Samsun ve Çevresindeki Alevilerin Hayatın Safhalarıyla ilgili İnanış ve Uygulamaları

Yasin
İpek –
Samsun ve Çevresindeki Alevilerin Hayatın Safhalarıyla ilgili
İnanış ve Uygulamaları

Alevilik: Horasan erenlerinin öğretileri ve
Safevi halifelerinin propagandaları neticesinde medreselerde verilen kitabi
İslam anlayışını anlamakta ve uygulamakta sıkıntı çeken Anadolu’daki yarı
göçebe Türkmenlerin eski inançlarıyla İslam’ı kaynaştırarak, yaygın Sünni
İslam’a alternatif olarak Safevi Şia’sının da izlerini taşıyan yeni bir İslam anlayışıdır
(İpek & diğerleri, 2010: 14).

Samsun genelindeki (…) Alevi nüfusunun
yaklaşık yedi bin kişi olduğu varsayımında bulunabiliriz.

Samsun’da
Alevi nüfusun yoğun olarak yaşadığı yerler

Alaçam (18 Köy): Alidedebölmesi,
Aşağıısırganlı, Gökçeağaçoymağı, Gökçeboğaz, Kalıkdemirci, Kapaklı, Karaçukur,
Killik, Kızlan, Örenli, Şirinköy, Tepebölmesi, Terskırık, Umutlu, Uzunkıraç,
Vicikler, Yoğunpelit, Yukarıısırganlı

Atakum (2 Mahalle): Cumhuriyet Mahallesi-
Mimarsinan Mahallesi

Bafra (3 Köy): Dededağı- Emenli- Üçpınar

Havza (9 Köy- 1 Mahalle): Ağcamahmut-
Aşağısusuz- Eymir- Hacıdede- Karga (Kirenli)- Kayacık-Mürsel- Şeyhkoyun-
Yukarısusuz (Ekinözü)-Merkez Karşıyaka Mahallesi

Ladik (12 Köy): Akyar (Karapınar)- Budakdere
(Gevekse)- Çamlıköy- Derinöz- Eynekaraca- Kirazpınar-Köseoğlu (Irmakkıyısı)-
Kuyucak- Meşepınarı- Oymapınar (Belguz)- Sarıgazel- Söğütlü

Salıpazarı(l Köy): Avut

Terme(2 Köy, 1 Belde): Çangallar- SivaslIlar-
Sakarlı Beldesi

Vezirköprü(2 Köy): Güldere- imircik

Ondokuzmayıs (1 Köy): Dağköy

Güvenç Abdal Ocağı: Gümüşhane Kürtün, Harşit
merkezli

Ali Baba Ocağı: Sivas, Alibaba Mahallesi
merkezli

Pir Sultan Ocağı: Hem Sivas, Yıldızeli, Banaz
Köyü ve hem de Tunceli, Pülümür ilçesi Hacılı Köyü (Bahçecik) merkezli

Hubyar Sultan Ocağı: Tokat, Almus, Hubyar
Tekke Köyü merkezli

Kul Himmet Ocağı: Tokat, Almus, Görümlü (Varzıl)
Köyü merkezli

Zeynel Abidin Ocağı: Malatya, Arguvan,
Kuyudere (Mineyik) Köyü merkezli (s. 320)

Doğum

Çocuk sahibi olamayan insanlar ziyaret
yerlerine giderler.
Buralarda dua eder ve
kanlı- kansız adaklar sunarlar.

Havza Karga Köyünde bulunan Ağaca Tekke ve
Arap/ Arap Dede Tekkesi

Ladik Kirazpmar Köyünde bulunan Ayva Tekkesi

Ladik Meşepınar Köyünde bulunan Gurdak
Tekkesi

Ladik Çamlıköy’de bulunan Kocaoğlan Türbesi

Buralardaki mezarlardan alınan ve Cevher adı
verilen toprağı suyla karıştırarak çocuğu olmayan bayana içirirler ya da o
bayan cevhere sürdüğü parmağında kalan toprağı yutup ardından derdine derman amacıyla
dua eder.

