Borazani Ali Dede Mescidi ve Türbesi Tarhiçesi, Mimari, Özellikleri, Hakkında Bilgi

0
39

Borazânî Ali Dede Mescidi ve Türbesi, Rodos’ta XVI. yüzyılda kurulmuş Gülşenî tekkesini meydana getiren mescid, türbe ve meşrutadan ibaret küçük bir külliye.                  ,

Kanûnî’nin 1522 Rodos seferinde bo­razancıbaşı olan Ali Dede, aynı zaman­da Gülşeniyye’nin kurucusu İbrahim Gülşenî’nin halifelerinden Abdi Halife’nin dervişlerindendi. Rodos’un fethinden son­ra padişahın izniyle buraya yerleşerek Halvetiyye’nin Gülşeniyye şubesine bağlı bir tekke açtı. Rodos’ta Kaleiçi’nde Omiriu sokağında küçük bir külliye halinde düzenlenmiş bulunan yapılar, avlu için­deki bir mescid, bir türbe ve bir meşru­tadan meydana gelmektedir. Ali Dede ilk dergâhını, Diocletianus zamanında (284-307) Öldürüldüğüne inanılan Azize Kyriaki’ye ithaf edilmiş XIV. yüzyıla ait bir ki­lisenin yanında yer alan bir evde kurmuştu. Bu küçük kilise fetihten sonra bir minare eklenerek camiye çevrilince Ali Dede de tekkesini buraya nakletmiştir. Daha sonra halk buraya Alaca Tek­ke veya Borazani Ali Baba Mescidi de­meye başlamış ve bu isim caminin adı haline gelmiştir. Kesme taştan yapılmış üzeri beşik tonozlu, tek kapılı ve alçak pencereli bina mahallî üslûbun tipik bir örneğidir. Sol taraftaki minareye yuvar­lak kemerli bir kapı ile dışarıdan girilir. Bütün Rodos’taki benzerlerinde olduğu gibi klasik özellikte olan minare, kare bir temel kaideye oturan sekiz cepheli bir pabuç kısmı üzerinde yükselir. Üçgenli örgülerle esas silindirik gövdeye geçilen tek şerefeli ve kısa olan bu mi­narenin konik külahı da taştandır. Gü­nümüzde alemi düşmüşse de minare nis-beten iyi bir durumdadır.

Mescidin kapısı üstünde mermerden çift sütun üzerine on satır halinde ta’lik hattıyla yazılmış tamir kitabesi bulun­maktadır. Feyzî mahlaslı bir şairin yaz­dığı kitabe metnine göre harap olan tek­ke, Cezâyir-i Bahr-i Sefîd Valisi Kayseri­li Ahmed Paşa tarafından kendi para­sıyla 1287’de (1870-71) tamir ettirilmiş­tir.

Mescidin sol duvarına bitişik olan tür­be tamamen müstakildir. Yapı malze­mesi ve üslûbu minare ile hiçbir benzer­lik göstermez. Küçük, kare planlı, üzeri ahşap çatılı ve biri yanda olmak üzere iki pencerelidir. Ahşap sandukanın et­rafı demir bir şebeke ile çevrilidir. Tür­benin giriş kapısı üzerinde dört satırlık mermer bir kitabe vardır. Yazı tarzı mescidinkiyle aynı özellikler taşıyan bu kita­benin metni şöyledir: “Tarikat-i Aliyye-i Gülşenî mürşidânından Boruzen Ali Ba­ba Fâtih Sultan Süleyman Hazretleri’yle fî 20 Receb 928’de bir­likte gelip fî 5 Saferü’l-hayr 929 tarihinde Rodos’un fethinde bulunup fetihten sonra Rodos’ta ihtiyâr-ı ikâmet eylemiş, irşad ile imrâr-ı vakt ederek irtihal etmiştir. Rahmetullâhi aleyh”.

Burada dikkati çeken önemli husus, kitabenin hangi tarihte konulduğunun belli olmayışıdır. Ancak her iki kitabe ti­pik XIX. yüzyıl eseri özellikleri göster­mektedir. Bu da Ahmed Paşa’nın mes­cidi tamir ettirirken Borazânî Ali Dede’nın türbesini de yaptırdığını gösterir. Zi­ra türbenin inşaat malzeme ve tekniği XIX. yüzyıl özelliğini taşımaktadır. Ayrı­ca Borazânî Ali Dede’nîn sandukasının baş ve ayak taşları da yoktur. Çevrede yapılan araştırmalarda XVI. yüzyıla ait bir mezar taşı veya kitabe parçası da bulunamamıştır. Büyük bir ihtimalle bu­radaki taşsız mezarın üzerine Ahmed Paşa bu türbeyi tamamen bir makam olarak inşa ettirmiştir. Omiriu sokağın­daki dar girişten mescide kadar olan yer döşemesi tipik Rodos işi motiflidir.

Bu küçük külliyenin bugünkü durumu ise içler acısıdır. Türbenin çatısı çökmüş, sanduka da yer yer parçalanmıştır. Ar­diye olarak kullanılan cami harimi de çok bakımsız ve arka bahçesi çöplük gö­rünümündedir. Çökerek yok olmaya terkedildiği anlaşılan cami ve türbenin kur­tarılması, Rodos’ta henüz ayakta duran bir fetih eserinin ihyası mânasını taşıdı­ğından önemlidir.

Diyanet İslam Ansiklopedisi