve işleten kurumlardır.

 

V.  Ülkemizdeki Belli Başlı
Finansal Piyasalar ve Aracılar

 

Ülkemizde en önemli
finansal aracıları tica­ri bankalar oluşturmaktadır. Ticari bankalar mevduat
toplayan ve kaydi para yaratan kuru­luşlardır. Ticari bankaların bir kısmını
kamu bankaları, bir kısmını da özel bankalar oluştu­rur.

Ülkemizde para
yaratmayan banka dışı mali aracılar olarak, kalkınma ve yatırını bankaları­nı,
kredi kooperatiflerini, sigorta şirketlerini, 28.7.1981 tarih ve 2499 sayılı
Sermaye Piyasa­sında öngörülen Menkul Kıymetler Yalının

Fonunu, Menkul
Kıymetler Yatırım ortakları­nı ve T.C. Emekli Sandığı, Sosyal Sigortalar
Kurumu, Bağ-Kurgibİyarı mali kuruluşları sa­yabiliriz.

Ülkemizde özellikle
özel sektöre dayalı sana­yii teşvik amacıyla 1950 yılında Türkiye Sana­yi
Kalkınma Bankası kurulmuştur. Bunu 1963’dc beş bankanın kurduğu Sanayi Yatı­rım
ve Kredi Bankası izlemiştir. Öte yanda Ka­mu İktisadi Teşebbüslerinin
finansmanı için Devlet Yatırım Bankası 1964 yılında kurul­muştur. Bu banka
25.3.1987 tarihinde yerini Türkiye İhracat Kredi Bankasına bırakmıştır
(Türkeximbank). Devlet İşçi ve Sanayi Yatı­rım Bankası da 1988 yılında Devlet
Yatırım Bankası adını almıştır, ülkemizde 1955 yılında kurulmuş olan T.C.
Turizm Bankasını da mev­duat toplamadiğı için banka dışı mali aracılar arasında
düşünebiliriz.

Ülkemizde gelecekte
gerçekten en önemli fi­nansal piyasayı menkul kıymetlerin alınıp satıl­dığı
Menkul Kıymetler Borsası oluşturacaktır. Menkul Kıymetler Borsalarının
faaliyetleri, Menkul Kıymetlcrve Döviz Borsaları hakkın­daki 28.7.1971 larih ve
1447 sayılı özel bir ka­nunla düzenlenmiştir. Menkul kıymetlerin sa­tıldığı
piyasalar birincil ve ikincil piyasalar ola­rak ikiye ayrılır. Yeni çıkarılan
tahvil ve hisse senetleri birincil piyasada satılır. 28.7.1981 ta­rih ve 2499
sayılı sermaye piyasası kanunun 7. maddesine göre yeni çıkarılan hisse
senetleri­nin keşide tarihinden itibaren en geç üç ay içersinde satılması
gerekir, ikincil piyasada en az bir kez el değiştirmiş menkul kıymetler iş­lem
görür. Ülkemizde ikincil piyasayı İstanbul Menkul KıymetlerBorsası ve tezgah
üzeri pa­zarı oluşturur, istanbul Menkul Kıymetler Borsasında kişiler doğrudan
alıın-saümda bu­lunamazlar ve bir aracı vasıtasıyla adlarına iş­lem
yaptırırlar.

Tezgah üzeri diye
anılan ikincil piyasada iş­lemler telefonla gerçeklcşlirilebilmekte ve bu imkân
tasarruf sahiplerine büyük bir kolaylık sağlamaktadır.

Ülkemizdeki bir diğer
aracı tipi de banker­lerdir. Uunkerler özellikle 1980 sonrasında hız­la
çoğalmışlardır. Bankerleri, Piyasa Bankcrle-ri ve Borsa Bankerleri olmak üzere
iki grupta toplamak mümkündür. Halktan çek, bono, se­net ve benzeri belgeler
karşılığında para topla­yan bankerlere “Piyasa Bankeri” denilmekte­dir.
Halktan mevduat sertifikası ya da bunla­rın faiz kuponları ve benzeri menkul
kıymet­ler karşılığı para toplayan bankerlere “Borsa Bankeri”
denilmektedir.

Ülkemizde herhangi bir
kanun ya da benzer düzenlemeye bağlı olmaksızın gelişen banker­lik faaliyeti
1981 yılının sonlarında büyük bir bunalımla karşılaşmıştır. Bunun üzerine Ban­kerlik
faaliyetleri gerçek anlamda 28.7.1981 ta­rih ve 2499 sayılı sermaye piyasası
kanunu ve 25.4.1985 tarih ve 3182 sayılı Bankalar Kanu­nuyla yeniden
düzenlenmiştir.

 

V. Finansat Piyasalar ve İslam

 

İslam dininin ekonomik
olaylara bakış açısıy­la İlgili olarak en Önemli tartışmalardan birisi hiç
kuşkusuz faizle ilgilidir. Bir ekonomide fi-nansal piyasaların gelişmesi ve
özellikle ban­ka dışı finansal aracıların kurulması ekonomi­de tasarruf
imkanlarını faizle ilişkisiz olarak değerlendirmek isteyenlere büyük
kolaylıklar sağlayacaktır. Çünkü finansal kuruluşlara ka­tılma payı, hisse
senedi satın alımı, kâr ve za­rar ortaklığı gibi imkânlardan yararlanarak fon
aktarılması ülkemizde atıl kalan bir mik­tar fonların ekonomik olarak
değerlendirilme­sine imkân tanıyacaktır.

İlker PARASIZ Bk.
Bankacılık; Faizsiz Bankacılık; Piyasa.