Biruni Hayatı ve Eserleri

 

973  Yılında Harizm’in merkezi Kâs’ta doğdu. Esas adı Ebû Reyhan b. Muhammed’dir. Küçük yaşta babasını kaybetti. Tahsil çağına girdiğinde Hârizmşahların himayesine alındı ve saray terbiyesiyle yetişmesine özen gösterildi. Gazneli Mahmud Hindistan’ı alınca hocalarıyla Bîrûnî’yi de oraya götürdü.

Arapça, Farsça, Ibrânîce, Rumca, Süryânice, Yunanca ve Çinçe gibi daha birçok lisan biliyordu. Matematik, Astronomi, Geometri, Fizik, Kimya, Tıp, Eczacılık, Tarih, Coğrafya, Filoloji, Etnoloji, Jeoloji, Dinler ve Mezhepler Tarihi gibi 30 kadar ilim dalında çalışmalar yaptı, eserler verdi. 1051 yılında Gazne’de hayata gözlerini yumdu.

Biruni’ye göre kişi yaptığı işten tat almalıdır. İlim hazzı yani hak ve hakikati araştırma zevki en yüksek zevkler arasındadır. O şöyle demektedir: “ilim adamına yani ilim hizmetçisine lazım ve kaçınılamaz olan şey, ilmin bütün sahalarında yeterli bir seviyede olamasa bile, ilimler arasında bir ayrım yapmamak herbirini hakkını vermektir. Çünkü ilim güzeldir lezzeti de kalıcıdır. Araştırma boyunca bu lezzet sürer gider. Araştırma bitince lezzette son bulur. İlim adamı kendinden önce gelen ilim adamlarına hor gözle bakmamalı; tevazu ile eserlerine yaklaşıp, istifade etmelidir. Böylece en doğru ve sağlam bilgilere ulaşacak, kusurlu, hatalı bilgilerden uzak durmuş olacaktır.

 

 

İlmin ilerlemesi ve gelişmesi için ortam önemlidir. Bunun için:

 

 

  İlmi düşünceye serbestlik tanınmalı yani ilimde söz sahibi olanlar fikir hürriyetine sahip olmalı.

 

  İlmi çalışmalar açık ve sağlam metotlara dayanmalı.

 

  İlim; batıl düşüncelerden, sihir ve hurafelerden arındırılmış olmalı.

 

  Gerçek ilim adamlarının çalışma zevk, şevk ve gayretlerini arttıran teşvik tedbirleri alınmalı.

 

  İlmin ilerlemesi için gerekli her türlü maddi, sosyal, teknik şartlar ve imkânlar hazırlanmalı.

 

  İlme, ilmi eserlere ve ilim adamlarına hürmet edilmeli itibarları sağlanmalı.

 

  İnsanların dikkat ve alakalarını ilmi konulara çekme çalışmaları yapılmalı.

 

  Devletin ileri gelen adamları ilmin gelişmesi için gereken tedbirleri tespit edip hemen bunları tatbik etmeli.

 

 

 

Biruni’nin Eserleri

 

 

 

Biruni 63 yaşındayken arkadaşına yazdığı bir mektupta büyüklü küçüklü 180 ‘i bulan eserlerinden sözetmektedir. Ne yazık ki bunlardan ancak 27 tanesi günümüze kadar gelebilmiştir. Eserlerini dönemin geleneğine uyarak kendi anadili olan Türkçe yerine pek azı dışında Arapça olarak yazmıştır.

 

Asar-ül-Bakiyye: Biruni bu eserini 28 yaşında yazmıştır. Arapça telif eser olup, Cürcan hükümdarı Kâbus bin Yaşgir’e ithaf edilmiştir. 1878-1879 senesinde İngilizce’ye tercüme edilen eser 1923 yılında tekrar basılmıştır. Eser beynelmilel bir kronoloji, takvim, tarih, kültür ve astronomi konularını ihtiva etmekte olup, ilmi değerini günümüzde bile sürdürmektedir.

 

Tahdidu Nihayet-il-Emakin li-tashih-il-Mesakin: 1015 senesinde tamamladığı bu eserde matemetiki coğrafyanın inceleme metotları anlatılmıştır. Harezm, Hindistan ve Afganistan’da yaptığı rasatları ile jeoloji ve jeodeziye ait meselelerden bahsetmekte; trigonometri ile ilgili yeni kavramlar ve yorumlar getirmektedir. Bu eseri ile Biruni jeodezi ilminin kurucusu sayılmaktadır.