Çocuğu olmayan bayanın çemberi tekke/ türbeye
sürülerek geline öptürülür.

Buralarda yapılan dua ve niyazlardan sonra
şayet o kişinin çocuğu olursa çocuğa o tekke/ türbedeki şahsın adı konulur.

Çocuğu olmayan bayan süt buğusuna ya da
kavrulmuş kepek üzerine oturtulur.

İlk erkek çocuklarının isimleri Mehmet olan
yedi ayrı aileden, o çocuklarının gömleklerinden birer parça alınır. Yedi
farklı ailenin ilk kız çocukları Cuma günü sala ile ezan vakitleri arasında bir
araya gelerek bu kumaşlardan bir gömlek dikerler. Bu dikilen gömlekten sonra
çocuklarının olacağına ve yedi yıl boyunca bu gömleği giyen çocuğun ömrünün
uzun olacağına inanılır.

Çocuğun uzun ömürlü olması için; çocuğu olan
kırk evden gümüş para veya gümüşten yapılmış eşyalar toplanarak bunlardan
bilezik yaptırılarak çocuğun koluna takılır.

Hamile olan kadın doğum yapana kadar
tekke/türbelere gitmez.

Hamilelik döneminde çok elma yiyen bayanın
çocuğunun yanakları kırmızı, çok ayva yiyen bayanın çocuğunun yanakları gamzeli
olur (s. 321).

Doğumdan sonra bir hafta içerisinde adı
konur. Ad koyma işlemini yörede dede varsa o, yoksa bir aile büyüğü ya da din
görevlisi yapar.

…merasime katılan herkes ayakta peymançe de dururlar.
Ad koyacak olan kişi kıbleye doğru yönelerek alçak sesle bebeğin sağ kulağına
ezan, sol kulağına kamet okur.

…imkânı olan aileler çocuklarına isim
verildiği gün,
Nesike Kurbanı’nı keserler.

Loğusalık süresi kırk gün kabul edilir ve
kırk gün dolduktan sonra kırklama/ kırkı çıkarma yapılır.

Kırklama merasimi için anne kucağına bebeğini
alarak bir leğene oturtulur. Bu leğenin içerisine altın, gümüş ya da kırk adet
çakıl taşı konulur. Üç İhlas Suresi ve bir Fatiha Suresi okunarak önce anne
sonra da bebek yıkanır. Yıkanma işlemi bittikten sonra leğendeki bu su ayak
basmadık bir yere dökülür (s. 322).

Çocuğun hırsız olmaması için kırkı çıkmadan
tırnakları kesilmez.

Çocuğun kırkı çıkmadan o eve çiğ et ve un
girmez.

Doğan çocuk erkekse erkek, kız ise
mahalledeki kız çocuklar tarafından o evin kapısı taşlanır. Ev sahibi bu
çocuklara şeker ve çikolata gibi ikramlarda bulunur.

Çocuğun ileride hangi mesleği yapması
isteniyorsa düşen göbeği o mesleğe ait bir yere gömülür.

Çok ağlayan çocuğu susturmak için yüzüstü
yatırılarak, sağ ayağı sol bacağına, sol ayağı da sağ bacağına değdirilir.

Çocuk sarılık
olmasın diye yıkanacağı suya altın atılır ya da üzerine sarı yemeni örtülür.

Düğün

Geleneksel Alevi- Bektaşi kültüründe evlenilecek
olan kişinin Sünni olası düşkünlük sebebi sayılmaktayken son zamanlarda bu
anlayış yavaş yavaş etkisini yitirmektedir (s. 323).

…erkek tarafından yaşça büyük, sözü sayılan
bir dünürcübaşı seçilerek kız istemeye gidilir.

…dünürcübaşı “Allah’ın emri, Peygamberin
kavli, İmam-ı Caferi Mezhebi üzerine kızınız …’yı oğlumuz …’a istiyoruz”
sözleriyle geliş maksatlarını açıklar.

