Ziya Paşa – Terkib-i bend

Ziya Paşa – Terkib-i bend

ı

saki getir ol badeyi kim mâye-i candır
arâm-dih-i akl-ı melâmet-zedegândır

ol mey ki olur saykal-ı dil ehl-i kemâle
nâ-puhtelerin aklına bâdî-i ziyandır

bir câm ile yap hatırı zîrâ dil-i vîrân
mehcûr-ı hârâbat olalı hayli zamandır

sâkî içelim aşkına rindân-ı huda’nın
rindân-ı huda vâkıf-ı esrâr-ı nihândır

sâkî içelim rağmına süfi-ı harisin 
kim maksadı kevser emeli hıır-i cinândır

aşk olsun o pîr-ı mey-perverde-i aşka
kim badesi sad-sâle vü sâkîsi civandır

pîr-i meye sor mes’elede var ise şüphen
vaizlerin efsaneleri hep hezeyandır

ben anladığım çarh ise bu çarh-ı çep-endâz
yahşi görünür sureti amma ki yamandır

benzer felek ol çenber-i fânûs-ı hayâle
kim nakş-ı temâsîli serîü’l-cereyândır

sâkî bize mey sun ki dil-i tecribet-âmûz
endişe-i encam ile vakf-ı halecândır

iç bade güzel sev var ise akl u şuurun
dünya var imiş ya ki yoğ olmuş ne umurun


ıı
yetmez mi bu kasrîreviş-iağreb-i âlem
bir menzile ermez mi aceb kevkeb-i âlem

şimdi uyuyanlar ö zamanda uyanırlar
bir subha resîde olur âhır şeb-i âlem

pâmâl eder encam kimin üstüne dönse
agâz edeli devre budur meşreb-i âlem

bin böyle cihan zer ü sîm olsa yetişmez
mümkün mü ki is’af oluna matlab-ı âlem

hâriçten eğer olsa temaşasına imkân
müdhiş görünür heykel-i müsta’ceb-i âlem

almış yükünü şöyle ki seyrinde halelsiz
bir zerre dahi kaldıramaz merkeb-i âlem

ebnâ-yı beşerde kalacak mı bu muâdât
bilmem ne zaman doğrulacak mezheb-i âlem

her safhada bir şekl-i hakikat eder ibraz
her gün çevirir bir varaka makleb-i âlem

bin ders-i maârif okunur her varakında
yârab ne güzel mekteb olur mekteb-i âlem

bu cism-i kesifin neresi merkez-i kuvvet
yârab ne matıyyeyle gezer kâlib-i âlem

subhâneke yâ men halaka’l-halka vasînâ
subhâneke subhâneke subhâneke elîfâ


ııı
ey kudretine olmayan âğâz u tenâhî
mümkün değil evsâfını idrâk kemâhî

her nesne kılar varlığına hüsn-i şehâdet
her zerre eder vahdetine arz-ı güvâhî

hükmün kılar izhâr bu âsâr ile mihri 
emrin eder ibraz bu envâr ile mâhı

dil-sîr-i bisât-ı niamın mürg-i hevâyî
sîrâb-ı zülâl-i keremindir suda mâhî

eyler keremin âteşi gülzâr halil’e
mağlûb olur peşşeye nemrud-ı mübâhi

zâlimleri adlin ne zaman hâk edecektir
mazlumların çıkmadadır göklere âhı

bigânelere münhasır enva’-ı huzûzât
mihnet-zede-i aşkına mahsûs devâhî

sensin eden idlâl nice ehl-i tarîki
sensin eden ihdâ nice gümgeşte-i râhı

hükmün ki ola mûcib-i hayr u şer-i ef âl
yarab ne içindir bu evâmir bu nevâhî

sendendir ilâhi yine bu mekr ü bu fitne
bu mekr ü bu fitne yine sendendir ilâhi

güftî bikün ü bâz zenî seng-i melâlet
dest-i men ü dâd-ı tu der rûz-ı kıyamet


ıv
bir katre içen çeşme-i pür-hûn-ı fenadan
başın alamaz bir dahi bârân-ı belâdan

asude olam dersen eğer gelme cihâna 
meydâna düşen kurtulamaz seng-i kazadan

sâbit-kadem ol merkez-i me’mûn-ı rızâda
vareste olup dâire-i havf u recâdan

dursun kef-i hükmünde terâzû-yı adalet
havfın var ise mahkeme-i rûz-ı cezadan 

her kim ki arar bûy-ı vefa tab’-ı beşerde 
benzer ana kim devlet umar zıll-ı hümâdan

bî-baht olanın bağına bir katresi düşmez 
bârân yerine dür ü güher yağsa semâdan

erbâb-ı kemâli çekemez nakıs olanlar 
rencide olur dîde-i huffâş ziyadan

her âkile bir derd bu âlemde mukarrer
rahat yaşamış var mı gürûh-ı ukalâdan

halletmediler bu lügazın sırrını kimse
bin kafile geçti hükemâdan fuzelâdan

kıl san’at-ı üstadı tahayürle temaşa
dem vurma ger arif isen çün ü çiradan

idrâk-i meali bu küçük akla gerekmez
zîrâ bu terâzû o kadar sıkleti çekmez


v
cehrin ne safa var acaba sîm ü zerinde
insan bırakır hepsini hîn-i seferinde

bir reng-i vefa var mı nazar kıl şu sipihrin
ne leyi ü nehârında ne şems ü kamerinde

