Celaleddin Ergun Kimdir, Hayatı, Eserleri, Hakkında Bilgi

0
44

Celâleddin Ergun, (ö. 775/1373) Mevlevîliğin yayılmasını sağlayan ilk Mevlevî şeyhlerinden.

Kütahya’da doğdu. Ölümünden yakla­şık üç buçuk asır sonra kaleme alınan ve hayatı hakkında tek kaynak olan Kü­tahya Mevlevîhânesi şeyhlerinden Sâkıb Dede’nin (ö. 1148/1735) Sefîne-i Mevleviyye’sindeki bilgilere göre Burhâneddin İlyas Paşa’nın oğlu, Germiyanoğlu Sü­leyman Paşa’nın torunudur. Süleyman Paşa Sultan Veled’in kızıyla evlendiğin­den Celâleddin Ergun’a da Çelebi un­vanı verilmiştir. Ulu Arif Çelebi (ö. 719/ 1320), Emîr Âlim Çelebi (ö. 739/1338) ve Emîr Vâcid Çelebi’den (ö. 742/1342) fe­yiz aldı. Sâkıb Dede, Mevlevîliğin ilk dö­nemlerinde tarikatın yayılmasında bü­yük hizmetleri olan Dîvâne Mehmed Çelebi’nin babası Abâpûş-i Velî’den de (ö. 890/1485) istifade ettiğini söylerse de bu tarih bakımından mümkün değildir. Bir ara Bursa’ya giderek Geyikli Baba’nın sohbetlerine katıldı. Sâkıb Dede. Ahî Evran’ın Celâleddin Ergun’un müridi ol­duğunu. Ahî Mustafa ve Ahî Erbasan ad­lı iki fütüvvet şeyhinin de kendisine in­tisap ettiğini söyler.

Konya’da Şems makamında yedi terkli Şemsî tac giyerek hilâfet alan Ergun Çe­lebi, bir süre sonra Kütahya’da İmâdüddin Hezâr tarafından yaptırılan mevlevîhânenin ilk postnişini oldu. Uzun müd­det şeyhlik yaptıktan sonra burada öl­dü ve dergâhın hazîresine defnedildi. Vefatından önce makamını oğlu Burhâneddin İlyas Çelebi’ye bıraktı. Onun ye­rine de İlyas Paşa’nın torunu Zeyneddin Çelebi şeyh oldu. Erguniyye Dergâhı di­ye anılan Kütahya Mevlevîhânesi, Konya ve Karahisar (Afyon) mevlevîhânelerinden sonra Mevlevîliğin üçüncü önemli merkezi haline gelmiştir.

Sâkıb Dede Celâleddin Çelebi’yle ilgili birçok olay ve menkıbe anlatır. A. Gölpınarlı, Sefîne-i Mevieviyye’de onunla il­gili olarak yer alan bazı bilgilerin (s. 59-96) tarihî gerçeklere uymadığını söyleyerek bunların ihtiyatla kullanılması ge­rektiğine işaret eder. Mevlevîlik tarihin­de önemli bir yeri olan Celâleddin Ergun hakkında, tarikatın ana biyografik eseri Ahmed Eflâkî’nin Menâkıbü’l-‘ârilîn’inde herhangi bir bilginin bulunmaması dikkat çekici bir husustur.

Eserleri

1- Gencnâme. “İnsân-ı kâ­mil” kavramını anlatan Türkçe kırk beyitlik bu mesneviyi Sâkıb Dede eserine iktibas etmiştir Mesnevinin bir beytinde geçen “Fâizî” mahlasından ha­reketle Gencname’nin Celâleddin Er-gun’a ait olmadığı öne sürülmüştür.

İşâretü’l-beşare. Mev­levi âyininin özelliklerinin anlatıldığı eser on sekiz “nükte”ye ayrılmıştır. Sâkıb Dede’nin kendi üslûbuna dönüştürerek ese­rine aldığı (s. 77-83) bu risalenin de Mevlevî âyininin son şeklini aldıktan sonra 2- Kaleme alındığı için başka bir müellife ait olduğu ileri sürülmüştür.

Celâleddin Ergun’un Arapça ve Fars­ça bazı tasavvufî-ahlâkî sözlerini akta­rarak tercüme ve şerheden Sâkıb Dede, onun ayrıca Çihl Kelime-i Tayyibe adlı mensur bir eseri ol­duğunu söyler.