Psikoloji Biliminin Geleceği ?

Psikoloji Bilimi Nereye Doğru Gitmektedir ?
Günümüzde psikolojinin ana akımı olarak bilişsel psikolojinin etkileri sürmeye devam etmekte ise de, bu yaklaşım biçiminin açıklamakta yetersiz kaldığı noktalar giderek daha fazla ortaya konulmaktadır. Bilişsel yaklaşım insan zihnini özünde bilişsel/akli bir sistem olarak tasavvur etmiştir. Ancak kimi araştırmacılar bu yaklaşımın davranışçıların kara kutusunun yerine, boş kafalı bir işlemci koyduğunu ancak insan zihninin bundan ibaret olmadığını söylemektedirler. İnsan zihninin bilgisayar metaforu kullanılarak modellenmesi, insanın kendi düşünceleri üzerinde düşünebilen bir varlık olmasını gözden kaçırmaktadır.
Bir yandan, gelişim psikolojisi araştırmalarından gelen insanların başkalarının niyet, arzu ve düşüncelerini yaşamın çok erken yıllarında anlayarak bunlara uygun davranabildikleri doğrultusundaki sonuçlar insan kavrayışının yalnızca bilişsel unsurlardan ibaret olmadığını göstererek yeni ufuklar açmaktadır. Bu kavrayışın diğer insanlarla birlikte olarak ve işbirliği kurarak gelişmekte olduğuna dönük sonuçlar insan zihninin ve davranışlarının kaynaklarına dönük bakış açımızı yeniden düzenleyecek gibi görünmektedir. Bir diğer yandan giderek gelişen davranışsal/bilişsel sinir bilim araştırmaları duyu, algı, düşünme ve duyguları ortaya çıkaran beyin süreçlerini inceleyerek yeni anlayışlar gelişmesine temel oluşturmaktadır. Aynı zamanda, farkındalık ve bilinç ile ilgili araştırmalar giderek artmaktadır ve çarpıcı sonuçlar ortaya konulmaya başlanmaktadır. Bütün bu yeni araştırmaları daha ileriki bölümlerde gözden geçireceğiz.
Yakın gelecekte psikoloji bilimi, insanın bütün yönlerinin birlikte ve etkileşimsel bir anlayışla ele alınabileceği daha karmaşık modeller oluşturarak insanı anlamada bir sıçrama yapmaya hazırlanıyor gibi görünmektedir. Ebbinghaus’un ifadesiyle “geçmişi uzun ama tarihi kısa” olan psikoloji bilimi, giderek daha karmaşık gözüken insan özelliklerini mercek altına almakta ancak bunu yaparken kendini diğer dallardan ayıran kontrollü ve sistematik olarak yürütülen gözlem ve deneyleri kullanmaya devam etmektedir.

İnsan doğasının niteliği hakkında sorulan sorular insanlık tarihi kadar eskidir ve geçen bin yıllar boyunca birbirinden çok farklı alanlar tarafından cevaplandırılmaya çalışılmıştır. Daha ileriki bölümlerde, bu soruya cevap verirken kullanılan bilgi edinme yolları açısından psikolojinin diğer alanlardan nasıl farklılaştığını göreceğiz. Psikoloji bilimi, yalın bir ifadeyle, insanların davranışlarının ve zihinsel süreçlerinin bilimsel yöntemler kullanılarak incelenmesi olarak tanımlanabilir. Bu incelemenin amacı davranışları, zihinsel süreçleri ve bunları etkileyen/bunlardan etkilenen etmenleri tanımlamak, nasıl olageldiğini ortaya koymak ve nedenlerini açıklamaktır. İnsan davranışlarının çeşitliliği, insanın çok çeşitli yönleri üzerine uzmanlaşmış alt alanların oluşumu gerekli kılmıştır. Gelişim psikolojisi, deneysel psikoloji, sosyal psikoloji, klinik psikoloji gibi alt alanlar bulunmaktadır. Psikoloji insanların davranışları ve bu davranışları belirleyen görünmez zihinsel süreçler üzerinde çalışmakla birlikte, bu tür sorulara cevap ararken bilimsel yöntemi temele almaktadır. Psikoloji alanında bir araştırma yürütülürken, insanların davranışlarını ve zihinsel süreçlerini tanımlamak, açıklamak, tahmin etmek ve vardığımız sonuçlardan yararlanarak insanlık yararına düzenlemeler yapmak isteriz. Psikolojinin bir bilim olarak tarihi, 1879 yılında, Wilhelm Wundt tarafından Almanya’nın Leipzig şehrinde kurulan “Psikoloji Laboratuvarı” ile başlatılır. Bu tarihten itibaren aslında birbirini tamamlayan farklı bakış açıları ve anlayışlar ile gelişip güçlenerek hatırı sayılır bir bilgi birikimine ulaşıldığı görülmektedir.

Ebbinghaus’un ifadesiyle “geçmişi uzun ama tarihi kısa” olan psikoloji, giderek daha karmaşık gözüken insan özelliklerini mercek altına almakta ancak bunu yaparken kendini diğer dallardan ayıran kontrollü ve sistematik olarak yürütülen gözlem ve deneyleri kullanmaya devam etmektedir.