seyretti hava üzre denir taht-ı süleyman
ol saltanatın yeller eser şimdi yerinde

hür olmak ister isen olma cihanın
zevkinde safasında gamında kederinde

cânân gide rindân dağıla mey ola rizân
böyle gecenin hayr umulur mu seherinde

hayr umma eğer sadr-ı cihan olsa da bilfarz
her kim ki hasâset ola ırk u güherinde

yıldız arayıp gökte nice turfa müneccim
gaflet ile görmez kuyuyu rehgüzerinde

anlar ki verir lâf ile dünyâya nizâmât
bin türlü teseyyüb bulunur hanelerinde

ayînesi iştir kişinin lâfa bakılmaz
şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde

ben her re kadar gördüm ise bazı mazarrat
sâbit-kademim vine bu re’vin üzerinde

insana sadakat yaraşır görse de ikrah
yardımcısıdır doğruların hazret-i allah



gadr ede reayasına vâli-i eyâlet
dünyâda vü ukbâda ne zillet ne rezalet

lâyık mıdır insân olana vakt-i kazada 
hak zahir iken bâtıl için hükmü imâlet

kadı ola davacı vü muhzır dahi şahit 
ol mahkemenin hükmüne derler mi adalet

ey mürtekib-i har bu ne zillet ki çekersin 
bir kaç kuruşa müddet-i ümrünce hacâlet

lâ’net ola ol mâle ki tahsîline ânın
yâ din ola yâ ırz veya namus ola âlet

âdem olanın hayr olur âdemlere kasdı 
insanlığa insanda budur işte delâlet

insan ona derler ki ede kalb-i rakîki 
alâm-ı ben-i nev’i ile kesb-i melâlet

âdem ona derler ki garazdan ola sâlim 
nefsinde dahi eyleye icrâ-yı adalet

sâdık görünür kisvede erbâb-ı hiyânet 
mürşid sanılır vehlede ashâb-ı dalâlet

ekser kişinin suretine sîreti uymaz 
yârâb bu ne hikmettir ilâhi bu’ne halet

ümmîd-i vefa eyleme her şahs-ı degalde 
çok hacıların çıktı haçı zir-i begalde


vıı
bir abd-i habeş dehre olur baht ile sultan
dahhâk’in eder mülkünü bir gâve perişan

ikbâline idbârınadil bağlama dehrin
bir dâirede devr edemez çenber-i devrân

zâlim yine bir zulme giriftar olur âhır 
elbette olur ev yıkanın hanesi viran

ekser görülür çünkü ceza cins-i amelden 
encamda âhenden ölür rahne-i sühan

tezkîr olunur la’n ile haccâc ile cengiz
tebcîl edilir nûşirevan ile süleyman

kabil midir elfaz ile tagyir-i hakikat
mümkün mü ki tefrik oluna küfr ile îmân

birhâkden inşâ olunur deyr ile mescid
birdir nazar-ı hak’da mecûs ile müselman

her derdin olur çaresi her inleyen ölmez
her mihnete bir âhir olur hem gama pâyan

geh çâk olunur damen-i pâkize-i ismet
gen iffet eder âdemi ârâyiş-i zindan

sabr et siteme ister isen hüsn-i mükâfat 
fikreyle ne zulm eylediler yusuf a ihvan

zâlimlere bir gün dedirir kudret-i mevlâ 
tallahi lekad âserakellâhu aleynâ


vııı
her şahsı harîm-i hakk’a mahrem mi sanırsın 
her tâc giyen çulsuzu edhem mi sanırsın

dehri araşan binde bir âdem bulamazsın 
adem görünen harlan âdem mi sanırsın

çok mukbili gördüm ki güler içi kan ağlar 
handan görünen herkesi hurrem mi sanırsın

bil illeti kıl sonra müdâvâta tasaddî
her merhemi her yareye merhem mi sanırsın

kibre ne sebeb yoksa vezirim deyu gerçek
sen kendini düstûr-ı mükerrem mi sanırsın

ey müftehir-i devlet-i yek-rûze-i dünya 
dünya sana mahsûs u müsellem mi sanırsın

hâlî ne zaman kaldı cihan ehl-i tama’dan 
sen zâtını bu âleme elzem mi sanırsın

en ummadığın keşf eder esrâr-ı derûnun
sen herkesi kör âlemi sersem mi sanırsın

bir gün gelecek sen de perîşan olacaksın
ey gonca bu cem’iyyeti her-dem mi sanırsın

nâmerd olayım çarha eğer minnet edersem 
çevrinle senin ben keder etsem mi sanırsın

allah’a tevekkül edenin yaveri hak’tır 
nâşâd gönül bir gün olur şâd olacaktır.