 

El-Kanun-ül-Mes’udi: Astronomik coğrafya demek olan bu eser Biruni’nin en büyük eseridir. Bu eseri ciddi, ehemmiyeti haiz bir matematik ansiklopedisi mahiyetinde olup, devrinin birçok yenilik ve keşiflerini ihtiva etmektedir.

 

Kitab-üt-Tefhim fi Evaili Sanaat-it-Tencim, Kitab-ül Cevahir fi Ma’rifet-il-Cevahir: Bu eseri kıymetli taşlar ve madenlerden bahsetmektedir. Biruni izafi yoğunlukları “mahruti aleti” dediği ve en eski piknometre diyebileceğimiz bir alet vasıtasıyla tayin etmekteydi. Onun sıcak ve soğuk su arasındaki ağırlık farkını daha o vakit 0,041677 olarak tespite muvaffak olduğu bilinirse, kendisinin ne mahir bir ilim adamı olduğu ortaya çıkar. Altının, zümrüdün, kuvarsın izafi kesafetini Biruni daha o zamanlar tayin etmiştir.

 

Kitab-üs-Saydala: Tıp ve eczacılık konusunda yazdığı ansiklopedik mahiyette bir eserdir. Eserde ilaçların ve otların isimleri; Arapça, Farsça, Yunanca, Süryanice, Sanskritçe, Hintçe ve Türkçe olarak kaydedilmiş özellikleri açıklanmıştır.

 

Tahkiku ma lil-Hind: Bu eserini Gazneli Mahmut ile birlikte gittiği Hint seferinde Hint dini, kültür ve felsefesini ve Sanskritçeyi öğrenip katılımlı gözlemle hazırlamıştır.

 

Çok yönlü bir ilim adamı olan Biruni’nin eserleri, matematik, astronomi, tıp, trigonometri, fizik, tabiat bilimleri, eczacılık, yerbilim, coğrafya, tarih, sosyoloji etnoloji, dinler tarihi, dilbilim konularını içermektedir. Sosyal bilimler bakımından bizi ilgilendiren en önemli eseri Tahkiku ma lil-Hind adlı eseridir[1]*. Eser Hint kültürü ile ilgili olmasına rağmen coğrafya ve tarih çalışmaları ile birlikte değerlendirildiğinde, İbn Haldun’un sosyolojideki konumu ne ise, Biruni’nin antropolojideki yeri aynıdır. O şöyle diyordu: “İnsanların düşünce ve inançları türlü türlüdür. Dünydaki gelişme ve esenlikler de bu inanç çeşitliğinden doğarlar”.

 

Biruni coğrafyaya ait olmak üzere müstakil eserler de vermiştir. Çapı 6,8 m kadar büyük bir yarım küre yaparak, coğrafi mevkilerin enlem ve boylamlarını kendi incelemeleri ile tespit ederek, üzerine kaydetmiştir. Ne yazık ki bu eser ziyan olmuştur.

 

 

Taksim-ül-Ekalim adlı bir coğrafya eser ile Tefhim’den alınan bir harita da elde bulunmaktadır. Biruni mühendis ve coğrafyacı olduğu kadar da büyük bir tarihçiydi. Onun Harezm tarihine dair Ahbar-ül-Harezm ve Meşahir-ül-Harezm adındaki eserleri; Gazneliler tarihine dair, Tarihu Eyyam-is, Sultan Mahmud’u; Manihailer ve karamitalılar tarihine dair, Tarih-ül-Mübayyeze vel-Karamita adlı eserleri ile tarih tenkidine ait olduğu isminden anlaşılan Tenkit-üt-Tevarih adlı bir eseri olduğu bilinmektedir.

 

Jeodeziye dair ilk eseri Biruni yazmıştır. Bu sahada yazılan eserler, ancak 8 asır sonra görülmüştür. Işık hızının varlığını ve bunun sesten kat kat fazla olduğunu belirtmiştir.

 

Biruni ilmi araştırmalarında metot olarak, hem teoriyi hem de tecrübeyi birlikte esas alıyordu. Ayrıca tecrübeyi tekrar tekrar yapmak ve neticeye bu yoldan ulaşmak ilmi çalışmanın temelini teşkil ediyordu