Uwe Porksen – Plastik Kelimeler

Uwe Porksen – Plastik Kelimeler
Modern Dilin Zulmü

Günlük dilin matematikleştirilmesi ifadesi, günlük dilin gerçekten matematiğin diline yakınlaştığını ortaya koyarken, ilk anda kendisinden beklenilen, açık, kesin, mantıklı ve kolayca anlaşılabilen bir dil olma özelliğini yitirdiğine, yani tahlikeli bir alan karışmasına işaret ediyor.

Esas itibariyle bilim, değiştirilmiş olarak dilin içinde yerini almış vaziyette, bir piç gibi; genellikle şüphe uyandıran, doktriner, ele geçirici. Günlük dilde ortaya çıktığında matematiğin çarpıtılmış olması gibi, günlük dil de matematikleştirildiğinde çarpıtılır.

Dil, gerçekliği geçersiz hale getirdiğinde aslında onu gerçekdışı yapmış oluyor. Çünkü, hayal ürünü ve boş sözler bile gerçekleşebiliyorlar; işte o zaman gerçeklik korkunç hale geliyor.

İsim, bir tanımlama değildir, bilakis hafıza için bir tutamaktır, isim sadece isimlendirilen şeyin zihindeki konumunu kısmen belirler.

Günlük dilin bilimselleştirilmesi bu kelimeler örneği üzerinde düşünüldüğünde, sömürgeleştirmenin bir şekli gibi gözüküyor.

Tarih, sistematik olarak doğaya dönüştürülmüştür.

Ulus devlet, dilleri kendi topraklarında yeknesaklaştırdıktan ve standartlaştırdıktan sonra, artık onları küçük bir kodun yardımıyla küresel planda şekillendiriyor.

İnsan kendini dille tanıtamaz oldu, sonuç olarak kendini gerçekten ifade edemez hale geldi.

Enformasyon, insanın sürekli kaçırdığı bir şeydir.

Enformasyon, Latince’den alınmış yabancı kökenli yerleşik bir kelimedir. Klasik Latince’de ‘informatio’, ‘ders öğretim, öğretme’ veya ‘simge ve tasavvur’ anlamlarına gelir. Fiil olan ‘informare’ de aynı geniş anlam çeşitliliğine sahiptir. Ortaçağ Latincesi’nde bunlara ‘keşif’i ‘inceleme’, ‘araştırma’ anlamları dahil olur.

Günlük dildeki bilimsel kelimeler artık bilimsel kelimeler değillerdir.

Şekilsiz plastik kelimelerin kullanıcısı olan kişi, bu kelimelerin daha çok kölesidir. Onları kontrol etme imkânı yoktur, sadece onlardaki kapsamlı geniş alanı her yönüyle görme imkânı vardır. Kelimenin, bir sosyal işlevi ve bir alanı vardır. Bir de fiziki olarak günlük dilde her şeyden önce görkemli bir alanı vardır.

Enformasyon çağında insan, bilgiye muhtaç olan bir varlıktır.

Uzak yakına geldiğinde, yakın uzaklaşıyor veya siliniyor. Hayalet gerçek olduğunda, gerçek hayalileşiyor.

Sağlık, her şeyden önce kendisine ait olmayan bir erdemdir; bu eksikliğin gündelik bilincimize dahil edilişi ve bu yüzden bizlerin sürekli olarak hastalıklarımızdan konuşuyor olmamız uygarlığımızın en yeni başarılarındandır.

Ölçü çıtası bizlere kabul ettirildiği andan itibaren kendimizi müşteriye dönüştürebiliriz. Artık hiç kimse sağlıklı değildir.

Üç kolonizatör (bilim ve teknik, ekonomi, yönetim) bu dünyayı birbirlerinden bağımsız olarak elde etmiyorlar, onlar birbirlerine nüfuz ediyorlar. Profesyonellik onların bağlantısını sağlar, uzmanlar organlarıdır.

Dünya bir merdivendir. Onun gözlemevi de en üst basamakta duranın egoistçe bakışıdır.

Soyut dil, dünyayı planlanabilir yapıyor, adeta tasviye ediyor, çizim tahtası gibi kullanılmasını mümkün kılıyor.

Sayut dil aynı zamanda gerçekliğin üzerini örtmeye hizmet ediyor. İnsanların geleceğiyle ilgili hayal gücünün çalışmasını engelliyor. Dolayısıyla onların yaşadıklarıyla ve hissettikleriyle, hayat hikâyeleriyle hiç ilgilenmiyor.

Günlük dil, gittikçe matematikleştiriliyor.
Bilgisayar hadisenin mantıki ifadesidir ve onu tamamlar.

Plastik kelimeler yüksek soyutlama derecesiyle öne çıkarlar. Bu soyut dil tekdüze derli toplu mekânlar yaratıyor ve bireysel bakışı yok ediyor. Matematik en soyut sanattır.

İletişim gibi kelimelerin tarihsel boyutu yoktur, onlarda hiçbir şey yerel ve sosyal bir boyuta işaret etmez. Düzdürler (sığ/basit) ve tadları hiçbir şeye benzemez.

…plastik kelimeler (…) şunu söylüyorlar; sanuçta her şey aynıdır.

Enformasyon iletişimdir. İletişim mübadeledir. Mübadele bir ilişkidir. İlişki bir süreçtir.

Bilim icat eder, teknik istifade eder, insan ise uyar, ayak uydurur.
Bu böyledir maalesef…

Çeviren: Tacettin Şimşek
Açılım Kitap, 2011