Avrupa’nın Krizi

Ricoeur İle
Söyleşiler

Kabul edilemez olan her seferinde eşsizdir. Bununla birlikte
acı paylaşılmaz. Her seferinde onu çeken için biriciktir. İkinci olarak da bir
vakanüs tekliği vardır. Buna göre her olay tektir, yinelenemez.

Yurttaş, tarihi oluşturur. Tarihi oluşturmakla, tarihi
yapmayı birbirinden ayırmak gerekir. Tarihçi ve yargıç kendi tarzlarında tarih
yaparlar. Ama biz tarihi yazarız.

Belleğin karşısında unutuş yoktur.

İz olan herşey yok olabilir.

Bazı anıların geri dönüşü, sandığımızdan daha az şeyi
unuttuğumuzu gösteriyor.

Herhangi bir şey anımsanabilir, ama unutuş hedeflenemez o
bir durumdur.

Tasarlanmadan gerçekleşen bir unutuş vardır.

İnsan anlatırken her şeyi anlatmaz, elinden gelmez, işte
bununla ilgilidir o. Anlatı seçmelidir, aralıklı, artık bir unutuş vardır.

Din, içlerindeki iyiliği bulmalarında insanlara yardım eder.

Zaman içindeki yerimizi kavramamızı ne sağlıyor? Anlatı.

Kötülük figürünü temelde ne
oluşturur?

Belki melankoli, yani bitmiş
olanın üzüntüsünü sevme… Belki de insanın asıl kendisine, kendine karşı iyi
niyetli olması en zoru.

Ben eylemimin öznesiyim; anlatı eylemi kimin yaptığı
sorusuna cevap verir.

İnsanlığın hiçbir zaman kötülük problemiyle cepheden
yüzleşmemiş, kötüyü hiçbir zaman doğrudan ele almamış hep büyük mitlerin
parmaklığın arkasından kötülüğe bakmış olması enigmatik bir olgudur.

Hermenötiğin kaynağı, farklı okunabilen metinlerin
eleştirisidir.

Metin, söylemin büyük birliğidir.

Bana ait olan şey, tarihle hafızayı birlikte ele almamdır.

Herhangi birinin sesinin duyulabileceği bir yerin her zaman
varolduğunu düşünüyorum. Ama o söz her zaman her yerde ve herkes tarafından
duyulmaz.

Avrupa’nın Krizi

Derleyen: Önay Sözer & Ali Vahit Turan

Dost Kitabevi, Mart 2007, Ankara