ıx
pek rengine aldanma felekeski felektir
zîrâ feleğin meşreb-i nâsâzı dönektir

yâ bister-i kemhada ya vîrânede can ver
çün bây ü gedâ hâke beraber girecektir

allah’a sığın sahs-ı halimin gazabından
zîrâ yumuşak huylu atın çiftesi pektir

yaktı nice canlar o nezaketle tebessüm
şirin dahi kasd etmesi cana gülerektir

bed-asla necâbet mi verir hiç üniforma
zer-dûz palan vursan eşek yine eşektir

bed-mâye olan anlaşılır metiis-i meyde
işret güher-i âdemi temyize mihektir

nush ile yola gelmeyeni etmeli tekdir
tekdîr ile uslanmayanın hakkı kötektir

nadanlar eder sohbet-i nadanla telezzüz
dîvânelerin hem-demi dîvâne gerektir

afv ile mübeşşer midir ashâb-ı merâtib 
kânûn-ı ceza âcize mi has demektir

milyonlaçalanmesned-iizzetteser-efrâz 
bir kaç kuruşu mürtekibin câyı kürektir

iman ile din akçadır erbâb-ı gınada 
nâmûs u hamiyyet sözü kaldı fukarada


x
ikbâl için ahbabı siâyet yeni çıktı
bilmez idik evvel bu dirayet yeni çıktı

sirkat çoğalıp lafz-ı sadâkat modalandı
nâmûs tamam oldu hamiyyet yeni çıktı

düşmanlara ahbabını zemm oldu zerafet
dildârdan agyâra şikâyet yeni çıktı

sâdıkları tahkîr ile red kaide oldu
hırsızlara ikram u inayet yeni çıktı

hak söyleyen evvel dahi menfur idi gerçi
hâinlere amma ki riâyet yeni çıktı

aciz olanın ketm olunur hakk-ı sarîhi
mahmîleri her yerde himâyet yeni çıktı

isnâd-ı ta’assub olunur merd-i gayura 
dinsizlere tevcih-i reviyyet yeni çıktı

islâm imiş devlete pâ-bend-i terakki 
evvel yoğ idi işbu rivayet yeni çıktı

milliyyeti nisyan ederek her işimizde 
efkâr-ı frenge tebaiyyet yeni çıktı

eyvah bu bâzîçede bizler yine yandık
zîrâ ki ziyan ortada bilmem ne kazandık



zahirde görüp bizleri sanma ukalâyız 
biz bir sürü âkil sıfatında budalayız

akil denilir mi bize kim hâli bilirken 
dildâde-i âlâyiş-i nîreng-i hevâyız

yârân-ı vatandan bizi özler bulunursa 
düştük sefer-i gurbete muhtâc-ı duayız

terkîb-i acîbiz iki hâsiyyetimiz var 
ahbabımızın devletiyiz hasına belâyız

küncîde durur hırkamız altında künûzât 
dervişleriz gerçi nazarda fukarayız

ukbâya yarar bir işimiz yok ise bârî 
azâde-dil-i şâibe-i zerk ü riyayız

devletlülere bizleri tahkir düşer mi
biz âciz isek de yine mahlûk-ı hüdâyız

bir âfet-i hunhara esîr oldu gönül kim 
her nâzına her lâhzada bin kerre fedayız

hatırda durur sohbetinin lezzeti hâlâ 
gerçi o şereften nice yıldır ki cüdayız

her çevrine razılarız ey şâh-ı melâhat
bizler ki kuluz mu’tasım-ı bâb-ı rızâyız

ister bize lutf eyle diler bizden ırağol 
dünyada heman sen şeref ü şân ile sağ ol


xıı
her millet için bir düzüye adlini âm et
fikr-i gazab-ı hazret-i mabûd-ı enam et

bevvâl-i çeh-i zemzemi la’netle anar halk
sen kabe gibi kendini hürmetle benâm et

incinmemek istersen eğer mülk-i fenada
bir kimseyi incitmemeğe hasr-ı meram et

bir yerde ki yok nağmeni takdir edecek gûş 
tazyi’-i nefes eyleme tebdîl-i makam et

avret gibi mağlûb-ı hevâ olma er ol er
nefsin seni râm etmeye sen nefsini râm et

mânend-işecernâbit olur sabit olanlar 
her kangı işin ehli isen anda devam et

noksanını bil bir işe ya başlama evvel
yâ başladığın kâr-ı pezîrâ-yı hitâm et

uğrarsa saba râhın eğer semt-i irak’a 
bağdad iline doğru dahi azm ü hıram et

merdân-ı suhendânı ziyaret edip andan 
adâb ile git ravza-i rûhî’ye selâm et

tahsinini arz eyleyip evvelce ziyâ’nın
bu beyti huzurunda oku hatm-i kelâm et

meydân-ı suhende yoğ iken sen gibi bir er 
bir şâir-i rûm oldu sana şimdi beraber