Jose Saramago – Çatıdaki Pencere

Jose Saramago –
Çatıdaki Pencere


…Zamanla sararıp yıpranmamışlardı da üstelik, belki de zaman
1953 yılında teslim edilen bu özgün metne insanlardan daha saygılı davrandığı
içindir. (s. 9) 
Kimse kimseyi sevmek zorunda değildir, ama hepimiz
birbirimize saygı duymak zorundayız.
…yayınevine teslim edilen kitap, o taslak bir harf
yığınından ötedir, içinde
…bir insan barındırır.
Ölmek, var olmuş olmak ve artık olmamaktır, (s. 10)
Çatıdaki Pencere,
Kırklı yılların Lizbon’unda geçer,
Salazar diktatörlüğü sürmektedir.
…görünüşlerin gerçeklerden daha güçlü olduğunu vurgulaması,
…kitabı oluşturan diğer her şey, kitabın basılmadan bir
kenara itilmesine karar verilmesinde etkili olmuştur kuşkusuz. (s. 12)
Silvestre,
Kundura tamircisiydi,
Bedeninde Don Quijote’nin resimlerini andıran bir şey vardı.
(s. 15)
Mariana, pantolonum nerede? (s. 16)
Karar vermeleri gereken, evin bir odasını kiralama
meselesiydi. (s. 17)
Sözcükler söylendikleri anda ağzının içinde doğarlardı
sanki: çıktıklarında çoktan anlam yüklü, duygulu ve el değmemiş olurlardı. Bu
nedenle de hükmederler, ikna ederlerdi. (s. 22)
Zaman değişti anne,
Evet değişti ve bozuldu. (s. 27)
Zaman yavaşça akıyor, saatlerin tiktakları sessizliği
itiyor, azimle onu uzaklaştırmakta ısrar ediyor ama sessizlik tüm sesleri boğan
kalın, ağır kütlesiyle karşı koyuyordu. (s. 37)
Isaura’ya göre Adriana buz gibiydi ve günlük tutması
yaşamında sırlar varmış gibi yapabilmek için uydurulmuş bir bahaneden ibaretti.
(s. 48)
…hafif gece atıştırmasına ayrılan beş dakika onlarda özel
bir duygu uyandırırdı, sanki bir anda yaşamlarının vasatlığından sıyrılırlar,
insanların refah seviyelerini gösteren ölçeğe göre birkaç basamak
yükseliverirlerdi. (s. 50)
İyi günler hanımefendi. Kiralık odanız varmış. Görebilir
miyim? (s. 54)
Sevmek için fazlasıyla tanıyordu erkekleri. (s. 69)
(Carmen) İnanışına göre, evliliklerdeki tüm anlaşmazlıkların
nedeni öteki kadınlardı… Erkekler horozlara benzerlerdi, bir kez tavuğun
tepesine bindiler mi, çoktan ardından gelecek olanı da seçmişler demekti. (s.
86)
“Yaşamın gizli anlamı, yaşamın hiçbir gizli anlamı
olmadığıdır.” (s. 204)
İnsanlığa susuzluk duyan hiç kimse susuzluğunu Fernando
Pessoa’nın dizeleriyle gideremezdi, bu tuzlu su içmek gibi bir şey olurdu.
Bunlara rağmen ne kadar hayranlık uyandıracak bir şiirdi, nasıl da muhteşemdi.
Gereksiz, evet ama benim derinlerime iniyorsa ve ben de kendimi gereksiz ve
yararsız buluyorsam bunun önemi var mı? (s. 205)
Yirmi iki yıl babamla yaşadıysanız ve başka erkek
tanımadıysanız nasıl deneyimden söz edebilirsiniz?
Hepsi aynıdır kızım. Ha birini tanımışsın ha tümünü. (s.
252)
Hayat iki damla gözyaşından fazlasına değmezdi. (s. 262)
Görünmek ve olmak arasında her zaman bir kesişme noktası
bulunur: olmak ve görünmek aynı yöne yönelen ve bir noktada birleşen iki farklı
planmış gibi. Bir meyil ve bu meyilden kayma ihtimali vardır. Kayılırsa aynı
anda hem olmakla hem de görünmekle temas edilen noktaya varılır. (s. 269)
…yaşamla temasınızı kaybetmişsiniz, kökleriniz kalmamış, bir
savaşta olduğunuzu zannediyorsunuz… (s. 303)
Yaş önemlidir, beraberinde deneyimi getirir, evet, ama
yorgunluğu da getirir. (s. 305)
Sevgi üzerine bir şeyler inşa edebilmenin mümkün olacağı gün
henüz gelmedi. (s. 306)
Türkçeleştiren: Pınar Savaş
Kırmızı Kedi Yayınları
Eylül, 2012