17.Dindarlığın Tanımı – DİNDARLIK

 

Hayata gözlerini açan her insan yavrusu, kendisini bir dinî geleneğin ve kültürün içerisinde bulur. Dinî sözler ve telkinlerle karşılaşır, dinî nesne ve mekânları müşahede eder, dindar kimselerle görüşür ve onlarla iletişim içerisinde hayatını sürdürür. Din hakkında ailesinden, çevresinden çeşitli bilgiler öğrenir; dinî ibadetlerini yerine getiren insanları görür ve zaman zaman bu ibadetlere kendisi de katılır. Sorular sorar, araştırmalar yapar, dinî söz ve kavramları kullanmaya yönelir. Böylece kişisel anlamda dindarlık denilen yaşantı ortaya çıkmaya ve yapılanmaya başlar. O halde dindarlık, belli bir dinin inanç ve öğretilerinin belli bir zaman ve şartlarda belli bir kişi, grup ya da toplum tarafından yaşanmasını ifade etmektedir. Dindarlık hem kişinin bağlı olduğu dine ait inançlar ve değerlerle ilgilenme ve etkinliklerle meşgul olma düzeyi ve hem de bireysel ya da grup düzeyinde bunların yapılaşmış biçimlerini ihtiva eden bir kavramdır. Dindarlık, bir kişinin ya da grubun günlük hayatında dinin önemini ifade eden, dine inanma ve bağlanma derecesini gösteren bir kavramdır. Denebilir ki dindarlık, yaşanan dindir; dinin hayata geçirilerek bilfiil yaşanan biçimidir. Allah’a inanma ve bağlanma derecesi, O’nu zihnimizde tasavvur etme tarzı, ibadet alışkanlıkları, ahlaki tercih ve kararlar, aile içi yaşam ve diğerleriyle ilişkiler, tutum ve davranışlar temelinde anlaşılıp, ele alınabilir.

İnsanlar dinlerine çeşitli derecelerde bağlanırlar ya da dinin farklı unsurlarından kendilerince bir din anlayışı oluştururlar. İşte bu dinî algılamalar ve bunların etkilerinin arkasında yatan olumlu ya da olumsuz psikolojik unsurlar gözlemlendiğinde, bu gerçekler psikolojik olarak anlamlı olurlar. Psikolojik bakımdan din hem insanların duygu ve düşüncelerinde, ifade ve davranışlarında hem de kültürel dünyada bir referans çerçevesi

olarak vardır. Bir kimsenin dindarlığı bu karşılıklı ilişki ve etkileşim içerisinde ortaya çıkar. Bu bakımdan din psikolojisi hem öznel, bireyin iç dünyasında yer alan dini ele alır hem de kültürel bir gerçeklik olarak var olan dinin psikolojik yönünü inceler. Dinin psikolojik olarak incelenmesi bu karşılıklılık ve etkileşim bakış açısı içersinde yapılmak durumundadır.