Arif Süleyman Kimdir, Hayatı, Eserleri, Edebi Kişiliği

40

Arif Süleyman, (ö. 1183-1769) Divan şairi ve hattat.

Tuhfe’nin Mîr Süleyman Arif b. Ha­san b. İbrahim ismiyle kaydettiği Arif Efendi İstanbul’da doğdu. Asıl adı Süley­man olup şiirlerinde Arif mahlasını kul­landığından daha çok Arif Süleyman adıy­la tanınmıştır. Babası. III. Ahmed devri sadrazamlarından Mehmed Paşa’nın kethüdası ve sonraları mırâ-hûr-ı şehriyârîlik de yapan Hasan Ağa­dır. Hâcegân-ı Dıvân-ı Hümâyun’dan olan Arif Efendi divan kâtipliği, silâhtar kâtipliği bir yıl sonra süvari mukabeleçiliği ve defter eminliği gibi vazifelerde bulundu. Bu son görevdeyken, Rumeli’de sefere çıkan or­duyla İsakça veya Babadağ’da bulundu­ğu sırada “Ârif-i arş-ı berîn” ibaresinin gösterdiği 1183 (1769) tarihinde vefat etti.

Müstakimzâde ve Suyolcuzâde üç dil­de şiirleri olduğunu, bunların birer di­van halinde toplandığını belirtmektedir­ler. Hatta Suyolcuzâde, çağdaşı diğer şa­irler gibi kendisinin de Arif Süleyman’ın divanlanna takriz ve şiirlerine nazîre yaz­dığını kaydediyorsa da bunlardan sadece Türkçe olanı elde bulunmakta ve eser­de ayrıca bir kısım Farsça manzumeleri de yer almaktadır.

Tezkirecilerin değerlendirmelerine ba­kılırsa XVIII. yüzyılın dikkate değer şair­lerinden biri olan Arif Süleyman, aynı za­manda çağının tanınmış hattat ve müzehhipleri arasında da yer almaktadır. Sülüs ve nesih yanında bilhassa talik ve divanî yazıda üstat kabul edilmiştir. Hat hocaları arasında Eyüp türbedan Memiş Efendi ile amcası kapı ağası mu­hasibi Noktacızâde İsmail Efendi başta gelir.

Eserleri

1) Divan.
Türkçe ve bir kısım Farsça şiirleriyle tahmis ve nazirelerinin yer aldığı eserin İstanbul Üniversitesi ve Süleymaniye kütüphane­lerinde  nüshaları vardır.

2) Hilye.
Hâkânî’nin eserine nazire olarak kaleme alınan ve bu yolda başarılı sayılan eser 241 beyittir. Süleymaniye Kütüphanesi’nde mevcut birkaç nüshası arasında en iyisi, müellifin çağdaşı ve Hoca Mehmed Râsim Efendi’nin talebelerinden hattat ve şair Abdülbâkî b. Ahmed tarafından gü­zel bir nesihle yazılmış olan 1190 tarihli nüshadır.

3) Mi’râciyye.
Kaynaklarda mi’râciye yazdığı belirtilen Arif Efendi’nin bu ese­ri, çoğu zaman, şiirlerinde Arif mahlası­nı kullanan şair. bestekâr ve hattat Abdülbâki Arif Efendi’nin mi’râciyesiyle karıştırılmaktadır. Mi’râciyeler üzerinde bir doktora çalışması yapan Metin Akar ki­tabında bu karışıklığı belirtmiş ve bu arada Süleymaniye Kütüphanesinde Arif Süleyman adına kayıtlı nüshaların Abdülbâki Arife ait olduğunu ileri sürmüştür. Ancak 1168 tarihinde Yesârizâde İsmail (ö. 1765) eliyle istinsah edilmiş çok güzel bir nüsha olan Halet Efendi yazmasının Arif Süleyman’ın eseri olduğu anlaşıl­maktadır.

4) Reğâ’ibiyye.
Farsça bir manzume olan bu eser divandaki manzumeler arasında yer almakta, ayrıca müstakil bir nüshası da Süleymaniye Kütüphanesi’nde bulunmaktadır. Bunlardan baş­ka şairin Süleymaniye Kütüphanesi yaz­maları arasında Sâniha adlı Farsça bir eseri daha görülmektedir.

Arif Efendi’nin şiirlerinden bir kısmı yanlışlıkla Reîsülküttâb Arif Efendi di­vanına alınmıştır.

Diyanet İslam Ansiklopedisi