Türk Edebiyatında/Edebiyatta Çanakkale Savaşı

0
43

Çanakkale muhare­beleri Türk edebiyatında çok sayıda şiir, makale ve hâtıra türünde yazılar yanın­da müstakil eserlerde de dile getirilmiş­tir. Bunlann başında. Mehmed Akif Ersoy’un Safahat ‘inin altıncı kitabı olan Âsım’da yer alan şiiri gelmektedir (s. 411-413). İlk olarak 10 Temmuz 1924’te Sebîlürreşâd dergisinde “Âsım’dan Bir Parça” adıyla yayım­lanan, Çanakkale şehid ve gazilerine hi­tap ettiği için “Çanakkale Şehidlerine” adıyla tanınan şiir, gerek kuruluş gerek­se muhteva bakımından bu savaşı, Meh­metçiğin kahramanlıklarını realist tab­lolar halinde, çok heyecanlı, coşkun ve duygulu bir ifade ile tasvir etmiştir. Meh­med Akif bundan başka daha 1915’te, savaşın devam ettiği sıralarda görevli olarak bulunduğu Berlin’den Çanakka­le Savaşı’nı günü gününe takip ederek “Berlin Hâtıralarımın sonunda (322-325), “Beş altı pençe bir olmuş boğazlamak­ta bizi / Silindi gitti hilâlin şu anda bel­ki izi” şeklinde başlayıp seksen mısra kadar devam eden ilk şiirini yazmıştı. Burada, Çanakkale’de ölüme meydan okurcasına arslanlar gibi dövüşen Meh­metçiğe dayanmasını tavsiye eder ve onun şaire verdiği, “Cihan yıkılsa emin ol bu cephe sarsılmaz” cevabıyla şiir so­na erer.

Çanakkale muharebeleri için yazılan en tanınmış şiirlerden biri de dönemin padişahı Sultan V. Mehmed Reşad’ın beş beyitlik gazelidir. Şair Safî Efendi tara­fından manzum olarak Arapça’ya da çev­rilen bu şiire o yıllarda birçok tahmis ve nazire yazılmıştır. Bunlann arasında bil­hassa Yahya Kemal’in tahmisini çok be­ğenen padişahın ona bir altın saat he­diye ettiği rivayet edilir. “Tahmîs-i Ga-zel-i Hümâyun” başlığını taşıyan şiirin ilk bendi şöyledir: “Cepheden toplan ej­der gibi bârû-efken / Arkasından gemi­ler bir sürü dîv-i âhen / Gökte tayyare­lerinden saçarak nâr-ı fiten / Savlet et­mişti Çanakkala’ya bahr ü berden  Ehl-i İslâm’ın iki hasm-ı kavîsi birden”.

Abdülhak Hâmid de düşman kuvvet­lerinin Çanakkale’den çekilmesi üzerine padişahın isteğine uyarak “İlhâm-ı Nusret” adıyla yetmiş mısralık bir şiir yazmış, ayrıca bu vesile ile kaleme aldığı “Millî Tekbir” isimli diğer bir şiiri Rauf Yekta Bey tarafından bestelen mistir. Ziya Gökalp da hece vezniyle 15 kıtalık “Ça­nakkale” adlı hamasî bir şiir yazmıştır. Ayrıca Ahmed Nedim’in “Çanakkalenin Ölmez Hatıralarından” üst başlığı ile ya­yınlanan ve ateş altında süngüsünden kurduğu mihrap önünde namazını kıla­rak Kanlışırt’taki nöbetine koşan eri tas­vir eden “Namaz” adlı uzun şiiri bir iman ve vatan destanı olarak kabul edilmiş ve büyük rağbet görmüştür. İdris Sabih’in Çanakkale muharebelerinde şehid olan kardeşi için hece vezniyle ve samimi duy­gularla yazdığı “Kardeşime” adlı drama­tik şiiri de o yıllarda çok beğenilmiştir. Aslında İstiklâl Savaşı için yazılmış olan, fakat Çanakkale cephesinde gösterilen kahramanlıkları da kuvvetle ifade eden, belki de bu sebeple Çanakkale tepelerine yazıldığı için Çanakkale ile âdeta öz­deşleşen Necmettin Halil Onan’ın “Bir Yolcuya” adlı epik şiiri de hafızalarda yer etmiş bir manzumedir.

