Türk Halk Musikisi ve Klasik Türk Musikisi

Cinuçen
Tanrıkorur –
Türk Halk Musikisi ve Klasik Türk Musikisi

Türklerde ilk çağlarda topluluğun temsilcisi
durumunda bulunan ve hekimlik, büyücülük, müzisyenlik gibi işler yapan halk sanatçılarına
Altay Türkleri “Kam,”  Kırgızlar “Baksı,”
Tonguzlar “Şaman,” Yakutlar “Oyun,” Oğuzlar “Ozan” derlerdi. Zamanla Kam’lar
“büyücü-çalgıcı”lık, Ozanlar da “şair-çalgıcı”lık görevini üstlendiler.

15, yüzyılda ozanların ve ozanlık geleneğinin
yerini alan “âşıklık geleneği günümüze kadar gelmiştir ki, kısaca “tek kişi
çalıp söylerken öbürlerinin dinleme geleneği” olarak tarif edilebilir (s. 559-560).

Türk mûsikîsinin — Batı müziğinin aksine—
teksesli (daha doğrusu “tek-ezgili” veya “ tek-porteli”) olarak gelişmesinde bu
özelliğin de rolü vardır (s. 560).

Bu sanatı, politik istismara açık bir ‘halk –
aydın’ veya ‘köylü – şehirli’ polemiği açısından ele alıp klâsik müziğimizin
dışında görmeğe ve ondan apayrı köklere bağlamağa çalışmak, millî bütünlüğümüz
açısından da son derece zararlı olduğu gibi, tarih ve mûsikî bilimi açısından
da kökünden yanlıştır.

Doğu Türkistan mûsikîsinin daha çok beşaralıklı
(pentatonik) diziyi ve askerî mûsikînin kaynağı olan gong, çanğ vb. yüksek
şiddette ses veren âletleri kullanmasına karşılık, güney ve batı Türklerinin
daha çok yediaralıklı (heptatonik) diziyi ve hazin-yanık sesler çıkaran
âletleri kullanmış olmaları.

Türklerin iç Asya’ya hâkimken Uzak Doğu
mûsikîsini, Anadolu’ya doğru indikçe de Yakın Doğu mûsikî kültürünü işlemiş oldukları
açıktır… (s. 561)

…halk müziğimiz de klâsik müziğimiz gibi
makam esasına dayanır. Zira bu da aynı komalı ses sistemini kullanmanın tabiî sonucudur.
Yalnız halk sanatçısı ‘makam’ yerine ‘ayak’ der.

Klâsik mûsikîmizdeki nakaratın adı halk
mûsikîmizde ‘kavuştak’, terennümün adı ise bağlantıdır.

Taksimin halk mûsikîmizdeki adı açış,
gazelinki uzunhavadır ve bölgelere göre maya, bozlak, kayabaşı, çukurova, yakma,
âşık türküsü vb. adlar alır.

Şarkı kelimemiz, merhum Gazimihal’in çok
değerli Musiki Sözlüğü’nde açıkladığı gibi, Arapça ‘şarkî’den değil, Türkçe
‘çağırgı’ kelimesinden gelir ve ‘türkü çağırmak ’ deyiminde dilimizde bugün
dahi yaşar.

Tanrıkorur, Cinüçen. (1985), “Türk Halk Musikisi ve Klasik Türk Musikisi,”
Erdem Dergisi, Cilt: 1, Sayı: 2, (s. 559-571)