Sosyolojinin Konu ve Metot Bakımlarından Bazı Özellikleri

Sosyolojinin Konu ve Metot Bakımlarından Bazı Özellikleri

Bu gün sosyoloji sahasında birbirinden farklı ekoller ve cereyan­lar mevcuttur.[1] Şüphesiz bu durum, bu bilim dalının nisbeten genç ol­masından ileri gelmektedir. Bununla birlikte, modern sosyolojide, tüm sosyologların üzerinde ittifak ettikleri temel hususlar mevcuttur ki, burada bunlardan bazılarına temas etmekte konumuz bakımından faydalar bulunmaktadır. Bu hususları şu şekilde maddeler halinde öz­lü olarak sıralamak mümkündür:

  1. Sosyoloji Özel Konusu Olan Bir Bilimdir.

Gerçekten de, yukarıdan beri yapılan izahlardan sosyolojinin, in­san toplumunun sosyal realitesinin, yani toplumun yapısı ve orada or­taya çıkan toplumsal olaylar, olgular, süreçler ve değişmelerin bilim­sel ve sosyolojik incelenmesi olduğu açıkça anlaşılmaktadır.

  1. Sosyoloji Toplumu Bir Yapı, Olgu ve Gerçeklik Olarak İnceler.

Her toplumun kendine has bir yapısı vardır. Toplumu somut bir gerçeklik olarak ele alan sosyoloji, onun bu yapısını, orada hakim olan düzeni, onu destekleyen güçleri araştırır. Bu anlamda sosyoloji­yi “toplumsal yapılar bilimi” olarak tanımlamak mümkündür. Bu ya­pılırken toplum, statik bir tarzda ele alınır ve sanki hiç değişmiyor- muş gibi incelenir. Ancak bu yeterli değildir ve hattâ bir bakıma ya­nıltıcıdır. Çünkü toplum değişir. Nasıl ki insan vücudu bile yedi yılda bir tüm hücrelerini değiştirip kendini yeniliyorsa, aynı şekilde toplum da sürekli bir değişme ile karşı karşıyadır. Bir kısım değişmeler anîdir. Başka bir kısım değişmeler ise yavaş yavaş ve birikerek ortaya çıkar­lar. İşte sosyoloji, dinamik bir açıdan hareketle toplumda ortaya çıkan bu sosyal oluş ve değişmeleri anlamak ve incelemek durumundadır.

‘    3. Sosyoloji, Objektif Bir Olaylar, Olgular ve Gerçeklik Bilimidir;

Normatif Değildir.

Nitekim, tüm sosyoloji mektepleri onun, kıymet hükümlerinden arî, yani normatif olmayan bir tarzda ve objektif olarak vakıaları ele alması gerektiğinde hemfikirdirler. Bu noktada müsbet bir bilim ola­rak sosyoloji, felsefe, hukuk, pedagoji, ahlâk ve estetik gibi değer yargılarına dayanan disiplinlerden ayrılır. Meselâ felsefe, yalnızca olanı değil,’ aynı zamanda olayların manâ ve değerlerini de araştırır. Buna karşılık sosyoloji, toplumsal düzeni yalnızca olduğu gibi tasvir, yapısını tahlil ve neden bu yapıda olduğunu tespitle mükelleftir. Bir sosyal düzenin iyi yada kötü olduğu hakkında hüküm vermek sosyo­lojinin bilimsel hüviyeti ile bağdaşmaz. Bu durum onun normatif bir bilim olmasından ileri gelir. Nitekim, Durkheim, sosyal olayların bi­rer obje gibi incelenmesini isterken yada Max Weber, sosyolojik araş- turnalarda değer yargılarından uzak kalınması tezini savunurken, hep bu bilimin objektif olup normatif olmadığı görüşünden hareket etmişlerdir.

  1. Sosyoloji Deneysel ve Objektif Bir Bilimdir.

Sosyoloji, gözlem yoluyla topladığı bilgi ve verileri karşılaştırır, bölümler ve açıklar. Gerçi sosyoloji, felsefenin kadrosu içinde ele alındığı dönemlerde kendini teoriden kurtaramamıştır. Ancak, XIX. yüzyılın başlarından itibaren felsefî görüşlerin tahakkümünden kendi­ni kurtarmaya başlayan sosyoloji deneysel bir nitelik kazanmıştır. Bu­nunla birlikte, sosyolojinin bu gün meselâ fizik ve biyoloji gibi bilim­lerin oldukları anlamda ve ölçüde tecrübî olmadığını da belirtmek ge­rekir. Sosyologun laboratuvarı toplumdur. Onun incelenmesinde ise, fizik laboratuarında olduğu gibi olayları istediğimiz şekilde durdurup yeniden başlatmak yada tekrar etmek mümkün değildir. Bazı çok kü­çük birliklerde deneyimler mümkün görünse de, büyük toplumlar için bunu düşünmek söz konusu değildir. Ne toplum ve ne de onu teş­kil eden üyeler birer kobay değildirler. Sosyolog ancak, türlü gözlem, anket ve istatistik yoluyla elde ettiği tecrübelerdeki verilerle yetinmek durumundadır.[2]

Bk.: Z. E Fındıkoğlu, İçtimaiyat Dersleri, İstanbul, 1971; A. Kurtkan, Genel Sosyoloji, İstanbul, 1976; P. Sorokin, Çağdaş Sosyoloji Teorileri^ İstanbul, 1975.

[2] M. Taplamacıoğlu, Din Sosyolojisi,Ankara, 1975, s. 8-20.