Muharebeler devam ederken başku­mandanlığın daveti üzerine 11 Temmuz 1915’te Çanakkale’ye giden Ağaoğlu Ah­met, Orhan Seyfi (Orhon), Enis Behiç (Koryürek). Celâl Sahir (Erozan), Hıfzı Tevfik (Gönensay). Hakkı Süha (Gezgin), Hamdul­lah Suphi (Tannöver). ressam Çallı İbra­him, ressam Nazmi Ziya. Selahaddin, Ali Canip (Yöntem), Ömer Seyfeddin, Meh­med Emin (Yurdakul), Muhiddin, musiki­şinas Rauf (Yekta), Yusuf Râzî Bey gibi sanatkâr ve edebiyatçılar savaşın cere­yan ettiği yerlerde incelemelerde bulun­muşlar, dönüşlerinde savaşla ilgili duy­gu, düşünce ve gözlemlerini çeşitli şiir ve yazılarla dile getirmişlerdir. Enis Be­hiç “Çanakkale Şehidliğinde” adlı şiirin­de hissiyatını ortaya koymuş, aynı top­lulukta yer alan İbrahim Alâeddin (Gövsa) bu ziyaretteki hissiyatının ifadesi olan şiirlerini Çanakkale İzleri adıyla kaleme aldığı eserinde toplamış­tır. Faik Âli de (Ozansoy) “Kal’a-i Sultâniyye Müdâfîlerine” adlı bir şiir yazmış­tır. Zaferin hemen arkasından hazırla­nan Yeni Mecmua’nın Çanakkale özel sayısı, birçok yazar ve devlet adamıyla yapılan mülakatları, çeşitli şiir ve yazılan ihtiva etmektedir. Aynı yıllarda çıkan Donan­ma Mecmuası ile Harb Mecmuası’nüa Çanakkale savaşlarıyla ilgili kahraman­lık şiirleri yayımlanmıştır. Bunların bir kısmı Çanakkale Savaşları Kahraman­lık Şiirleri Antolojisi adlı derlemede yer almıştır. Bunlardan başka Yahya Saim’in (Ozanoğlu) Hilâlin Gölgesinde: Çanakkale-Kütü’l-emâre Zafer Destanı ile Mithat Cemal’in (Kuntay) 28 Kânûn-ı Ev­vel Çanakkale Hakkında Manzum Ti­yatro adlı eserleri de ko­nu İle ilgili diğer bazı kitaplardır.

Ömer adlı bir yazarın kaleme aldığı Seddûlbahir’de Sağ Cenahta Birinci Fırkamn Şehitler Sırtı Destanı adlı küçük risale de hadiseyi sı­cağı sıcağına dile getiren bir eserdir.

