Bayburtlu Zihni Kimdir, Hayatı, Eserleri, Özellikleri, Hakkında Bilgi, Edebi Kişiliği

78

Bayburtlu Zihni, (1797-1859) Saz şairi.

Bayburtlu Hacı Osman Efendi’nin oğ­ludur. Asıl adı Mehmed Emin olmasına rağmen bütün şiirlerinde Zihnî mahla­sını kullanmıştır. Doğum yeri olan Bay­burt’ta başladığı tahsilini Trabzon ve Er­zurum medreselerinde tamamladıktan sonra yirmi yaşlarında İstanbul’a gitti. Bazı devlet büyüklerine sunduğu kasi­deler sayesinde Dîvân-ı Hümâyun Kalemi’ne kâtip oldu. On yıl sonra 1826’da tekrar Bayburt’a döndü. 1828-1829 Rus istilâsı sırasında memleketini terkederek Erzurum’a gitmek zorunda kalan Zihnî orada önce Morali Derviş Paşa’nın, daha sonra Erzurum valileri Rauf, Galip ve Eğinli Salih paşalarla Hazinedarzâde Osman Paşa’nın kâtipliklerini yaptı. Bir süre sonra tekrar İstanbul’a gidip Ça­nakkale muhafızı Vâsıf Paşa’ya mektupçu oldu. 1838’de hacca gitti, geri dönü­şünde tahta çıkan Sultan Abdülmecid’i bir cülûsiye ile tebrik etti. Tertip ettiği divanını 1839’da Babıâli’ye takdim et­mesi üzerine “hocalık” rütbesiyle taltif edildi. Gözlüklü Reşid Paşa’nın divan kâ­tibi olarak donanmayla Akkâ’ya gitti, ora­dan Mısır’a geçti, Mısır’dan tekrar İs­tanbul’a döndü. 1846 yılında Sadrazam Sârim Paşa’nın emriyle önce Hopa, son­ra Of mal müdürlüklerine tayin edildi.

Vâsıf Paşa’nın Trabzon valisi olması üze­rine azledilip daha sonra sırasıyla Ünye, Karaağaç, Sürmene, Vakfıkebir, tekrar Ünye mal müdürlüklerinde bulundu.

Ünye’de ikinci defa görevliyken hasta­lanan Zihnî istifa ederek Trabzon’a dön­dü (1858). Burada Bayburt’u özleyen şair kendini biraz iyi hissedince Bayburt’a dönmeye karar verdi ve bu yolculuk sı­rasında Trabzon’a dört saat mesafede Olasa (Maçka ilçesine bağlı Bahçekaya) köyünde bir handa vefat etti.

Edebi Kişiliği

Zihnî, her asırda mevcut olan birçok benzeri gibi taşrada, devrinin edebî mu­hitlerinden uzakta yetişmiş ve bu mu­hitlere ancak şahsiyeti teşekkül ettik­ten sonra girmiştir. Bir aruz şairi olan Zihnî’nin halk şiiri geleneklerine olduk­ça açık bir muhitte ve devirde yetişme­si, onu hece veznini de kullanmaya yö­neltmiş ve hece vezniyle yazdığı şiirler kendisini devrin en dikkate değer sanat­kârları arasına koymuştur. Zihnî, hem aruz hem de hece vezninden yürüyen zevki hece vezni geleneğinde birleştir­meye çalışan ilk şairdir. Ahmet Hamdi Tanpınar onun, Bayburt’un Ruslar tara­fından işgali üzerine kaleme aldığı ve Nevres Paşa tarafından şehnaz, Sadet­tin Kaynak tarafından da tâhir-bûselik makamında bestelenen “Vardım ki yur­dundan ayağ göçürmüş” mısraıyla baş­layan meşhur şiirinde ulaştığı şekil mü­kemmelliği ile koşma tarzını âdeta de­ğiştirdiğini öne sürer.

Zihnrde dil hece ile yazdığı şiirlerinde kısmen sade iken aruzla yazdığı şiirlerinde yer yer Türkçe olmaktan çıkar, âde­ta Arapça ve Farsça söylenmiş bir mıs­ra yapısına ulaşır. Ancak onda dil şiirin şekli ve bilhassa konusu ile yakından il­gilidir.

Daha çok içinde yaşadığı devirden ve karşılaştığı haksızlıklardan şikâyet eden hicviyyeleri ve sıla hasretini dile getiren koşmalarıyla dikkati çeken Zihnî, gönlü­nün acılarını ve mizacının taşkınlıklarını şiirlerine dökmek suretiyle sıla hasreti­ni dindirmeye çalışmıştır.

Eserleri

1- Divan. Şiirlerinin çoğunlu­ğunu aruz vezni ile yazılanlar teşkil eder. Bu vezinie yazdığı şiirlerden meydana gelen Dîvân-ı Zihnî 1839’da tamam­lanmış, 1854’te gözden geçirilmiş ve da­ha sonra oğlu Ahmed Revâyî tarafından İstanbul’da yayımlanmıştır (1293),

2- Ser-güzeştnâme. Yazma halinde olan bu ese­rin 1854’ten sonra yazıldığı tahmin edil­mektedir. Müellif hattıyla olan nüshası dışında başka nüsha­ları da vardır.

3- Kitâb-ı Hikâye-i Gari­be. Eserdeki olayın kahramanları, 1817’de Bayburt beylerinden olan Paşazade Hacı Sâdullah Bey, ailesi ve özellikle ba­şından uzun maceralar geçen Sâdullah Bey’in oğlu Abdullah Bey’dir. Yer yer divan nesrinin ağdalı ifadelerine de rast­lanan eserin bitirilişi 1261 (1845) yılı ola­rak verilmiştir. Eserin bilinen üç nüsha­sından ikisi İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’nde, diğe­ri de Erzurum eski milletvekillerinden Yeşüoğlu Salih Bey’in kütüphanesinde bulunmaktadır.