Cevap olumlu ise aradan birkaç gün geçtikten
sonra oğlan tarafı kahve, kuruyemiş gibi hediyelerle birlikte, çağrıldığı günde
kız evine gider. El öpme ve söz kesme merasimidir bu.

…yüzük takma merasimi kız evinde yapılır.
Erkek tarafı kız tarafına akşam takılacak olan yüzük ile beraber bir bohça içerinde
elbise, kuruyemiş ve kuru gıda da götürür.

Bu merasime yörede sözü geçen bir dede davet
edilir. Gelen konuklar manen temizlenmek için önce tarikat abdesti alırlar.
Ardından her bir köşesinin dört büyük meleği temsil ettiğine inanılan seccade meydana
serilir. Kız ve erkeğin babası seccadenin üzerinde dedenin huzuruna gelerek
dara dururlar, niyaz getiriler ve diz üstü otururlar. Dede her iki babaya da
“Allah’ın emri, Peygamberin kavli, İmam-ı Caferi Mezhebi üzerine kızını
verdin mi?/oğluna aldın mı?” diye üç defa sorar. Taraflarda “Eyvallah
verdim/ aldım” deyince dede hayır dileklerinde bulunur ve oradakilerin de
şahitliğiyle Alevi- Bektaşi geleneklerine göre de kız isteme olayı tamamlanmış
olur.

Burada ikrar verme söz konusu olduğu için, bu
vakitten sonra meşru bir sebep olmaksızın vazgeçilmesi düşkünlük sebebidir (s.
324).

okuntu ile
beraber dağıtılan şekerler davetiye niteliğindedir. Kız ve oğlan annesi ya da
yakın akrabaları kapı kapı gezerek okuntuyu dağıtırlar.

Nişandan birkaç gün sonra kız tarafı, damada
ve yakınlarına aldıkları hediyeleri erkek evine gönderir. 3una damat görme veya
kadem denir.

Düğün tarihini belirlemek için erkek
tarafından danışık adı verilen kişiler,
yanlarında yemekler ve varsa gelinin erkek kardeşi için kardeş yolluğu olarak hazırlanan takım elbiseyle birlikte kız
tarafına giderler. Bu ziyaretin ardından düğün tarihi netleştirilir ve pırtı görme adı verilen düğün ve gelin için gerekli
eşyaların alınmasına başlanır.

Düğünden önce erkek tarafının hazırladığı
ağırlık adı verilen eşyalar kız evine gönderilmesiyle çeyiz
asma
işlemleri başlamış olur. Bu çeyiz düğün gününe kadar serili olarak
durur.

Oğlan evinde düğünün başlamasından üç gün
önce zor ekmeği denilen yemek ikramı başlar.

gelen konuklara ikram edilmek üzere Velime Kurbanı kesilir.

Düğünün başlamasıyla birlikte davetlilerin
getirdikleri buğday köy meydanında bulunan soku taşında dövülür.
Soku başında dede bulunur ve oradakiler sokuda dövülen
buğdaydan çorba yapılarak konuklara ikram edilir.

…yemekler yendikten sonra kız evine sokuda
dövülen buğdayla birlikte çeşitli hediyeler (yatak, döşek, elbise) gönderilir. Buna
cins götürme veya kına
harcı
denir.

…kız evinden oğlan evine damadın elbiseleri
gönderilir. Bunu getirenlere yanuçcu, bu uygulamaya da yanuçcu getirme
denmektedir.

…bu kıyafetleri giymek için içeri geçen
damadın yanına dede’de hazır bulunur. Damat/Güvey Donatma sırasında dede
peygambere ve Ehli Beyt’e methiyeler içeren dualar okur.

Damat donatmadan sonra damat tarafı da kız
tarafı da hamama ya da eğer bölgede kaplıca varsa oralara giderler (s. 325).

Düğün sabahı yiğitbaşı ve davulcular
dolaşarak köylüyü gelin almaya davet ederler.

