Derviş Paşa Kimdir, Hayatı, Dönemi, Hakkında Bilgi

95

Derviş Paşa, (ö. 1015/1606) Osmanlı veziriazamı.

Bazı eserlerde adı Derviş Mehmed ola­rak da geçer. Boşnak asıllı olup Ende­run’da yetişti. Daha sonra Bostancı Ocağı’nda kethüda oldu. 1013 Şabanında bostancıbaşılık görevinde bu­lunuyordu. I. Ahmed’in annesi Handan Sultan nezdinde itibar sahibi olduğu zikredilir. I. Ahmed’in Bursa ziyareti sırasında İs­tanbul muhafızlığında bulundu. 18 Ocak 1606’da vezâretle kaptan-ı deryalığa getirildi ve kendisinden önceki kaptanın has “lan ona tahsis edildi. Bu görevde iken donanma ge­milerinin tamiri ve yenilerinin inşası ile ilgilenerek üç ay içinde Akdeniz’e gön­derilmek üzere elli parça kadırgayı ha­zır hale getirdi. Saraya olan yakınlığı do­layısıyla devlet işlerinde sözü geçen ve I. Ahmed’i etkisi altına alan Derviş Paşa, Macaristan seferiyle meşgul olan Vezî-riâzam Lala Mehmed Paşa’yı gözden dü­şürmeye çalıştı. Özellikle Anadolu’daki karışıklıklar ve Şah Abbas’ın Osmanlı top­raklarına yönelik saldırıları dolayısıyla veziriazamın bizzat İran Seferi’ne çıkma­sı gerektiğini padişaha telkin etti. Bir yandan da Lala Mehmed Paşa’nın yakın adamı yeniçeri ağası Hüseyin’i Halep beylerbeyiliğiyle İstanbul’dan uzaklaştırdı. İsteği doğrultusunda İran seferi serdarlığı ile görevlendirilen yaşlı ve hasta ve­ziriazam ordu Üsküdar’a geçtiği sırada vefat etti. Lala Mehmed Paşa’nın hiz­metinde bulunan Peçuylu îbrâhim, Şeyhülislâm Sun’ullah Efendi’nin Defterdar Bakî Paşa’ya yaşlı veziriazamın, tedavi­siyle uğraşan bir Portekizli hekim tara­fından zehirlendiğini söylediğini belirte­rek bunda Derviş Paşa’nın rolü olduğu­nu ima eder.

Mehmed Paşa’nın ölümü üzerine ve-zîriâzam olan Derviş Paşa, bu defa zahire sıkın­tısı çekilebileceği ve geç kalındığı gerek­çesiyle seferin ertelenmesi için I. Ah­med’i ikna etti. Ancak bu konuyla ilgili müşavere meclisinde Şeyhülislâm Sun’ul­lah Efendi, Üsküdar’da bulunan ordunun sefere çıkmasının daha uygun olacağını ileri sürdü. Tartışmalar sonunda Şark seferi serdarlığı Deli Ferhad Paşa’ya verildi, veziriazamı sefere göndermek is­tediği İçin de Sun’ullah Efendi görevin­den azledildi. Böylece İstanbul’da kalan Derviş Paşa bazı devlet işlerindeki usulsüzlüklere el attı. Öncelikle Avusturya ile barış yapılması işine yöneldi. Elçileri Lello vasıtasıyla İngiliz kralından uygun bir antlaşma için aracı olmasını istedi. Sa­vaşların ağır masrafları yüzünden orta­ya çıkan para sıkıntısına çareler aradı. Özellikle dinî hizmet görenlerin geçim­leri dışında oldukça fazlalaşmış olan tahsisatlarının (duâgûluk vazifeleri) kesilme­sini ve varlıklı yahudilerin ihtiyaç fazlası gümüş ve mücevherlerine, karşılığı bir iki yılda devletçe ödenmek üzere el ko­nulmasını düşünmüştü. Yaptığı icraat­larla yeniçerilerin güvenini kazanırken bu iki zümre kendisine düşman oldu. Rüşvet alanlar, görevlerinde suistimai-de bulunanlar ve sahte para basanlara karşı sert bir mücadeleye girişti. Avus­turya ile devam eden barış müzakerele­rini bir sonuca bağlayan, Osmanlı siyasî ve diplomasi tarihinde oldukça önemli bir yeri bulunan Zitvatorok Antlaşması onun sadâreti sırasında imzalandı.

Bu sırada Şark seferi serdarı Ferhad Paşa’nın Celâlîler’e karşı Kayseri ve Kon-ya’daki başarısızlık haberleri geliyordu. Ordudaki sipahilerden sonra mevâciblerini alamayan yeniçeriler isyan etmiş, Ferhad Paşa’nın izin vermesiyle bu as­kerler Üsküdar’a gelmişlerdi. Öte yan­dan Canbulatoğlu isyanı da alevlenmiş­ti. Vezîriâzam bölükbaşıları aracılığıyla askerlerin karşıya geçmemelerini, Aydın ve Saruhan’da kışlamalarını emrederken Muallim-i Sultânı Mustafa Efendi ile Ebü’l-Meyâmin Mustafa Efendi’nin ve­fatıyla tekrar şeyhülislâm olan Sun’uİ-lah Efendi’nin telkinleri sonucu azledi­lip ortadan kaldırılması karan alınmıştı. Azledildiğinden habersiz saraya davet edilen vezîriâzam burada boğularak öl­dürüldü.

Derviş Paşa’nın idam sebebi olarak, düşmanlarının konağına Hz. îsâ ile Hz. Meryem’in resimlerini koyup onu Hıris­tiyanlık’la itham etmeleri, Demirkapı ci­varında yaptırdığı konağın bina emini olan yahudinin bazı sebeplerle ona kin besleyerek konak surlarıyla has bahçe arasındaki ahınn altından Enderun’a uza­nan gizli bir dehliz açtırdığını ihbar et­mesi, İstanbul evlerinden şahnişin başı­na 1000 akçe vergi almaya kalkışması, yahudiler hakkındaki düşünceleri dolayısıyla bu zümrenin saraydaki ilgililere 400.000 altın dağıtıp onların aleyhine teşvik etmeleri gibi çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Vefatına, “Kıydı Dervîş’ine şâh” (1015) mısraı ile tarih düşürülen Derviş Paşa’nın katlinden dolayı I. Ahmed’in birkaç gün sonra pişman oldu­ğu da belirtilir. Cesedinin Üsküdar’da Miskinler yakınlarında defnedildiği ka­yıtlıdır. Devlet tarafından el konan mal­larından Büyükçekmece civarı köylerin­deki çiftlikleri Doğancıbaşı Hafız Ahmed Ağa’ya, Demirkapı’daki konağı önce Mısır muhafızı Ha­san Paşa’ya, sonra Reîsülküttâb Hamza Efendi’ye temlik edildi.

Derviş Paşa’yı gayet mağrur, kendi bildiğinden şaşmayan, oldukça zalim bir kişi olarak tanıtan Osmanlı tarihçileri genellikle onun aleyhinde İfadeler kul­lanmışlardır. Azmîzâde HâletJ, vezîriâ-zamın bu halini tasvir İçin seksen beyitlik Hadd-i Mestân adlı bir kaside yaz­mıştır. Öte yandan çağdaşı İngiliz elçisi Lello onu bu mevkide gördüklerinin en azimlisi ve beceriklisi olarak tavsif eder.

Diyanet İslam Ansiklopedisi