Elfride Jelinek – Piyanist

Elfride Jelinek –
Piyanist

Erika
Kohut

Erika
bazen olağanüstü hızlı hareket ettiği için annesi kızına “kasırgam” derdi.

…görünmeden
odasına ulaşmanın derdindeydi.

Anne,

Erika’nın
evin yolunu neden bu kadar geç bulduğunu öğrenmek istiyordu.

(Erika,
kendi için bir elbise satın alıp çantasında gizleyerek odasına ulaşmaya
çalışıyordu).

Paranı
nasıl böyle boşa harcayabildin,

Anne,
her şeyi daha sonra istiyor.

Daha
sonra keyfini sürebilmek için bugün biriktirmekten yana.

Bu
elbisenin modası gelecek yıl bile değil, bir sonraki ay geçmiş olacak. Oysa
para her zaman moda.

Erika’nın
odasının kilidi yok; zaten çocukların sırları olmaz.

Erika
ayda bir gün kafeye gider, annesi de onun hangi kafeye gittiğini bilirdi.

Viyana
Konservatuarı’nda piyano öğretmenliği yapmaktadır Erika.

Bütün
bu giysileri hiç giymedi. Dolaptaki giysiler, akşam olunca Erika’nın eve
gelmesini beklemeleri için sadece.

Erika,
en sonunda babasının delirerek, çevre için tehlike oluşturmaması için bir
hastaneye kapatıldığı yirmi yıllık evliliğin ardından gelmiştir dünyaya.

Her
çocuk, eğer engellenmezse, içgüdüsel olarak pisliğe ve boka eğilimlidir.

Anne,
çocuğun hayatını kendisi değerlendirmek istemektedir.

…sanatın
tatili yoktur, sanat sürekli peşinizdedir ve sanatçı da bundan hiç şikâyetçi
olmaz. (s. 29)

Bu
yaşlılar defalarca uyarılmıştır, ama yüreklerini ve kapılarını hep açarlar
yabancılara, yalnızdırlar çünkü.

Önlem
almak pişman olmaktan daha iyidir.

Şarkı
söylemiyorlar, çünkü müzikten anlayanlar, müziği kendi söyledikleri şarkılarla
rezil etmek istemezler. (s. 32)

Erika
kendisini herkes tarafından dışlanmış hissediyor, çünkü herkes tarafından
dışlanmış durumda.

Kendi
bedeni tabu Erika’ya, dokunmak yok.

Genç
adam günün birinde öğretmenini uzun uzun öpmek ve ellerini kadının bedeninde
gezdirmek istiyor.

…niyeti
bu deneyden daha sonra yaşayacağı daha ciddi aşkları için bazı şeyler elde
etmek.

Walter
Klemmer, oda orkestrasının provalarını dinliyor.

…gerçekte
Erika’yı izlemekte. Kadının piyano çalarken yaptığı hiçbir hareketi gözden
kaçırmıyor; amacı,

Erkeklere
özgü bir tavırla kadını güvensizleştirmek.

Tek
başına güzel bir yüz çabuk tüketir kendisini. (s. 164)

Eğer
yetkisiz kişiler tarafından ele geçirilmişse bütün duygular her zaman
gülünçtür. (s. 170)

Eğer
Klemmer ona şiddet uygulamayı reddedecek olursa, Erika’dan tamamen yoksun
kalacak, bu kesin.

Klemmer,

Ne
istiyor bu kadın benden diye düşünüyor ve ürperiyor.

Âşık
olanlar birbirlerinin en derin bölgelerine girebildiklerini, açıklanabilecek
sırların kalmadığını sanırlar.

İnsanlar
kendi sınırlarını tanımalı ve sınır, acının hissedileceği yerde başlıyor. (s.
222)

…çocuk
durumun ciddiyetini tam olarak kavramış değil, hâlâ işin alayında.

…kadının
istediklerine, er ya da geç ölmeksizin, hiç kimse katlanamaz. Acının demirbaş
listesi adeta. Demek seni sadece bir eşya gibi görmeliyim. (s. 223)

Kadın
cinsini kim tam olarak tanıyabilmiş ki zaten? Kadın sadece kendisini düşünüyor.
Şimdi keşfetti bunu. (s. 225)

Nihayet
itiraf etti, yıllardır bu dayağın hasretini çekiyormuş. Yıllardır beklediği
efendiyi nihayet bulduğunu düşünüyor kadın. (s. 236)

Erika
Khut bir öfke, hırs, tutku coşkunluğu olmaksızın bıçağı omzunda bir yere saplar
saplamaz kan fışkırıyor.

Çelik
içeri girdi ve Erika oradan gidiyor. Taşıta binmiyor. Bir elini yaranın üzerine
koydu. Kimse arkasından gelmiyor.

…içi
boş bir gemi su alıyor sanki…

Eve
gidiyor.

Die
Klavierspielerin

Türkçeleştiren:
Süheyla Kaya

Everest
Yayınları

Ocak,
2002