SÜHREVERDİYYE

SÜHREVERDİYYE Ebû Hafs Ömer Sühreverdî'nin (0.632/1234) kurduğu tari-kattır. Bazı kaynaklarda tarikat Ebû Hafs'ın amcası Ebu'n-Necîb Abdülkâhir Sühreverdî (ö.563/1166)'ye nisbet edilirse de, iki görüşü birleştirmek mümkündür. Şöyle ki, Abdülkâhir Sühreverdi'nin tarikatların tekevvünü sırasında "Âdâbu'l-mürîdîn" adlı eseriyle temel esaslarını kurduğu tarikat, Ömer Sühreverdi tarafından AvârifuT-maârif ile tekemmül ettirilmiştir. Sühreverdî'nin Avârif'den başka tefsir ve tasavvufa «dair eserleri de bulunmaktadır. Ebû Hafs Ömer Sühreverdi, İran'ın...

RIFÂİYYE

RIFÂİYYE Ahmed Rıfâî (Ö.578/1182) tarafından kurulmuştur. Ahmed Rıfâî, seyyid-nesebdir. Tasavvuf yoluna girişi dayısı Mansur Batâihî vasıtasıyladır. Ancak onun asıl mürşidi Ali el-Vâsitî el- Kureşidir. Dayısının vefatmdan sonra onun dergâhında yerine postnişin olmuştur. Şâfiî mezhebinde fakîh olan Rıfâî 578/1182'de vefat etti. Kabri bugün çöl haline dönüşen Vâsıt şehrindedir. Hikem-i Rifâiyye, el-Burhânü'l-müeyyed, el-Me- câlisü's-seniyye ve Hâletü ehli'l-hakîka maaliah gibi eserleri vardır. Eserlerinin...

YESEVÎYYE – YESEVİLİK TARİKATI Ahmed Yesevî

YESEVÎYYE Türk mutasavvıfı Ahmed Yesevî (0,562/1166) tarafından kurulmuştur. Ahmed Yesevî, Yusuf Hemedânî (6.525/1130) halî-felerinden olup hayatı hakkındaki bilgiler genellikle menkıbe türü şeylerdir. Ahmed Yesevî, Çimkent-Sayram'da doğduktan sonra Buhârâ'da ilim tahsili ve tarîkat eğitimiyle meşgul olmuş, şeyhin'n vefatından sonra da Yesi (Türkistan) şehrine yerleşerek ölünceye kadar orada irşad hizmetini sürdürmüştür. Ortaasya Türkleri arasında İslâmiyetin ve tasavvufî anlayışın yayılmasında büyük hizmeti olan Yesevî'nin bize...

KÂDİRÎYYE Tarikatı – Abdülkâdir Geylânî

KÂDİRÎYYE Abdülkâdir Geylânî (Ö.562/1166) tarafından kurulmuştur. Abdülkâdir Geylânî, Hazar denizinin güney batısında Gilân'a bağlı Neyf kÖyündendir. Soyunun Hz. Ali'ye ulaştığı rivayet edilir. Devrin ilim ve irfan merkezi Bağdad'da tahsilini tamam-ladı. Hadis, fıkıh ve edebiyat gibi ilimlerin ardından Ebu'l-Hayr Muhammed b. Müslim ed-Debbâs (Ö.525/1131) vasıtasıyla tasavvuf yoluna girdi ve bilâhare şeyhine damad oldu. Bir süre tefsir, hadis, fıkıh ve kıraat gibi...

Nefsin Yedi Mertebesi, Esma ve Makamlar

Nefsin Yedi Mertebesi, Esma ve Makamlar Nefsin Sıfattan Seyrin Çeşitleri Âlemler Hâller Mahaller Vâridât Şuhûd Es mâ * Nur Rengi Em mİ re tlallah Şehadct Zevk Sadr Şertat Tcvhid-i ef âl Lâ ilâhe illallah Ezrak (mavi) Lcvvâmc AİeUah Misal Şevk Kalb Tarikat Tcvhıd-i afat Allah Asfar (san) Mülheme BUlah Ervah Aşk Ruh Hakikat Tcvhid-i zât HÛ Ahmer (kırmızı) Mubnetnne Ani Uah Ceberut Vasi Sut Ma'rifct Cem Hakk Esved (siyah) Râziye Fillah Lâhût Hayret Sittu'mut Vdâyet Ccm'ul-cem Hayy Ahdar (yeşil) Marzıye MaalUh Nâsut Fen! ftt-feni Hafi Stddıkıyet Hazrctü'l-Cem'u't-cem' KayyOm Ebyaz (beyaz) Kâmile LÜlah Hakikat Baki bi'l-bakâ Ahfl Kurbet AhadtyyetûVccm' Kahhâr Btlâ-lcvn (renksiz)  

SEYR U SÜLÜK USÛLLERİNE GÖRE TARİKATLAR

SEYR U SÜLÜK USÛLLERİNE GÖRE TARİKATLAR insan, Cenâb-ı Hakk'ın cemâl ve celâl sıfatlarının müştereken tecellî ettiği "zübde-i âlem" bir varlıkdır. Cemâl tecellisinin eseri ruh, celâl tecellisinin eseri de nefstir. Nefs ve ruh insanın vücûd mülkünde hükümranlık sevdâsında bulunan iki ayn sultan gibidir. Tarikatların gayesi, insanm vücud mülkünde ruhu hakim kılmak, nefsi ona esir etmektir. Yani nefsi ahlâk-ı zemimeden kurtarıp, ruhu "elest...

TARİKAT NEDİR ?

TARİKATLAR Tasavvufun, zühd ve tasavvuf döneminden sonra tarikat dönemini yaşadığı ve XII. asırdan sonra İslâm ülkelerinin muh-telif bölgelerinde bir takım tarikatların kurulmaya başladığını daha önce belirtmiştik. Lügatte "gidilecek yol, izlenecek usûl, hâl ve durum" gibi anlamlar ifade eden "târik" ve "tarikat" kavramı, insanların manevî kabiliyetlerini geliştirmek için kurulan manevî yol demektir. Tarikat önceleri âhıreti kazanmak için dünyadan yüz çevirmek, rûhî...

MİSTİSİZM NEDİR ?

MİSTİSİZM NEDİR ? Mistisizm kelimesi eski Yunanca'dan alınmadır. "Dilsiz olmak, konuşmamak, dudakları ve gözleri yummak" gibi anlamlara gelir. Terim olarak ise, inşam ahlâkan yüceltme, rûhî saadete erdirme, özündeki hakikati kavratma, görünen dünya¬nın üstünde ve ötesinde görünmeyenin şuûuruna erdirme çaba¬sıdır. Dinlerin derûnî ve rÛhânî yönüdür. Bu bakımdan din fik¬ri nasıl insanlık kadar eski ise, mistisizm ve rûhânî hayat da o kadar...