Albert Camus – Defterler I

Albert Camus – Defterler I (Mayıs 1935 – Şubat 1942)

Yitirilmiş bir yoksulluğa –duygusallığa kapılmadan- özlem
duyulabilir.

Vicdan rahatsızsa, itiraf kaçınılmaz olur. Kitap bir
itiraftır. (s. 13)

Deneyim, deneye dayalı değildir. Deneyim, oluşturulamaz. Deneyime
maruz kalınır. Sabrediyoruz –daha doğrusu acı çekiyoruz.

Deneyimin sonunda bilge olunmaz, ustalaşılır. (s. 14)

İçtenlikle keyfi yerinde. Çok ender görülür. (s. 15)

Bütün gün boyunca zaman yitiriyorum ve ötekiler çok çalışkan
olduğumu söylüyorlar. (s. 18)

…Yaşama aşkımdan başka bir şey söylemeyeceğim. Ama bunu
kendi tarzımda söyleyeceğim… (s. 20)

Yolculuk, bizi yeniden oluşturan, çok ciddi ve çok yüce bir
bilgi birikimidir. (s. 22)

İnsanlardan, bana verebileceklerinden fazlasını istiyorum.
(s. 23)

Ölüm, oyuna ve kahramanlığa gerçek anlamını verir.

Yaşamımdan yitip giden özünde çok önemli değil. Her şey
yararsız bir hale geliyor. (s. 24)

Dolorem exprimit quia movit amorem. / Acının sıkıntısı aşkı
harekete geçirir. (s. 26)

…tabancayı yaklaştırıyor ve alnını ona dayıyordu…

…içinden ölümün çıkabileceği tuz tadında ve soğuk demirin
yarattığı heyecanla büzülüp kalıyordu.

Madem o anda intihar edilmiyor, yaşam boyu susmak gerek. (s.
28)

Susmak – kendime güvenmek.

Sevecen ve hüzünlü bir vakit. Satılacak hiçbir şey yok. (s.
29)

İnsan yaşamını aydınlatırsa onu elinden kaçırmaz.

Tüm ilişkiler = Ben’e tapma mı? Hayır.

Kierkegaard, rahatsızlıklarımızın kaynağı, karşılaştırma
budur.

Derinlemesine bağlanmak. (s. 31)

Sınırlarda –ve sınırların ötesinde: Oyun.

İrade sorunu = Anlamsızlığı sonuna dek zorlamak =
Yapabilirim…

Yalnızlıkta en uç deneyimi aramak.

Uzatılan eller ender bulunur. (s. 32)

Felsefi yapıt: Saçma

Kendime bir ahlak edinmem gerek.

İnsan umutsuz olduğuna tamamen inanmışsa, umut edebilirmiş
gibi davranması gerekir – ya da kendini öldürmesi. (s. 33)

Entelektüel = ikiye bölünen kişidir.

Uluslar parçalanmanın simgeleri olarak ortaya çıkar. (s. 34)

…yolu öylesine sarptır ki, oraya her çıkış, her defasında
orayı fethetmektir.

(Uygarlık)

…halkın ortak bilincinden kaynaklanır. Ve bu bilinç de hiç
de zarif değildir. Hatta kabadır. (s. 36)

Haklı olma gereksinimi sıradan insanlara özgüdür. (s. 37)

Kendini eksiksiz bir biçimde tanımak, ölmektir. (s. 38)

Yazmak, her şeyle ilişkiyi kesmektir.

Başaramayanların sorunu tembelliktir. (s. 39)

Mantık dışı kural: Trajik olan çelişkilidir. (s. 41)

Roman: Yaşamak için zengin olmak gerektiğini anlayan adam,
kendini tamamen para kazanmaya verir, bunu başarır, yaşar ve mutlu ölür.

