KURUMLAR VE DİNİN KURUMLARLA GENEL İLİŞKİSİ

KURUMLAR VE DİNİN KURUMLARLA GENEL İLİŞKİSİ

Önemli bir toplumsal olgu olan din ve kurum bağlantısını analiz

Bazı kavramlarda olduğu gibi kurum da günlük dilde ve sosyolojide farklı anlam­larda kullanılmaktadır. Günlük dilde genellikle kurumsal bir işlevi yerine getiren “kuruluş” lara kurum denmektedir. Buna göre bir spor kulübü veya muhtaç çocuk­ların barındığı yer kurum olarak adlandırılmaktadır. Sosyoloji açısından ise kurum ne bir kişi, ne bir grup ve hatta ne de bir mekândır. Kültürün bir kısmıdır, insan­ların yaşam tarzlarının örüntüleşmiş bir parçasıdır. Çoğunluğun paylaştığı soyut davranış örüntüleri, kültür normlarının yerleşmiş belli ve sürekli tatmin yollarıdır (Krech,1983, 127). Bir başka ifadeyle ihtiyaçları karşılama biçimleri ve metotlarıdır.

Kurumun Aristosal (yani tek nitelikle) bir tanımını yapmak mümkün gözükmü­yor. Ancak benzer durumlarda olduğu gibi açıklayıcı bir tanım yapılabilir. Bunun için de kurumun özelliklerinin sıralanması gerekir. Buna göre kurumlar:

  • Belli bir amacı gerçekleştirmeye yönelik,
  • Söz konusu ihtiyacın gerçekleştiriliş biçimi oldukça süreklilik kazanmış,
  • Gerek alt kurumlarıyla gerekse diğerleriyle yapılanmış, örgütlenmiş ve eş güdümlenmiş,
  • Diğerleriyle yakından ilişkili olmasına rağmen kendi alanında biricik yani bir “göreli bağımsızlığa” sahip,
  • Zorunlu olarak kültürün normatif kodlarını ihtiva eden değer yüklü toplum­sal oluşumlardır.

Bütün bu nitelikler göz önünde bulundurulursa kurumlar için ortalama şöyle bir tanım yapılabilir: Kurum, sosyal kişilerin temel ihtiyaçlarını karşılamak amacıy­la ortaya çıkmış, süreklilik kazanmış, eş güdümlenmiş, oldukça onaylanmış ve yaygınlık kazanmış sosyal örüntü, rol ve ilişki yapısıdır (Fichter, 1992, 111).
tir. Genelde grup belli bir amaç çevresinde toplanmış, üyelerinin karşılıklı ilişkile­ri sonucu ortaya çıkmış, çok işlevli somut bir olgudur. Buna göre grup her şeyden önce bir insan birlikteliğine tekabül eder ve dolayısıyla somut bir varlığa sahiptir. Örgüt ise bir grubun belli bir kategorisiyle ilgili rollerinin yönetmelik, tesis, teknik, vb. gibi maddi bir dayanağa bağlı olarak düzenlenmesidir (Duverger, ty.,28). Bu­na göre örgüt, insan unsuru taşıması, yani somutluğu bakımından grupla benzer­lik gösterir. Ama gruptan farklı olarak örgüt genelde tek işlevlidir ve belli bir mad­di dayanağa da sahiptir. Bunlara karşılık kurum, bir sosyal grup içinde belli temel işlevleri karşılayan süreklilik kazanmış ilişki sistemleri, davranış örüntüleridir. Ya­ni kurumun içeriğini insanlar değil, davranış biçimleri oluşturur.Günlük dilde kurum, kuruluş, grup ve örgütlerle karıştırılmaktadır. Hâlbuki bir­birleriyle ilişkisine rağmen kurum gruptan da örgütten de farklı bir özelliğe sahip­

Bu açıdan bakıldığında görülür ki her toplumda, belli işlevlerin düzenli biçim­de yerine getirilmesini sağlayan bir ilişkiler sistemi yani kurumlar vardır. Mesela toplumsallaşma, bilgi aktarımı ve benzeri işlevleri sağlayan bir kurumuna sahiptir ki buna eğitim kurumu adı verilir. Söz konusu kurum da öğrencilik, öğretmenlik, dersler, not sistemi, sınav biçimleri ve benzeri pek çok davranış örüntüsünü bün­yesinde taşır. Aynı zamanda bunun herhangi bir alt işlevini yerine getiren örgütler vardır. Mesela üniversite bir toplumun temel kurumu olan eğitimin belli bir kesiti­nin (üst düzeyde öğretimin) sağlanması için oluşturulmuş bir örgüt veya kuruluş­tur. Üstelik bu örgütün içerisinde pek çok grup yer alır. Akademisyenler birliği ve­ya bir sınıfın öğrencileri birer eğitim/ öğretim gruplarıdır.

