Ali Şirugani Kimdir, Hayatı, Eserleri

33

Ali Şîruganî, (ö. 1126/1714) Türk mûsikisinde en çok dini eser besteleyen Gülşenî şeyhi.

Kaynaklarda adıyla birlikte zikredilen “Şîruganî” kelimesinin ne anlama geldiği tesbit edilememiştir. İstanbul’da doğ­du. Doğum tarihi, ailesi ve tahsili hak­kında bilgi bulunmamakta ise de iyi bir mûsiki öğrenimi gördüğü anlaşılmakta­dır. Gülşeniyye tarikatına intisap ede­rek tasavvufi bilgisini ilerletti. Şehremini’deki Hulvî Tekkesi şeyhi Sinan Efen’dinin 1107’de (1695-96) vefatı üzerine bu dergâha şeyh tayin edildi ve vefatı­na kadar bu görevde kaldı. Kabri aynı dergâhın hazîresindedir.

Ölümünden sonra burası Şîruganî Tek­kesi adıyla anılmaya başlandı. Güldeste’de Bursalı Muhzirzâde Salih Çelebi’den (ö. 1666) bahsedilirken, “İstanbul’da ilm-i mûsikînin pederü mâderi üstâd-ı nâdirü’l-misl Gülşenî Derviş Ali’den ta’lîm-i ezkâr ve esvât etmekle” şeklin­deki ifadeye bakılarak Şîruganînin uzun bir hayat sürdüğü söylenebilir. IV. Mehmed devrinde (1648-1687) şöhretinin en parlak zamanını yaşayan Ali Şîruganî, tasavvuftaki mevkii yanında asıl haklı ününü mûsikide kazanmıştır. Yaptığı di­nî ve din dışı bestelerle zamanının önem­li bestekârları arasında yer almış. Atrabü’l-âsâfda belirtildiğine göre 600’ün üzerinde dinî, 100’ün üzerinde de din dı­şı eser bestelemiştir.

Eserlerine, çeşitli el yazması güfte mecmualarında daha çok Dede, bazan da Dede Sinânî, Ali Dede, Derviş Ali, Der­viş Ali Sinânî. Derviş Ali Halvetî, Dede-i Atîk adlarıyla rastlanmaktadır. Dede-i Atîk tabiri, büyük bir ihtimalle, Türk mû­sikisinin diğer bir meşhur bestekârı olan ve kaynakların çoğunda Dede Efendi di­ye anılan Hammâmîzâde İsmail Dede (ö. 1846) ile karıştırılmaması için kullanıl­mış olmalıdır. Savt. tesbîh, tevşîh. durak ve ilâhilerden müteşekkil dinî bestelerinden yaklaşık 450’sinin güftesi tesbit edilmiştir. Zâkirler ve müezzinler tarafından büyük bir rağbetle okunan eserleri arasında duraklan, dinî mûsiki­nin en parlak besteleri arasında sayıl­maktadır. Dinî eserlerinde genellikle Abdülahad Nuri, Abdülkerim Fethî, Eşrefoğlu Rûmî, îsâ Mahvî, Niyâzî-i Mısrî ve Şemseddin Sivâsî gibi mutasavvıf-şairlerle İkbâlî mahlasını kullanan Sultan II. Mustafa’nın şiirlerini bestelemiş, bunlar­dan yaklaşık yirmi beşinin notası günü­müze ulaşmıştır. Ancak bestelediği mu­rabba ve semailerden hiçbirisi zamanı­mıza ulaşmamıştır.

Diyanet İslam Ansiklopedisi