Haraki Kimdir, Hayatı, Eserleri, Hakkında Bilgi

0
65

Harak köyünde doğdu; Kâtib Çelebi bu nisbeyi yanlış ola­rak Hıraki şeklinde vermektedir. Ayrıca en meşhur eseri olan ef-rebşira’nın nüshalarında sadece nisbesinin yer alması muhaddis, fakih ve kelâma Ebû Bekir Muhammed b. Ah­med b. Ebû Bişr el-Haraki el-Mervezî ile (ö. 533/1139) karıştırılmasına, bu ve di­ğer önemli eseri Müntehe’l-idrâk’ın baş­ta Kâtib Çelebi olmak üzere, sonraki mü­ellifler ve çağdaş araştırmacıların hemen hepsi tarafından bu şahsa nisbet edil­mesine yol açmıştır. Öğrencisi Abdülkerîm b. Muhammed es-Sem’ânî’nin yazdı­ğına göre Haraki, tahsil hayatına amcası Ebü’l-Kâsım Abdurrahman b. Muham­med b. Sabit el-Haraki’nin yanında baş­ladı. Daha sonra Merv’e giderek Abdül-kerîm es-Sem’ânî’nin babası Tâcülislâm Muhammed b. Mansûr es-Sem’ânî’den fıkıh okudu ve ona bağlandı; Ebû İshak İbrahim b. Ahmed el-Merverrûzî’den de Şâfıî fıkhını öğrenip iyi bir fakih olarak yetişti. Bu arada Ebû Ali İsmail b. Ahmed el-Beyhaki’den hadis okumuş ve kendi­si de bu sahada birçok talebe yetiştir­miştir.

Merv’de yerleşen Haraki sonraları hisâb ve hendese gibi riyâzî ilimlere yö­neldi ve felsefeye daldı; buna rağmen dinine bağlı, iyi ahlâk sahibi bir kimsey­di. Riyâzî ilimleri kimden okuduğuna dair kaynaklarda bilgi yoktur; bir muhad­dis olan Sem’ânî hocasının bu yanıyla il­gilenmemiş, onu daha az tanıyan Beyha-ki de bu konuda bir şey kaydetmemiştir. Eserlerinden daha çok Batlamyus’un, Ebû Ca’fer e!-Hâzin’in, İbn Sînâ ve İbnü’l-Heysem’in kitaplarını okuduğu anlaşıl­maktadır. Merv’de yaşayan ve Sultan Sencer adına bir zîc hazırlayan ünlü astrono­mi ve fizik âlimi Abdurrahman el-Hâzinî ile (ö 550/1155 |?i| çağdaş olması ve sa­raya yakınlığı göz önünde tutularak bu kitapları okurken ondan da faydalanmış olduğu düşünülebilir. Haraki’nin Merv sa­rayında saygın bir yere sahip bulunduğu anlaşılmaktadır; çünkü en meşhur eseri­ni ithaf ettiği Emîr Şemseddin Ali, Sul­tan Sencer’in ünlü veziri Nasîrüddin Mahmûd b. Muzaffer el-Hârizmî’nin oğludur ve hâciblik görevi yapmış bir kimsedir. Haraki aklî ve ri­yâzî ilimlerin öğretimiyle de ilgilenmiştir. Zira Müntehe’l-idrâk’m mukaddimesin­de bu eseri öğrencileri için yazdığını be­lirtir. et-Tebşıro’nm mukad­dimesinde de mantık ilmi konusunda ha­cimli bir kitap yazmakta olduğunu haber verir; fakat bu eseri günümüze ulaşma­mıştır.

Hârizmşahlar Devleti Hükümdarı Atsız’ın 17 Rebîülevvel 536’da (20 Ekim 1141} ele geçirdiği Merv’den ayrılırken beraberinde götürdüğü âlimler arasında Haraki de bulunuyordu jBeyhakî, s. 155; İbnü’l-Esîr, et-Kâmit, XI, 88); ancak Sul­tan Sencer’İn bir yıl sonra Hârizm’i kuşat­ması üzerine Atsız’ın Selçuktular’a bağlı­lığını arzedip Merv’den aldıklarını geri vermesi sırasında o da evine dönmüş ol­malıdır. Hârizm’de uzun süre kalmadığı, Sem’ânî’nin bu hususa temas etmeyip sadece, onun Merv’de yaşadığını, SS3 yılı ramazan bayramı günü sabahleyin (26 Ekim 1158) vefat ettiğini ve orada topra­ğa verildiğini söylemesinden anlaşılmak­tadır {et-Tahbîr, I, 422).

Haraki dinî, aklî, riyâzî ilimler ve felse­fe alanında şöhretini kendi dönemine kabul ettirmiş bir âlimdir. Sonraki asırla­rın ilim hayatını etkileyen yanı ise astro­nomi ve coğrafyaya münhasır kalmıştır. Onu bugüne kadar yaşatan iki önemli eseri bu konulardadır. Haraki, bu çalış­malarında kozmografya ile coğrafyayı ay­rı bölümlerde ele almış, bu suretle X. yüz­yıl ortalarında vasfı coğrafyayı (fizikî coğ­rafya) riyâzî coğrafyaya bağlamaya yö­nelik akıma yeni bir yön kazandırmıştır (Krachkovski, I. 316). İlk eseri Müntehe’i-idrâk’te, denizler konusunda geniş bilgi verdiği ikinci makalenin ikinci babı fizikî coğrafya için Özel bir önem taşımaktadır. Aslında Ceyhânrye dayanan bu bölüm et-Tebşıra’da yoktur; bu bakımdan İkinci eserinin coğrafya ile ilgisinin az olduğu söylenebilir. Fakat bu, VViedemann ve Krachkovski’nin ileri sürdükleri gibi et-Tebşıra’da yalnız astronomiden bahse­dilmiş ve coğrafya konuları ihmal edilmiş (lA, V/I, s. 449; Krachkovski, I, 317) değil­dir. Kendi zamanına kadar gelmiş astrono­mi ve coğrafya bilgilerini özetleyen Hara­ki, Hâzin ve Îbnü’l-Heysem’in gezegenler ve yıldızların mevhum daireler üzerinde değil, iç içe düzenli ve devamlı dönen küre­sel yüzeyler üzerinde hareket ettikleri gö­rüşünü açık ve inandırıcı biçimde anlat­mıştır. Bu sayede, bir gezegenin hareke­ti sırasında önündeki havayı sıkıştırarak arkasında bir boşluk bıraktığı görüşü ter­kedilmiştir. Onun astronomi alanındaki ça­lışmaları, Suter’in, İbnü’l-Heysem’in Ki-tâb fî hey’eti’l-‘âlem’unn İslâm ilim dün­yasını asla etkilemediği halde hıristiyan ve yahudiler arasında çok meşhur oldu­ğu yolundaki görüşünün (M, V/2, s. 860) gerçeğe uymadığını ortaya koymaktadır.

Krachkovski, Haraki’nin eserinin eski La­tince risalelerde anıldığını tesbit etmiş­tir (a.y.}. Ünlü riyâziyyât âlimi Kutbüddîn-i Şîrâzî (ö. 710/1311), Nihâyetü’l-idrâk’i-nin sonunda faydalandığı kaynaklar ara­sına Haraki’nin bu iki kitabını da katmış­tır.