Ali Rıfat Çağatay Kimdir, Hayatı, Sanatı, Hakkında Bilgi

0
45

Ali Rıfat Çağatay, (ö. 1935) Mûsiki muallimi, bestekâr ve ud icracısı.

İstanbul’da doğdu. Babası piyade kay­makamı Hasan Rifat Bey. annesi Ayşe Hanım’dır. Doğum tarihi kesin olarak bi­linmemektedir. Bu konuda Yılmaz Öztuna 1867, İbnülemin Mahmud Kemal ve Mustafa Rona 1869, Sadettin Nûzhet ise 1871 yılını vermektedir. Tahsili ve yetiş­mesi hakkında yeterli bilgi mevcut de­ğilse de iyi bir mûsiki öğrenimi gördü­ğü anlaşılmaktadır. Uzun süre Babıâli Me’mûrîn-i Mülkiyye Komisyonu mümeyyizliğinde bulundu. II. Meşrutiyetin ilâ­nından sonra Kadıköy’de kurduğu Şark Mûsiki Cemiyeti’nin ilk başkanlığını yaptı. Bu sıralarda Sadrazam Said Halim Paşa’nın kız kardeşi Prenses Zehra ile evlen­di. Bundan sonra Kızıltoprak’taki köşk­leri, hemen her akşam zamanın önemli musikişinaslarının katıldığı mûsiki icra ve sohbetlerinin yapıldığı bir sanat mah­fili haline geldi. Bir süre Avrupa’da bu­lundu. Fransa’da iken hanımının ölümü üzerine İstanbul’a döndü (1922). Kadı­köy’de Türk Mûsikisi Ocağı adlı bir ce­miyet kurdu ve Çamlıca Libadede Av­rupa’ya gitmeden önceki yaşayışına gö­re daha sakin bir hayat sürmeye başla­dı. 1923 yılında Nimet Hanım’la evlendi. 1927’de Muallim İsmail Hakkı Bey’in ve­fatı üzerine boşalan, İstanbul Belediye Konservatuvan Tarihi Türk Mûsikisi Eser­lerini Tesbit ve Tasnif Heyeti üyeliğine getirildi ve vefatına kadar bu görevde kaldı. Cem’iyyet-i Umûmiyye-i Belediyye üyeliği sırasında bir müddet Dârül-bedâyi-i Osmânî’nin mûsiki heyeti reisliği ile daha sonraları Mûsikî Federasyo­nu reisliklerinde bulundu. Hayatının bü­yük kısmını talebe yetiştirmekle geçir­di. Talebeleri arasında Mesut Cemil, Ûdî Sami Bey, Subhi Ziya Özbekkan. Selahattin Pınar ve Şerif Muhittin Targan en meşhurlarıdır. 3 Mart 1935’te vefat etti ve Karacaahmet Mezarlığına defnedil­di. Tanınmış idareci ve yazar Sâmih Ri­fat Bey ile Millî Mücadele’de hizmet gör­müş milis paşalarından yazar Cevat Ri­fat Atilhanın büyük ağabeyleriydi.

Son devir musikişinasları arasında önemli bir yeri olan Ali Rifat Bey, mûsi­ki nazariyatıyla ilgili çalışmaları yanında icracılığı ve bestekârlığı ile de tanınmış­tır. Sabırlı, kararlı ve devamlı bir çalış­ma temposuyla İstanbul Belediye Kon­servatuvan’nda Rauf Yekta Bey, Ahmet Irsoy ve Subhi Ezgi ile beraber yaptığı çalışmalar sonucu birçok dinî ve din dışı mûsiki eserinin unutulmaktan kurtarı­larak yeniden Türk mûsikisi repertuva-nna kazandırılmasında büyük emeği geç­miştir.

İyi Fransızca bildiği İçin zamanın belli başlı mûsiki kitaplarını ve diğer neşri­yatı inceleme imkânı buldu. Mûsikiyle ilgili makaleleri arasında “Fenn-i Mûsiki Nazariyat!” adlı makale serisi, haftalık Ma’lûmat mecmuasının 1-7, 9-11, 13, 14. 16. 20. 21. 23 ve 28. sayılarında tef­rika edilmiştir. Türk Ocagı’nın Türk Ta­rihi Heyeti üyeleri tarafından tercüme ve telif suretiyle hazırlanan ve 1930’da basılan Türk Tarihinin Ana Hatları ad­lı eserin muhtevasının yetersiz görülme­si üzerine 1932-1936 yıllan arasında ikin­ci defa aynı adla üç seri halinde yapılan bir çalışmayı gerçekleştiren heyetin üye­leri arasında Ali Rifat Bey de bulunuyor­du. 128 cüzlük bir takım teşkil eden ve müsveddeler halinde neşredilen bu yeni çalışmanın I. seri 15 ve 59. II. seri 6 ve 6/a numaralı mûsiki konusundaki fasiküllerini Ali Rifat Bey kaleme almıştır.

Ali Rifat Bey’in Türk mûsikisinin usul. makam ve üslûp olarak bütün incelik­lerine hakkıyla vakıf olduğu klasik ta­vırda bestelediği eserlerinde açıkça gö­rülmektedir. Kendinden önceki mûsi­ki üstatlarını yakından tanıma imkânı bulmuş, ayrıca zamanın musikişinasla­rından elde ettiği eserlerle kıymetli bir nota külliyatının sahibi olmuştur. Bu külliyatta yer alan Prens Abdülhalim Pa­şa nota koleksiyonunun ayrı bir değeri vardır.

Sesi güzel olan Ali Rifat Bey, tanbur ve kemence de çalmasına rağmen özel­likle iyi bir ud icracısı olarak tanındı. Bu sebeple devrinde Odî Ali Bey diye meş­hur oldu. Şöhreti Suriye ve Mısır gibi ül­kelere de yayıldı.

Türk mûsikisiyle ilgili klasik çalışma­ları yanında bu mûsikinin armonize edil­mesi üzerinde ısrarla durmaktaydı. Ka­dıköy Şark Mûsiki Cemiyeti’nde yönetti­ği Türk mûsikisi konserlerinin bazısın­da viyolonsel, kontrbas, flüt, piyano gibi Batı mûsikisi sazlarını da katarak Batılı anlamda orkestra yönetimi denemeleri yaptı. Bu çalışmalar çerçevesinde birta­kım klasik Türk mûsikisi eserlerini ar­monize etti.

Batı mûsikisi etkileri taşıyan bazı ça­lışmaları bulunmasına rağmen bestele­rinde genellikle Türk mûsikisi Özellikleri hâkimdir. Operet, marş, taksim, med-hal. peşrev, saz semaisi, beste, yürük semai, şarkı, türkü ve ilâhi gibi çeşitli formlarda eserler besteledi. Sözleri Mehmed Akif Ersoy’a ait olan İstiklâl Mar­şı, 1924-1930 yılları arasında Ali Rifat Bey’in acem-aşiran makamındaki bestesiyle okunup çalınmıştır. Günümüze elli altı eseri ulaşmıştır.

Diyanet İslam Ansiklopedisi