Bülbüldağı/Meryem Ana Evi Nerede, Tarihçesi, Hakkında Bilgi,

Bülbüldağı, Batı Anadolu’da İzmir’e bağlı Selçuk ilçesinin güneybatısında, üzerinde Hz. Meryem’e nisbet edilen bir evin bulunduğu tepe.

Selçuk ilçesine 12 km. uzaklıkta bulu­nan Bülbüldagı’nın arkeoloji ve dinler tarihi bakımından önemi, eteğinde tarihî ve turistik yerleşim merkezleri bulunma­sından kaynaklanır. Bunların başında Peleponnes ve İyon adalarından gelme göç­menler tarafından kurulan Efes şehri gelir. Bazı rivayetlere göre Efes Amazon­lar tarafından kurulmuş ve burada dün­yanın yedi harikasından biri olan Artemis Tapınağı da bunlar tarafından yapıl­mıştır.

Bu bölge Hıristiyanlığın doğuşundan sonra da önemini korumuştur. Ashâb-ı Kehf in Kral Dakyanus (Decius) zamanında mağaraya sığınarak 309 yıl süren mu­cizevî uykularını tamamladıkları mağa­ranın Bülbüldağı’nın eteklerinde oldu­ğuna inanılmaktadır. Kur’an’da da yer alan bu olayın Tar­sus, Elbistan ve Antakya gibi yerlerde geçtiğine dair farklı rivayetler vardır.

Bizans kaynaklarına göre havari Yuhanna’nın (Saint Jean) mezarının da bu­radaki bir tepe üzerinde bulunması dola­yısıyla bu bölgeye Latince Ayasuluk (Ayaslug) denilmiştir. Saint Jean Kilisesi ve Hz. Meryem’e nisbet edilen ev dolayısıyla hıristiyanlar son yıllarda bölgeyi bir ziya­ret yeri haline getirmişlerdir. Ancak eski kaynaklarda Hz. Meryem’in buraya gel­diği, burada öldüğü hakkında açık bir ifade yoktur. Bu bölgede Hz. Meryem’e isnat edilen bir mezar da mevcuttur. Bu­na karşılık Kudüs’te de ona nisbet edi­len iki mezar daha bulunmakta olup bunların biri Jeoshaphat (Kedron) vadi­sinde, diğeri Gethsemani’dedir. Bu konuyu ilk defa araştıran eski kilise babaların­dan Epiphanius (ö. 403), Yuhanna’nın Meryem’i Efes’e götürdüğünü hiçbir yerde okumadığını söylemektedir.

Bütün bunlara rağmen XIX. yüzyılın başında Catherine Emmerich adlı bir Al­man mistiği Hz. Meryem’in evinin Bül-büldağı’nda bulunduğu iddiasını ortaya attı. Başlangıçta bu iddia kilise yetkili­lerince reddedildi. Çünkü 431’deki Efes Konsili’nde Hz. Meryem’e “Theotokos” (tanrıyı doğuran) unvanı verilmiş, daha sonra günahtan, hatta aslî günah*tan muaf ve Ölümsüz sayılmış. Papa IX. Pius 1854’teki papalık bildirisiyle onun gü­nahsızlığını ilân etmişti; nihayet 1950’de Papa XII. Pius îsâ gibi Hz. Meryem’in de göğe yükseldiğini açıklamıştı. Ancak tarihî delillere ve yaygın inanışa pek uy­gun düşmemekle beraber Catherine Emmerich’in yukarıdaki iddiası bazı kilise çevrelerini harekete geçirdi. Lazarist ra­hiplerin Bülbüldağı’nda buldukları ev (şimdi Meryemana Evi deniliyor) ve ayaz­mayı içine alan 919 dönümlük arazi, Fran­sız uyruklu Lazarist başrahip M. Joseph B. Gabriel adına satın alındı ve Kuşadası Tapu Sicil Muhafaza Memurluğu’nda tes­cil ettirildi. Halbuki bu evi bölgede yer­leşen ilk hıristiyan topluluktan kalma bir yapı olarak görenler yanında Efes Konsili dolayısıyla yapıldığını ve Hz. Meryem adına ithaf edilen yüzlerce binadan biri olduğunu ileri sürenler de vardır.

Çeşitli ülkelerdeki Hz. Meryem’le ilgili makamlardan biri olarak kabul edilebi­lecek Bülbüldağı’ndaki bu yeri 1967’de Papa VI. Paul de ziyaret etti ve burasını “resmf kutsal hac mahalli” ilân etti. Böy­lece hıristiyanlarca kutsal kabul edilen Bülbüldağı’ndaki bu evde her yıl 15 Ağustos’ta âyinlerle “Meryem’in göğe çıkma bayramı” bir hac havası içinde kutlan­maktadır.

Diyanet İslam Ansiklopedisi