Sosyal Davranış ve Sosyal Süreç İlişkisi

Giriş bölümünde, sosyolojinin aynı zamanda bir sosyal süreçler bilimi olduğuna değinmiştik. Ve şöyle demiştik:’’ Sosyal süreçler karşılıklı davranışların yani etkileşimlerin bir amaca yönelik anlamlı bağları ve yapılarıdır. Fert ve gruplar bir amaca ulaşmaya gayret ederken diğer fert ve gruplarla temasa gelir, böylece ilişkiler sistemi doğar. Süreçler bu ilişkiler sisteminin oluşumunu sağlayan anlamlı bağlar ve yapılardır.’’

Bir toplumun sosyo-kültürel normlarının karakteri sosyal süreçlerin temelini oluşturur. Diğer bir ifade ile, davranış amaçlarının seçiminde fert ve gruplar geçerli normlara uymaya zorlanırlar. Ancak her zaman bu böyle olmaz. Etkileşim ve iletişime girmiş fertlerin ve grupların normatif değerlerinin boyutu ile fiilen tekrarlanan değerlerin toplamı daima aynı olmaz; zaman zaman normlar ihlal edilebilir. Bu durumlarda, bir yandan rol ifa eden şahıslar ve grupların amaçları arasındaki ilişki, diğer yandan değerlerin erişebilirliği sabit kalmasına rağmen, karşılıklı davranış olgusu sapkın davranış örneklerine uymuş olur ve sapkın davranış süreçleri ortaya çıkar.

Süreç kelimesi dinamik veya tekrarlanan işlemler dizisi anlamına gelmektedir. Sosyal gruplarda ve beşeri birlikteliklerde tekrarlanan birtakım davranış tarzlarını ifade eder. Baba-oğul, işçi-işveren, yöneten-yönetilen birliktelikleri bir uyum halinde veya çatışma halinde bulunabilir. Bu çiftlerde yer alan kişiler birbirlerini sevebilir de birbirlerine kızabilir de, ama rollerini yine de yerine getirmek zorundadırlar. Sosyal süreç statik bir durum (pozisyon) hatta rolü oluşturan davranış kalıpları da değildir. Sosyal süreç, kişilerin ve ifa ettikleri rollerin karşılıklı fonksiyonda bulunma tarzlarıdır.

Bir sosyal kişi ve grup için üç tür ilişkiden söz edilir. Bunlar statü ilişkisi, rol ilişkisi ve süreç yoluyla ilişki şekilleridir. Statü ilişkisi fertlerin bir diğerine göre işgal ettiği pozisyonların ilişkisidir ve sosyal pozisyonlar arası bağa işaret eder. Pozisyon statünün statik durumudur. Statünün dinamik yanı rol ifası esnasında ve sosyal hareketlilik yoluyla bir statüden diğerine geçince görülür. Rol yoluyla ilişki ise, bir sosyal grup içindeki kişilerin rollerini birlikte oynamalarından ortaya çıkan karşılıklı etkileşim ve fonksiyonel ilişkidir; farklı kişilerin rollerini ifası esnasında ortaya çıkan ilişkiyi ifade eder. Rol mekanizması sayesinde kişiler birlikte bulunmaktan doğan davranışlarını sürdürürler. Böylece karı-koca, anne-çocuk, alıcı-satıcı, yöneten-yönetilen, işveren-işçi vb. rol-statülerine uygun ilişkide bulunurlar ve birtakım standart davranışlar oluştururlar. Halbuki süreç yoluyla ilişki bu her iki ilişkiden (statü ve rol ilişkisinden) farklı bir durum arz eder. Sosyal süreç iki statü veya rol arasındaki bağdan daha fazla bir şeydir. Birbiri ile kavga eden veya bir araya gelip iş birliği halinde bir kooperatif kuran iki veya daha fazla kişi rol veya statülerinden daha farklı bir iş yapıyorlar ve bu yaptıkları işte rol ve statü ilişkisinden fazla ve farklı bir ilişki söz konusudur. Mesela, iki kardeş arasında kardeşlik rol ve statüsünden farklı ilişkiler de olabilir. “Aferin iki kardeş ne kadar da iyi geçiniyor” dendiğinde bu iki kardeş arasında iş birliği ve dayanışmanın var olduğu vurgulanmaktadır. Aynı şekilde iki kardeş birbirleri ile rekabet veya çatışma halinde bulunabilirler. Rekabet veya çatışma sürecinde kardeşler yine kardeştir; bu süreç durumu onların kardeşlik rollerini engellemez.

Demek ki sosyal süreç (giriş bölümünde de ifade ettiğimiz gibi) iki veya daha fazla kişi veya sosyal grubun birlikteliğinden doğan, her birinin ortak bir hedefe yönelmesi ve bu hedefteki obje ile ilgili davranışlarını oluştururken karşılıklı etkileşim ve iletişimlerinin fonksiyonel ve dinamik durumu olmaktadır. Daha açık bir ifade ile karşılıklı etkileşim ve iletişim halindeki sosyal kişi veya sosyal grupların bu etkileşim ve iletişimden doğan davranışlarının oluşum durumu bir sosyal süreç olgusudur.

Sosyal süreçlerde, amaçlar ve bu amaçların gerçekleşmesine ait araçların seçilmesi durumunun sosyolojik bir analiz olmaktan çok psikolojik analiz olduğu iddia edilebilir. Bu hiç de böyle değildir. Zira sosyolog, ferdi amaçların erişilmesine ait iç seçimle ilgilenmez. O birden çok fert veya grupların amaçları arasındaki ilişkileri araştırır. Yine sosyolog, tek bir ferdin ihtiyaçlarının tatmini için önemli olan dengelerin araştırılması ile meşgul olmaz. Onun ilgisi bir sosyal konum içindeki fertlere, gruplara, kurumlara ve bunlar arasındaki ilişkilere imkân sağlayan değerlere çevrilmiştir.

Aşağıdaki tabloda, iletişim ve etkileşime girmiş rol sahibi kişi ve grupların, farklı amaçlar vasıtasıyla, farklı sosyal durum ve tipik sosyal süreçlerinin nasıl meydana geldiği gösterilmiştir:

AMAÇLAR ARASI İLİŞKİ

POZİSYON

SÜREÇ

AMAÇLAR ORTAK

DAYANIŞMA

ORTAKLIK

İŞBİRLİĞİ

KORUYUCU

AMAÇLAR BENZER ANCAK

ORTAK DEĞİL VEYA ZIT

SÜREKLİ KARŞI OLUM

MUHALEFET

REKABET

ÇATIŞMA

AMAÇLAR ORTAK FAKAT BİRLEŞİK DEĞİL

DENGE

UYUŞMA

BİRLİKTE REKABET

BARIŞÇI

UZLAŞMACI

AMAÇLARIN GENEL BİRLİKTELİĞİNE GAYRET

TARAFZ

BÜTÜNLEŞME

SOSYALLEŞTİRME

KOMUOYU

PROPAGANDA

AMAÇLARDA FARKLILIK FAZLA

AMAÇLARIN KONUMU FARKLI

FARKLILAŞMA

İŞBÖLÜMÜ

TABAKALAŞMA

GÜÇ FARKLILAŞMASI