Çanakkale zaferi İle ilgili eserler ara­sında Nihal Atsız ve sekiz arkadaşının 3 Ağustos 1933 tarihinde Çanakkale’ye yaptıkları gezinin anlatıldığı Çanakka­le’ye Yürüyüş adlı eserin bazı aşın taraftan dışında Çanakkale şe-hidlerinin bütün yurt sathında ve resmi törenlerle her yıl anılması gerektiğini gündeme getirmesi bakımından ayrı bir yeri vardır. O yıllara kadar vapurla Sed-dülbahlr veya Anburnu önlerine gidilerek kıyıya dahi çıkılmadan, bazan mevlit oku­narak bazan da çeşitli eğlenceler düzen­lenip nutuklar verilerek yapılan bu ma­hallî anma faaliyeti sonraki yıllarda her 18 Mart’ta nadiren bazı cumhurbaşka­nı ve başbakanların da katılımıyla Ça­nakkale’de ve bütün yurt çapında za­ferin ve şehidlerinin şanına uygun an­ma törenleri düzenlenmeye başlamıştır. Çanakkale’ye bir şehidler âbidesi dikmek için gençliği harekete geçirmek maksa­dıyla kaleme alınan Çanakkale Âbidesi adındaki küçük kitap da neticesi itibariyle önemlidir. Halûk Nihat Pepeyi Çanakkale savaşlarını Çanakka­le Destanı adlı kitabında işlemiştir. Galip Çaka 18 Mart 1915 Ça­nakkale Destanı (Hasan-Meusuf) adlı manzum kitapçıkta Dardanos bataryası kumandanı Hasan İle takım subayı Mevsuf’un şahadetlerini destanlaştırmıştır. Oğuz Ermumcu ay­nı konuda Çanakkale Destanı adlı bir eser hazırlamıştır. Sadri Karakoyunlu. Türk Askeri İçin Savaş Şiirlerinden Seçmeler 1914-1918 adını verdiği antolojisinde Ça­nakkale için yazılmış birçok şiire yer ver­miştir. Ruşen Eşref Onaydın, Çanakka­le muharebelerine katılmış yedi gaziyîe yaptığı mülâkatlan Çanakkale’de Sa­vaşanlar Dediler ki adıyla kitap halin­de yayımlamış, Ça­nakkale muharebelerini onlan yaşayan-lann ağzından çok canlı şekilde gözler önüne sermiştir. Mustafa Necati Sepetçioğlu, “Çanakkale İçinde Bir Dolu Des­ti” ismiyle Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu için hazırladığı senaryoyu daha sonra … Ve Çanakkale- Geldiler, … Ve Çanakkale-Gördüler, … Ve Çanakkale-Dön­düler adıyla üç ciltlik bir roman serisinde ele almıştır.

Anadolu’nun hemen her yöresinde o yörenin amatör yazarlan tarafından ti­yatro oyunu haline getirilen ve okullarda temsil edilen Çanakkale muharebe­leri halk edebiyatı mahsulleri içinde de yer almıştır. Bilhassa. “Çanakkale İçinde sıra selviler / Binbaşılar oturmuş asker öğütler” mısralanyla başlayan ve günü­müzde de çok yaygın olan halk türkü­sü, Çanakkale muharebelerindeki millî vicdanın hüzün dolu anonim ifadesidir. Bu türkü ayrıca Osmanlı İmparatorluğu sınırlan içinde yaşayan diğer halkların edebiyatlarına da geçmiş olup bugün özellikle Balkanlar’da yaşayan Türkler ve Arnavutlar arasında şekil, muhteva ve ezgi açısından bazı değişikliklere uğramış olarak yaşamaktadır. Yetmiş beş yıldan beri millî hafızayı tazeleyen bu türkü marş, destan ve ağıt gibi eserle­rin ortak özelliklerini taşımaktadır.

Halk edebiyatı mahsulleri arasında, Çanakkale’de şehid olanlar için bazan onlann ağzından yazılmış çeşitli destan­lara da rastlanır. Bunlann içinde, Boyabatlı Ömer oğlu Mustafa adlı bir şehidin üstünden çıkan kendisine ait “Çanakka­le Destanı” en tanınmış olanıdır. Eyüplü Mustafa Şükrü’nün Çanakkale Bom­bardımanı ve Şanlı Askerler Destanı (İstanbul, ts), Çanakkale Şarkısı ile Çanakkale Kabatepe Muzafferiyat Destanı adla­rını taşıyan üç destanı yanında Abdülgaffar Kemâli’nin Çanakkale Önünde Düşmana Kan Kusduran Arslan Yürekli Kahraman Mehmed Çavuşun Müdaiaa-i Vatan Destanı ve nazımı meçhul Çanakkale Destanı tesbit edilebilen diğer des­tanlardır. Behçet Kemal Çağlar’in “An­karalı Aşık Ömer” takma adıyla yazdı­ğı Çanakkale destanı da daha sonraki yıllarda yazılmış güzel örneklerden bi­ridir.

Çanakkale muharebeleri birçok şair ve yazara ilham kaynağı olduğu gibi çok sayıda Türk ve yabancı devlet adamının hâtıraları içinde de yer almıştır.

Diyanet İslam Ansiklopedisi