…gelinin erkek kardeşi ya da babası gelinin
beline üç kez çevirerek, bekâreti ve gayreti sembolize eden kırmızı bir kuşak
bağlar.

Araçta gelinin yanına dünürcü biner.

…gelin oğlan evine gitmeden önce o civardaki
bazı ziyaret yerlerine ve tekke/ türbelere götürülür.

Gelin araçtan inince önünde koç kurban edilir
ki oda yeni evine kurban olsun diye.

Gelinin kötü huylarının çıkması için araçtan
iner inmez küp veya cam şişe kırılır.

Gelinin bereket, bolluk getirmesi için damat
yüksekçe bir yere çıkarak gelinin başına bozuk para, buğday, çerez serper.

Gelin yağ gibi evine sıvansın, tutsun diye
eve girmeden eline yağ verilip kapıya sürdürülür.

Gelin evine sıkıca bağlansın, güçlüklere
göğüs gersin diye kapıya ip gerilir ve gelin o ipi kırarak içeri girer.

Yeni çift tatlı dilli olsunlar diye eve girer
girmez ellerine şerbet verilir.

Gelinin ilk çocuğu oğlan olsun diye kucağına
bir erkek çocuk verilir.

Gelin eve girdiğinde kaynanası köşe başında
oturur. Gelin kaynanasını üç defa kaldırıp oturtur ve her kaldırmasında
sarılırlar. Bunu yapmaktaki maksatları gelinin yiğitlik ve marifetini
ölçmektir.

Gelinin elinin tez olması için evin ortasına
bir sofra bezi serilir ve gelin üç defa bu bezi serip toplar.

Nikâhı hoca kıyacaksa şeriat abdesti, dede kıyacaksa
tarikat abdesti alınır ve yere seccade serilir. Dede besmele çekerek nikâh
işlemine başlar. Gelin ve damada evlenme taleplerini sorup onay aldıktan sonra
şahitlerinde onayını alır. Kur’an-ı Kerim’den evlilikle ilgili bazı ayetleri
okur ve gelinle damada üç kere daha evlenme taleplerini sorar. Onayları
aldıktan sonra nikâh duasını, Rabbena Atina Duasını okur ve nikâhın hayırlı
olması için nasihatte bulunduktan sonra Fatiha der. Dua’nın tamamlanmasının
ardından önce gelin sonrada damat dedenin eline niyaz ederler. Daha önceden
hazırlanmış olan bir şerbeti dede bir tasa koyar ve bunu geline, damada,
oradaki şahitlere ikram ettikten sonra nikâh töreni biter (s. 326-327).

Tek eşlilik esastır. Boşananlar düşkün
sayılırlar.

Düğünden bir hafta sonra gelin ve damat
gelinin anne babasına el öpmeye giderler.

Ölüm

Alevi- Bektaşi geleneğinde ölüm kavramı
yerine kullanılan “Hakka yürümek, göçmek,” deyimlerine bölgede de
rastlamaktayız.

…her an ölümü beklenen insanların durumuna cana
koyulmak denmektedir.

Hasta kanepe ya da somya gibi yüksek bir
yerde yatıyor ise yere döşek serilir ve oraya yatırılır ki toprak ruhu daha
rahat çekebilsin.

…hastanın çok can çekişmemesi ve acı
çekmemesi için hastanın üzerindeki gömleği çıkartılır. Daha sonra bu gömlek
çevredeki türbelerden birine bırakılır. İnanışa göre eğer bırakılan gömlek üç
gün içinde kendiliğinden büzülür ve toplanırsa hasta iyi olur (s. 327).

Ölünün üzeri çarşaf ile örtülerek oda hemen
boşaltılıp hak döşeği ya da rahat döşeği hazırlanır.

Ayakları da gerilerek yukarı kalkamasın diye
başparmaklarından birbirine bağlanır.

Ölüm olayının gerçekleştiği evde helva
yapılarak, ölünün yastığının yanına konur ki; bu helvanın kokusunu hisseden
melekler bir an önce gelsinler. Yapılan bu helva kesinlikle yenmez ve bir süre
sonara ayak basılmayan bir yere dökülür.

