Samsun Yöresi Atasözleri ve Deyimlerinde Kültür Aktarımı

55

Cafer
Özdemir –
Samsun Yöresi Atasözleri ve Deyimlerinde Kültür Aktarımı

atasözleri ve deyimler

…bu sözlerin muhtevasına bakıldığında bir
topluma ait maddi ve manevi değerlerin varlığı hissedilir. Atasözü ve deyimler
gibi belirli bir format içerisinde yer alan bu değerler, kullanıldığı yörede
yaşatılan kültürü gelecek kuşaklara aktarmada önemli bir işlevselliğe sahiptir.

Keşkeği keş ettin, her işi baş ettin

Kedi her zaman keşkek yemez

Yahni

Bahaeddin Ögel, bu kelimenin Soğdça
“yhnyy” kelimesinden geldiğini ve “kaynamış et” anlamını taşıdığını
belirtir (1991/IV: 341) (s. 104).

Sana bana kim bakar, yahniyi köpek kapar

Göçebe bir yaşam tarzını benimseyen Türklerde
temel geçim kaynağının hayvancılık olmasından ötürü et ve et yemeklerine ayrı
bir önem verilmiştir.

Et giren eve dert girmez

Et pişirmeden nohut ıslamak

Acın koynunda çörek eğlenmez

İki adama bir börek, sana ne gerek

Hayırlı evlat bir bakır süt getirir

Pastanın tokluğu, dolandırır pokluğu

Aç it fırın yıkar

Fırın küreği kadar dili olmak

Değirmene vardım derdim söylemeye, değirmen
başladı fır fır dönmeye

Değirmene yarım girip bütün çıkmak

Balcıya pekmez satılmaz

Ağalık verme ile yiğitlik vurma ile olur

Cömert derler maldan ederler, yiğit derler
candan ederler

Atta karın yiğitte burun

Yidi (yiğidi) kılıç kesmez, bi acı söz
öldürüü

Gün battı, gavur yattı

Kadı yemeği yemek

Dağ başında çam kadı, pelit müftü

Abdal abdalın ne umduğunu ister, ne bunduğunu

Hanım yaptı kazara, halayık yaptı pazara

Aldım alimimi, giydim nalınımı

Çar başımda, çarığım ayağımda

Çarık çarıkla, sarık sarıkla

Akıllı adamın çarını (çarığını) köpek
yimezmiş

Yerini bilmeyen şalvarın; tez eskitir

Yazın aba, kışın yaba

Anmayan (ağrımayan) başına çembe (çember)
sıkma

Arap atı kıl çul içinde de belli olur

Ei atına binen tez iner

Rahvan atın tersi seyrek olur

At ağasına göre şahlanır

At kocamayınca kadri bilinmez

Boş tobaya (torbaya) at gelmez

Hamama gidenin bohçası olur

Beş kuruşu beğenmeyenin karısı hamamda kalmış

Gurbette öğünmek, hamamda türkü çağırmaya
benzer (

Hamamda kurna, düğünde zurna

Beni ister ensesi bitli, ben isterim beli
divitli

Babasının akçası, anasının bohçası

Tarlayı düz, kadını kız al

Anasına bak, gizim al; darana (tarağına) bak,
bezini al

Bucaktan del (değil), ocaktan almalı garıyı

Varma dula, girme çula

Dumansız baca, nizasız karı koca olmaz

Maşa gada (kadar) gocası olan garının paşa
gada hükmü olu

Zürriyeti olmayanın merhameti olmaz

Oğul olsun da bok böcüğünden olsun

Kız dağ elması, oğlan bağ elması

Kendirden bez, öveyden öz olmaz

Kız yükü, tuz yükü

Babası asılmaya giderken kızı: “Baba,
bugün kına al.” demiş

Oğlan büyür koç olur, kız büyür hiç olur

Kız gittiği, oğlan bittiği yerde ekmek yer

Kız kundakta, çeyiz sandıkta

Babasını bilmeyen kimseyi bilmez

Babası oğluna bağ bağışlamış, oğlu babasına
bir salkım üzüm vermemiş

Anam olsa boğazı olmasa

Gadaş (kardeş) gadaşa gerek, kesesi ayrı
gerek

Giz evlâdından kölge (gölge) olmaz

Kuma gemisi yürümüş de elti gemisi yürümemiş

Eltinin bohçası eltininkiyle kavga edermiş

Görüm görüm gör taşı, gördüğün yerde vur taşı

Emmim dayım hepsinden aldım payım

Baskısız yongayı yel atar

Kızını katma akranına eşine, horoz küçükse
tavuk düşer peşine

Kızını serbest bırakırsan ya davulcuya ya da
zurnacıya kaçar

Gizini dövmeyen dizini döve, oğlunu dövmeyen
kesesini döve

Kız evi vezir evi

Gelini oyuna kaldırmışlar yerim dar demiş,
yerini genişletmişler derim dar demiş

Gitme düğüne, kalkarsın oyuna

Giz gelin olmadan, tosun öküz olmadan ahlâkı
belli olmaz

Düğün pilavı ile it tavlanmaz

Düğün günü tüfek düzülmez

Kızımı evlendirdim boğa aldı, oğlumu
evlendirdim düğe aldı

Erine göre bağla başını, tencerene göre
gaynat aşını

Kul bunalınca Hızır yakındır

El gözü taşı eritir

Nazar insanı mezara, hayvanı kazana sokar

Kimiş (Girmiş) içine sıska, ni yapsın ona
mıska

Kadından olursa evliya sokma avluya

Dirgene dayanmayan porsuk harman kıyısına
çıkmaz

Bir ağaçtan çeç küreği de çıkar, bok küreği
de

Haziranda kar yağdı, sattık samanı, yaptık
hanı

Samanın iyisini marta koy, öküzün derisini
arta koy

Çağrılan yere erinme, çağrılmayan yere
görünme

Dertsiz baş, mezara taş

Komşu komşunun külüne muhtaçtır

Loğ taşı gibi oturmak

Altın parayı gümüş parmak tutar

Tarlada izi olmayanın harmanda yüzü olmaz

Giden gelen ökçe, iş bitiren akçe

Halım olsun, malım olsun

Doğurmamış, dokumamış

Demi ıscakken dövülüü (Demir sıcakken dövülür)

Neri (nereye) gitsen okka dööt (dört) yüz
direm (dirhem) olmak

Özdemir, Cafer. (2011), Samsun Yöresi Atasözleri ve Deyimlerinde Kültür Aktarımı, Samsun
Sempozyumu 13-16 Ekim Samsun, Bildiriler Kitabı, Cilt: 2, s. 103 – 113, Samsun
2013