Hayali Kimdir, Hayatı, Edebi Kişiliği

Hayâlî. (Asıl adı Mehmed) on altıncı asır divan şâiri (D. Makedonya-Yenice ?- Ö. Edirne-1557). (Kanuni) I. Süleyman devrinde şöhrete erişerek pâdişâhın teveccüh ve iltifatını kazanan Hayalî, Şeyh Gâlib gibi, vaktinden evvel yetişmiş ve şairlik kabiliyeti pek erken ortaya çıkmıştır. Daha çocuk iken, Haydarî Şeyhi Baba Ali Mest’in hizmetine giren Hayalî, bu zât vâsıtası ile, ta­savvufu benimsemiştir. Bu akîde onun bir çok şiirlerinde iz bırakmıştır. Pirinin seyahatleri esnasında İstanbul’a gelen Hayalî, yetkili şahsiyetlerin    müdâhaleleri ile, bu dervişin nüfuzundan kurtarıldı. Şairlik kabiliyeti dolayısı ile, çok geçmeden, defterdar İskender Çelebi’nin ve sonra da sadr­azam Frenk İbrahim Paşa’nın teveccühünü kazanmış olan şâir bu son zât tarafından Sultan Süleyman etrafındaki şâirler dâiresine sokul­muştur. Pâdişâhın teveccüh ve itimâd göster­diği Hayalî, bir Osmanlı şâirinin ulaşacağı son mertebe olan nedîmliğe kadar yükseldi. Hami­lerinin idamından sonra (İskender Çelebî 1535 ‘te Bağdad’da asılmış ve İbrahim Paşa ise, 1536’da sarayda boğdurulmuştur), evvelce iti­barda olan şâir nedimlerin nüfuzlarının düşmesi üzerine, Hayalî çok kötü günler geçirdi. Vak­tiyle mazhar olduğu hediyeleri ve diğer iltifat nişanelerini bir daha göremedi. Nihayet pâdi­şâh tarafından kendisine, bey unvanı ile birlikte, bir sancak verildi ve 1557’de Edirne’de öldü.

Hayâlî, hayâlinin zengin, lirizminin gür ve kuvvetli oluşuyla divan şiirinin üstün şahsiyetlerinden biridir. Muasır­larından hiç biri ona, şairane tabiat ve selâset bakımından, yaklaşamamıştır. Hayalî yal­nız gazel ve kaside yazmıştır. Dünya metâına olduğu kadar, şiirlerinin akıbetine karşı da lâkayıt kalan Hayalî kuvvetli ve tasavvufla beslenmiş ince, zarîf ve âhenkli şiirlerinin divan hâline getirilmesini de bir başka­sına bıraktı. Bu vazifeyi şâirin oğlu Ömer Bey (ölm.1601) başarmıştır. Divanı, Ali Nihad Tarlan tarafından, neşredilmiştir (Hayâli Bey dîvânı, İstanbul üniversitesi yayınlarından,1945).