Ali Muhammed Bab Kimdir, Hayatı, Felsefesi, Eserleri, Hakkında Bilgi

ALİ MEHMED BAB (1812-1849)

İranlı mutasavvıf. Babîye mezhebinin kurucusudur. Tanrı’nın bütün somut varlıklarda göründüğünü ileri sürmüştür.

Şiraz’da doğdu, Tebriz’de öldü. Değişik kaynaklara göre eski bir aileden gelen, çok küçük yaşta tasavvuf konularıyla ilgilenmeye başlayan Ali Mehmed Bab, önce Şeyh Ahmed İhsai’den, onun ölümünden sonra yerine geçen Şeyh Seyyid Kâzım’dan ders aldı. Bir süre Kerbelâ’da, Şeyh Kâzım’ın yanında kaldı; ondan edindiği düşünceleri yaymak için yetki alınca hacca gitti. Hac dönüşünde Şiraz’da tasavvuf inançlarını yaymaya başladı; çevresinde büyük bir kalabalık toplanınca kuracağı mezhebin ilkelerini açıkladı. Çok genç olmasına karşılık bilgisinin derinliği ve genişliğiyle sağladığı etki büyük oldu. Bu niteliği yüzünden kendisine Arapça kapı anlamına gelen “Bab” sanı verildi. Bu sözcük, peygamberin “ben bilim ili isem Ali o ilin kapısıdır” anlamına gelen “ene medinetü’l ilm ve Ali babuha” hadisinden alınmıştır. Ali Mehmed’in, öğrenim gördüğü şeyhlerden esinlenerek kurduğu mezhebin Babîye adını almasının nedeni bu olaydır.

Ali Mehmed Bab, yalnız tasavvuf bilgileri edinmekle kalmamış İslam bilimlerini, İslam mezheplerini, hukukunu, Şeriat’ın bütün ayrıntılarını öğrenmiş ayrıca yeni düşünceler ileri sürmüştür. Bu yeniliklerin başında kurduğu mezhebin doğrudan doğruya toplumun yapısından, yaşanan olaylardan, günlük insan ilişkilerinden kaynaklanması gelir. Babîye ya da Babîlik’in bir mezhep değil tarikat olduğunu ileri sürenler bulunduğu gibi yeni bir mezhep özelliği taşıdığını, tarikatın sınırlarım aştığını, daha geniş bir yapı içerdiğini söyleyenler de vardır. Ancak, bir din kurumu olduğu, İslam inançlarına yeni yorumlar getirerek oluştuğu kesindir.

Ali Mehmed düşüncelerini etkili konuşmalarıyla, yaşamdan örnekler getirerek açıklar, bunların, çevresinde toplananlarca daha geniş bir alana yayılmasını isterdi. Bu nedenle, kısa süre içinde, görüşleri İran’ın büyük bir bölümüne yayılmış, yönetimi sarsacak boyutlara ulaşmıştı. Bu durumdan ürken ve Ali Mehmed’in düşüncelerinden korkan kışkırtıcıların da etkisi altında kalan Nasreddin Şah, hızla yayılan Babîlik’i önlemek, ayaklanmaya başlayan Babî yandaşlarını sindirmek için olaya elkoydu. Ayaklanmaların başlıca nedeni olarak görülen Ali Mehmed Bab yakalanınca Tebriz’de bir askeri kışlaya götürüldü; kurşuna dizilmek üzere bir ağaca asıldı. Söylenceye göre, atılan kurşunlar yalnızca ipi kesip gövdesine gelmeyince Ali Mehmed Bab yere bastı, olayı gören topluluk ürktü. Ali Mehmed Bab, ağır adımlarla topluluğun üzerine doğru gülerek yürüdü. Askerlerce yeniden yakalanıp kurşuna dizilen Ali Mehmed Bab’m ölümü üzerine ayaklanma daha geniş boyutlara ulaştı; Babîler değişik illerde örgütlendi. Nasreddin Şah’ı, sarayına bahçıvan olarak sızıp öldürme girişiminde bulundular, ama şah aldığı yaralardan ölmedi. Bu olayda yakalanan Babîler büyük acıla çektirilerek öldürüldü.