Montherlant: Ben, başına bir şeyler gelen kişiyim. (s. 53)

Bu dünya beni yok ediyor. Beni tüketiyor. Öfke göstermeden
beni inkâr ediyor. Ve ben rıza gösteren ve yenik, her şeyin önceden
fethedildiği bir bilgeliğe doğru yol alıyorum. (s. 58)

İnsanda, ona gerekli olduğu sanılandan daha fazla güç
vardır. Sonuna kadar gitmek, sırrını saklamayı bilmek demektir. Yalnız olduğum
için acı çektim, ama sırrımı saklamak için, yalnızlık acısını yendim. Ve bugün,
yalnız ve bilinmez olarak yaşamaktan daha büyük bir mutluluk tanımıyorum. (s.
60)

Mutluluk sözcüğü, sıradan “mutluyum” sözünden anlaşılanın
hayli zıddıdır. (s. 61)

Evlilik + 40 iş saati ya da tabanca.

Masum, açıklama yapmayandır. (s. 71)

…beden bize sınırlarımızı gösterir. (s. 72)

Yaşamının tümünü yitirmek için, onun bir parçasını vermek
olağandır. (s. 77)

Kendimiz olacak zamanımız yok. Yalnızca mutlu olmaya
zamanımız var. (s. 79)

Uygarlık bir kültürün yazgısıdır. Romalılar Helenlerin
mirasçısıdır. Yunan ruhu ve Roma zekâsı. (s. 80)

…yaşamda tek bir nokta üzerinde düşünmek için, iki yıl çok
fazla bir süre değildir. (s. 84)

Aylaklık, yalnızca sıradan insanlar için ölümcüldür. (s. 90)

Mümkün olan tek özgürlük ölümün karşısındaki özgürlüktür.
Gerçekten özgür olan insan, ölümü olduğu gibi kabul ederken, ölümün sonuçlarını
da kabul eden kişidir. (s. 93)

Gerçek sanat yapıtı az konuşandır.

Eğer aşk, belirli bir yaşam yaratımı, aşkla yüklü bir yaşam
demek oluyorsa saf aşk ölü bir aşktır. (s. 99)

Düşünce her zaman öndedir. Düşünce uzağı görür. (s. 100)

Tek bir kişi düşününce ıpıssız olur her şey. (s. 101)

Sahip olunan bir şey hiçbir zaman kendimi iyi hissetmemi
sağlamadı. (s. 105)

…insanın yaşamıyla kendisinin uyum içinde olduğunu anladığı
insana özgü şu tuhaf mutluluğu hissediyorduk. (s. 107)

Bu kalbin duracağı, bu kadar uzun zamandan beri bana eşlik
eden bu gürültünün kesileceği, nasıl düşünülür… (s. 110)

Olmayan yalnızca çözümler değil, henüz sorunlar da yok. (s.
118)

Savaşta. İnsanlar her cepheye özgü tehlike düzeyine değer
biçerler. “Benimkisi en tehlikelisiydi.” Evrensel alçalma durumunda bile
sınıflandırma yaparlar. (s. 121)

Bu ana kadar seni tüm benliğimle seviyordum ama şimdi seni
yalnızca sevilmek istediğin gibi seveceğim. (s. 122)

Bazı insanlar sevmek için, bazı insanlar yaşamak için
yaratılmışlardır. (s. 129)

Hayvanların saltanatı başladı. (s. 132)

Ölmek üzere olan ve ne istediği sorulan Jerry’nin şu öyküsü.

“Bir kürdan.” O, kürdana sahip oldu, onu ağzına koydu ve
hoşnut öldü.

…işte yüceltici yaşamın tüm değeri bu. (s. 136)

Hayır, gazeteleri okumuyorum. Beni ilgilendiren, havanın
nasıl olacağı. Pazar günü kamp yapacağım. (s. 144)

Resim yapmak için Port-Cros’ya giden ressam. Her şey o kadar
güzeldir ki bir ev satın alır, tablolarını yerleştirir ve artık onlara hiç
dokunmaz. (s. 163/164)

Rüzgâr, dünyadaki ender temiz şeylerden biridir. (s. 176)

 

Yaşam, sonsuz değilse yalnızca saçmadır. (s. 186)

Dünya yalnız kişiyi bir düşman olarak değerlendirir. Yanlış,
dünyanın umurunda değildir ve bu onun hakkıdır. (s. 187)

Yalnız, bir şey için ölme düşüncesinde bir anlam
bulunabilir. (s. 189)

Carnets –I-

Türkçeleştiren: Ümit Moran Altan

İthaki Yayınları, 2. Baskı, 2003