KÂDİRÎYYE Tarikatı – Abdülkâdir Geylânî

114
PAYLAŞ

KÂDİRÎYYE
Abdülkâdir Geylânî (Ö.562/1166) tarafından kurulmuştur. Abdülkâdir Geylânî, Hazar denizinin güney batısında Gilân’a bağlı Neyf kÖyündendir. Soyunun Hz. Ali’ye ulaştığı rivayet edilir. Devrin ilim ve irfan merkezi Bağdad’da tahsilini tamam-ladı. Hadis, fıkıh ve edebiyat gibi ilimlerin ardından Ebu’l-Hayr Muhammed b. Müslim ed-Debbâs (Ö.525/1131) vasıtasıyla tasavvuf yoluna girdi ve bilâhare şeyhine damad oldu. Bir süre tefsir, hadis, fıkıh ve kıraat gibi ilimler okuttu. Ancak daha sonra medresedeki tedris görevini bırakarak inzivaya çekildi. Rivayete göre yirmi beş yıl kadar Bağdad ve Kerh harabelerinde riyâzat ve inzivâ hayatı yaşadı. Nihayet Ebû Saîd Mubârek el- Muharrimî aracüığıyla kendisine şeyhlik hırkası giydirildi ve halkın araşma karışarak irşad hizmetine başladı.
Abdülkâdir Geylânî, önceleri Şafiî mezhebinden iken daha sonra meşrebine daha uygun bulduğu Hanbelî mezhebine geçti ve bu mezhebin savunucusu oldu. Hanbelî mezhebine geçmesi, daha sonra gelen Ibn Teymiyye gibi müteşeddid tasavvuf aleyhtarının bile onun hakkında takdirkâr sözler sarfetmesine medâr olmuştur. İbn Teymiyye de Hanbelî olduğundan, Abdül-kâdir Geylânî’nin Cüneyd ve Hâris Muhâsibî gibi şer’î hükümlere hassasiyetle bağlı bulunduğunu söyler.
Vaaz ve hutbeleri son derece etkili olan Abdülkâdir Geylâ- nfnin elli kadar eseri bulunmaktadır. Bunlardan el-Gunye, el- Fethu’r-Rabbânî ve Fütûhu’l-Gayb en yaygın olanlarıdır. Türk-çe’ye de terceme edilmişlerdir.
Abdülkâdir Geylânî tasavvufa, şeriata ve dinin zâhirî hü-kümlerine sıkı sıkıya bağlıydı. Gazzâlî’nin geliştirip sistematize ettiği sünnî tasavvuf, onun tarafından devam ettirilmiştir. Adına izafetle Kâdiriyye ve bazan da Geylaniyye diye anılan tarikatı, İslâm dünyasının en yaygın tarikatlarından biri haline gelmiştir. Uzak Doğu’da Endonezya’dan Kuzey Afrika’ya, Sibirya’dan Afrika içlerine kadar yayılmıştır. Kâdirîlik’i Anadolu’ya ilk defa getiren H. Bayram Velfnin damadı Eşrefoğlu

Rûmî’dir (0.874/1470). Müzekki’n-nüfûs adlı eseri ve şiirleriyle Anadolu tasavvuf çevrelerinde pek sevilen Eşrefoğlu,
tarikatta “Pîr-i sânî” diye anılır. Kâdirîliğin İstanbul’a gelişi de • _ _ •
İstanbul Tophane Kâdirîhanesinin kurucusu İsmail Rûmî
(Ö.1041/1631) vasıtasıyladır. İsmail Rûmî’nin muhtelif yerlerde kırk kadar Kâdirî dergâhı açtığı rivayet edilir. Tarikatın Kuzey Afrika ve hatta Endülüs tarafına Abdülkâdir Geylânî’nin oğullan vasıtasıyla götürüldüğü ve buralarda Celâliyye adıyla anıldığı bilinmektedir.
Kâdiriyye’de tarikata intisab, diğer tarikatlarda olduğu gibi be/at (mubâyaa) tarzmda mürîdle şeyhin elele tutuşarak şeyhin müride tevbe istiğfar yaptırması suretiyle gerçekleşir. Tarîkate giren sâlikin günlük evradı genellikle hamdele, salât ü selâm, dua ile tevhid ve lafza-i celâl zikrinden ibarettir. Tarîkatte riyâzatın önemli bir yeri vardır. Sâlikler Abdülkâdir Geylânî’nin tarif ve tavsiye ettiği şekilde “erbain” çıkarır. Kâdiriyye, silsile itibariyle Hz. Ali’ye ulaşan bir tarikat olduğundan zikri cehridir. Tarîkatin âyini de “devrân” tarzındadır. Tarikata giren mürîd bir sene sonra yeşil çuhadan on sekiz dilimli bir külâh (tac) giyer.
Kâdiriyye’nin Eşrefiyye, Rûmiyye, Hâlisiyye, Garîbiyye, Hilâliyye, Yâfiiyye, Esediyye ve Ekberiyye gibi kollan vardır. Tarikatın genel esasları ve şubeleri hakkında Harîrîzâde’nin Tibyânü vesâiliT-hakâyık’mda geniş bilgi vardır.1
1. Kâdiriye için Tibyân’dan başka, Sâdık VicdânTnin Tomar-1 Tu ruk-ı Aliyye’den Kâdiriyye, İstanbul 1338; Hocazâde Ahmed Hilmi, HadîkatüT-evliyâ’dan SilsiletüT-meşayıhi’l Kâdiriyye, İstanbul 1318; Hüseyin Vassaf, Sefîne-i Evliyâ-i Ebrâr’ı; Kâdiriyye, İ.A. VII, 50-54; S. Uludağ, “Abdülkâdir Ceylânı”, D.İ.A, I, 234-239 bakılmalıdır.