Ölünün yanında hapşırılması iyi değildir, bu
kişinin gömleğinin yakası yırtılır.

Ölümün gerçekleştiği odada üç gün boyunca mum
ya da ışık yanık kalır.

Ölen kişi bayan ise ellerine, genç ise el ve
ayaklarına kına yakılır.

Ölünün kefen bağları çözülmese o sene yağmur
yağmaz.

Cıngıllı adı verilen büyük bakır kazanlarda
cenazenin yıkanacağı su hazırlanır. Bu suya cenaze suyu denir. Cenaze suyunun
maddi ve manevi kirleri arıtacağı inancı vardır ve bu suyun bulunduğu kazanlara
el sokulmaz.

Ölü ılık suyla yıkanırken Allah- Muhammed-
Ali anılır

Yıkama işlemi bittikten sonra cenazenin,
varsa musahibinden başlayıp, yakınları, eşi, dostu cenazeye hakkını helal
et” diyerek helallik suyu dökerler.

(Ölü) tabuta yerleştirilir. Üzerine dağlardan
toplanıp kurutulmuş güzel kokulu ot ve çiçeklerden serpilir (s. 328).

Cenaze tabuta konulduktan sonra yeni bir ölüm
olmaması için yıkama kazanları ters çevrilir.

Alevi inancına göre ölen bir kişinin ahirette
huzuru için dar’ı çekilir.

Ölünün yıkanması esnasında (…) dede huzurunda
kurulan bir mecliste helallik alınır ve ölünün ahirete temiz gitmesi temenni
edilir.

Dar duası bittikten sonra cenaze defnedilir.
Cenaze defnedildikten sonra mezarlıktan dağılınca
dardan indirme (dar çekilme) ayini gerçekleştirilir. Dar çekilme ayinine çok
önem verilmektedir. Dardakiler secdeye giderek

niyaz ederler ve diz üstü otururlar. Önce
onlardan, sonra ölüden helallik alınır. Helallik aldıktan sonra okunan dua ve
gülbanglarla dar çekme işlemi biter. Dar çekilme ayini sayesinde ölenin
yakınları ölen kimsenin borçlarını ödeyerek, geride kalanlarla helalleşmesi ve
ölenin mezarında rahat etmesini sağlamayı amaçlamaktadırlar.

Ölen kişinin ardından, istenilen bir zamanda
da dar kurbanı adı verilen, bir cem töreni yapılır.
Ölen kişinin kurbanın kesildiği ana kadar mezarında ayakta
durduğuna inanılır. Bu kurbanın kesilmesinden sonra, yerine yatar. Yani
böylelikle dardan, sıkıntıdan kurtulmuş olur. O yüzden, bu kurban çok
geciktirmeden kesilir (s. 329).

Mezarlıktakilere ölünün ruhu için lokma
dağıtılır. Lokma genelde tatlı türü bisküvi ya da lokumdur. Erkekler cenazeyi
defnederken kadınlarda ağıt yakar ve kömbe adlı bir çeşit çöreği yapıp cenazeye
gelenlere ölenin hayrına ikram ederler.

Genellikle arefe günü ve bayram namazlarından
sonra mezar ziyaretlerine gidilmektedir. Bu ziyaretler ikindi vaktine kadar
bitirilmeli ve bu vakitten sonra mezarlığa gidilmemelidir.

Ölen birisini rüyasında gören kimse “ölü
benden ekmek istiyor” diye Cuma akşamı ölü evine giderek Kur’an-ı Kerim
okutur (s. 330).

İpek, Yasin. (2011), “Samsun ve Çevresindeki Alevilerin Hayatın Safhalarıyla ilgili İnanış ve
Uygulamaları
,” Samsun Sempozyumu 13-16 Ekim Samsun, Bildiriler Kitabı,
Cilt: 2, s. 319-331, Samsun 2012