Toplumda her şeyin olduğu gibi kurumların da bir işlevi vardır. Esasen her sos­yal olgunun bir işlevi vardır. Ancak kurumların farkı daha bir genelleşmiş olmala­rıdır. Kurumların başlıca işlevleri şöyle sıralanabilir:

  • Kurumlar kişilerin sosyal davranışlarını kolaylaştırırlar. Toplumun düşünce ve eylem tarzları, birey topluma girmeden önce büyük ölçüde düzenlenmiş ve planlanmıştır. Kişi herhangi bir şeyi nasıl yapacağını öğrenmek ve keşfet­mek için zaman ayırmak zorunda değildir. Bunları toplumda hazır olarak bulur, belli rol ve ilişkileri ve bunları nasıl yerine getireceğini kurumlardan öğrenir.
  • Kurumlar toplam kültürün istikrarlılığı ve eş güdümü için birer örnek olarak hizmet ederler. Süreklilik, sağlamlık, dayanıklılık, insan davranışlarını istik­rarlı ve uyumlu hâle getiren kurumlar sayesinde sağlanır.
  • Kurumların bir diğer işlevi de davranışları kontrol etme yönelimleridir. Çün­kü kurumlar toplumun sistemli ve ideal düzeyde beklentilerini içerirler. Ki­min nereden ve nasıl hareket edeceği önceden belli olduğundan sapmanın ne olduğu da böylece bilinmiş olur. Sapma noktasındaki kanaatin genelliği de toplumsal baskıyı sağlar. Böylece kurumlar sadece belli ideal davranışla­rı işaretlemekle kalmazlar, sapmayı ve sosyal bir baskı ile bunların telafisine de imkân sağlarlar.

Kurumların bu belirleyicilik işlevleri, ileri boyutlarda bir olumsuzluğu da bera­berinde getirebilir. Mesela kurumların davranışlara bir nevi standart kazandırıp sü­reklileştirmesi, değişimi engelleyip olumsuz bir rol oynayabilir. Bundan dolayı sos­yologların bazıları kurumların işlevlerini olumlu ve olumsuz işlevler olarak ikiye bile ayırmaktadırlar (Fichter,1992, 112).
devam ettirme, aşkınla bağ kurma, düzen sağlama, bireyi topluma uyarlamadır. Bunlar göz önünde bulundurulduğu takdirde dünden bugüne bütün toplumlarda var olan temel kurumlar aile, ekonomi, din, siyaset ve eğitim kurumlarıdır. Bunun dışında kalan tüm kurumlar alt ya da yardımcı kurumlardır. Bir başka deyişle ihti­yacının bir başkasıyla giderilebildiği kurumlardır. Mesela yüzyıllarca pek çok top­lumda, hukukun karşıladığı kuralsal yapı din, siyaset, töreler gibi kurumlar tarafın­dan karşılanagelmiştir.Kurumlar da diğer olgular gibi değişik açılardan sınıflandırılmışlardır. Bunların en yaygın ve en tutarlı olanı temel işlevlere göre yapılanıdır. Buna göre kurumlar, temel kurumlar ve yardımcı kurumlar olarak ikiye ayrılmaktadır. Temel kurumlar; evrensel, önemli ve zorunlu nitelikteki temel işlevleri taşıyan kurumlardır. Sosyo­logların genel kabulüne göre temel işlevler insan soyunu sürdürme, fiziki varlığını

Her kurumun bir işlevi olmakla birlikte aynı işlev farklı kurumlar tarafından kıs­men de olsa karşılanabilmektedir. Bir başka deyişle bir kurum, biri başat olmak üzere değişik işlevleri yerine getirebilmektedir. Mesela temel işlevi insanın aşkın ile bağlantısını sağlamak olan din kısmen de eğitim, siyaset gibi kurumların işlev­lerini gerçekleştire gelmiştir.

Yukarıda da belirtildiği üzere altı temel ve pek çok alt kurum vardır. Din, temel kurumlardan birisidir ve insanın aşkınla bağlantı kurma işlevini yerine getirir. Bü­tün temel ve alt kurumların birbirleriyle ve bu arada din ile yakın bir ilişkisi vardır. Diğer sosyal kurumlarla din arasındaki genel ilişki toplum ekseninde kurulabilir. Yani din de sonuç itibarıyla bir sosyal kurumdur. Karşılıklı ilişkide bulunur, her bi­rine destek verir ve destek alır. Bu durum bir eş güdümü gerektirir. Hiçbir kuru­mun işlevi küçümsenemez ve önemsiz görülemez.

Burada kurumların her birinin din ile olan ilişkisi üzerinde durulamayacağı için biz burada dinin, aile, ekonomi, siyaset ve eğitim temel kurumlarıyla olan bağlan­tısını göstermekle yetineceğiz.